X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Tokat'tan Drakula geçti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Tokat'tan Drakula geçti

  • Giriş Tarihi: 9.7.2013

Drakula ve Radu 4 yıl Tokat'ta sürgün tutulduktan sonra Edirne'ye götürülür. Kentte Drakula'nın adı yüz yıllardır unutulmuyor

Tokat Anadolu'nun stratejik noktasındaki güvenli konumu zamanın en önemli ticaret ve ulaşım yollarının kavşağı oluşundan dolayı birçok ünlü ismi misafir etmiş bir tarihi kenttir. Güvenli konumu yanında dönemin en güvenli kalesine sahip oluşu da birçok önemli simanın gerek zorunlu iskân gerekse ceza için kale zindanlarında hapsine sebep olmuştur. Dünyanın en acımasız idarecisi Drakula Anadoluda'ki zorunlu sürgün hayatının en uzun ve önemli bölümünü (1443-1447 yıllarında) Tokat'ta geçirmiştir. Batılı tarihçi ve tarihi roman yazarları işlediği cinayetlerin sebebini özellikle Tokat kalesinde geçirdiği zorlu günlerin etkisine sebep olduğunu söylemektedirler. Bunların başında ünlü tarihi roman yazarı C.C. Humphrey's 2009 yılında yayınladığı "VLAD: THE LAST CONFESSION" (VLAD: Son İtiraf) adlı romanda en can alıcı ve yankı uyandıran bölüm Drakula'nın Tokat Kalesinde yaşadıklarına ait olanıdır. Yazar röportajında Tokat'ı döneminin Guantanamo'su olarak adlandırıp. "Türkler (Osmanlı) için Tokat günümüzün Guantanamo'su idi demektedir. Drakula'nın iktidarının en parlak dönemi olan 1461 yılında bataklık alanı kurutup üzerine Comana (Gümenek-Comana) adında bir kale-manastır inşa ettirmiş olmasıdır. Günümüzde Romanya'nın önemli milli park alanlarından sayılan bir bölge olan Comana Manastırı halen orjinal kısmı ile ayaktadır. Tarihçi Constantin Rezachevici son bulguların ışığında Drakula'nın kesik başından arta kalan cesedininde yine sanılanın aksine Sanagov Manastırı değilde Comana Manastırı'ndaki bir mezarda olduğunu söylemektedir. Ve Drakula sonunu hazırlayan isyanını Fatih Sultan Mehmet Han'ın Trabzon seferi sırasında (Ramazanı geçirmek için) Tokat Niksar da konakladığı sırada başlatmıştır.

NEDEN DRAKULA
Voyvoda III. Vlad, Vlad Tepeş, Drakula ya da Kazıklı Voyvoda'nın ataları 14.yüzyılın başlarından beri Eflâk'ın yani Güney Romanya'nın etkin yöneticileriydi. Dedesi Büyük Mircea, bütün haşmetine rağmen aman vermeyen Türk saldırıları altında Osmanlı egemenliğine girmek zorunda kaldı. Drakula'nın babası Vlad ise 1431 yılında Nürnberg'de Avrupa'nın çeşitli kral ailelerinin mensuplarından 24 kişinin yer aldığı "Ejderha Tarikatı" na katılmıştır. Bu tarikatın amacı, kiliseye karşı gelenlerle ve Türklerle savaşmaktı. Vlad ülkesinde, girdiği bu tarikattan dolayı,"Drakul" yani "ejderha" olarak adlandırıldı. Oğlu Kazıklı Voyvoda bu yüzden "Drakul'un oğlu" manasına gelen Drakula ismi ile anıldı.

OSMANLI'YA TUTSAK OLDU
II. Murad iki oğlu ile Gelibolu'ya giden Drakul'u esir alır. Drakul 1 yıl boyunca Gelibolu'da tutuklu kalır, daha sonra sultanın konuğu olarak başkent Edirne'ye götürülür. Sonunda Drakul hem İncil, hem de Kuran üzerine el basarak sultana karşı girişilecek herhangi bir harekâta katılmamaya yemin eder ve böylece serbest bırakılır. Gelecekteki bağlılığının bir kanıtı olarak iki oğlunu Türklere rehin bırakmak zorunda kalır. Drakula ve kardeşi Tokat Kalesi'nde 4 yıl rehin tutulur. 1431'de doğan Drakula (III. Vlad Tepeş) 11-12 yaşlarındayken küçük kardeşi Radu ile birlikte Osmanlı şehri Tokat'ta rehinlik günlerini yaşar. Drakula Osmanlıların II. Kosova Savaşı'nda Hunyadi komutasındaki Haçlı Ordusu'nu mağlup etmesinin ardından Osmanlı askerinin desteğiyle 1448'de Eflak Prensi olur. Ancak ilk hükümdarlığı 2 ay sürer. Eflak tahtındaki rakibi II. Vladislav onu mağlup ederek Türk topraklarına sürer. Vlad daha sonra Boğdan'a gider ve tekrar tahta geçer.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.