X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kayseri Barosu Başkanı Avukat Fevzi Konaç:
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Barosu Başkanı Avukat Fevzi Konaç:

  • Giriş Tarihi: 9.7.2015 14:38 Güncelleme Tarihi: 10.7.2015 16:30
KAYSERİ BAROSU BAŞKANI AVUKAT FEVZİ KONAÇ, DÜNYA HUKUK GÜNÜ NEDENİYLE BİR AÇIKLAMA YAPTI
Kayseri Barosu Başkanı Avukat Fevzi Konaç:

Barosu Başkanı Avukat Fevzi Konaç, Dünya Hukuk Günü ile ilgili olarak yaptığı açıklamasında, "BM ve NATO gibi aslında misyonunu tamamlamış, inandırıcılığını kaybetmiş dünya barışına dair kurulmuş organizasyonların bile işgal ve haksızlıkların yanında yer aldığı bir süreçte hukuk yoluyla barışın tesisi kuru bir masal ve aldatmacadır" dedi.
Kayseri Barosu Başkanı Avukat Fevzi Konaç, "’Hukuk yolu ile dünya sulhu’ konulu konferansların üçüncüsünün 10 Temmuz 1967 yılında Cenevre’de yapılması nedeniyle her yıl 10 Temmuz Dünya Hukuk Günü olarak kutlanıyor.
Adından yer aldığı şekliyle hukuk yolu ile dünya barışını sağlamak olarak kutlanılan 10 Temmuz Dünya Hukuk Gününde bu gün özellikle Ortadoğu ve gelişmemiş ülkelerin bulunduğu coğrafyalara bakıldığında, neredeyse çatışma, karışıklık, savaşlarla kan ve gözyaşının akmadığı bir bölgenin kalmadığı günler yaşanmaktadır. Uluslararası hukukun iflas ettiği bir dönemde hukukun neredeyse hiç bir anlam taşımadığı ortadayken, böyle bir günün varlığı sadece kağıt üstünde bir anlam ifade etmektedir." diye konuştu.
Fevzi Konaç, "Özellikle Ortadoğu ve ülkemizin içinde yer aldığı coğrafya göz önüne alındığında ülkelerin yok olduğu bölündüğü, binlerce masum insanın kanının aktığı, sınırların her gün değiştiği ve yeni ülkelerin temellerinin atıldığı günleri yaşıyoruz. Yıllar önce konuşulmuş, planlanmış ancak uygulamasının mümkün olmayacağı düşünülen bir çok emperyalist plan, bu gün yürürlükte olmakla birlikte artık sonuçlarını vermeye başlamıştır. Hukuk yoluyla barış yerine hukuk eliyle savaşlar yönetilmekte ve işgal projeleri devreye sokulmaktadır.
Tüm dünya Müslümanlarının en önemli günleri olan Ramazan ayında doğrulunu bile araştıramadığımız Doğu Türkistan acısı ile karşı karşıyayız. İnsanların inançlarını bile yaşayamadığı bir ortamda Çin’in ekonomik cüssesinin karşısında hukukun, insan haklarının ayaklar altında olduğu bir dünyada sormadan edemediğimiz soru güçlüye karşı bir hukukun işlemediği zamanda kimin hukuku hangi barış hangi hukuk.
Ülkemizin hemen yanı başında Suriye’de oynanan oyunu görüyoruz. Oluşturulmak istenen koridorun farkındayız. ABD, müttefikleri ve İsrail’in menfaatleri için kanına girilen binlerce kardeşimizin varlığını büyük bir hüzünle takip ediyoruz. Eğer hukuk varsa bu ve benzeri bölgelerdeki insanların hakkını hangi hukuk nasıl koruyacak. Asıl içimizi acıtan soru, bu olaylar kendi topraklarında olsa idi batı dünyası bu sessizlikte olur muydu?
Doğu Türkistan-Irak-Suriye-Mısır-Libya-Filistin gibi bölgelerde kardeşlerimizin can, mal, namus ve inanç güvenliğinin hiçe sayıldığı gözümüzün önünde bu bölgeler adeta kan gölüne dönmüşken, hukuku gören var mı? Bunun sorgulanması gerektiğini düşünüyorum" diyerek şunları söyledi:
" Batının ürettiği terör ve çatışmaların dünyanın başına bela olduğu ortada iken her çatışma ve kargaşanın olduğu bölgeye batılı ülkelerin el altından silah sattığı aşikar iken, bu sabıkalarının üzerini örtmek amacıyla içi boş bir kavramın ortaya konulması, dünyaya huzur ve barış getirmemiş, bundan sonra da getirmeyecektir. Bu yüzden mazlum ve mağdurların asla istifade etmediği hukuk metinleri hiçbir anlam ifade etmemektedir.
Güçlünün hukuku belirlediği, onun menfaatlerinin korunması gerektiğinde hukukun hatırlanıp devreye konulduğu, sempatik bir kavram olmaktan öteye gitmeyen ve üretilerek dünyanın adeta gözünün boyandığı bir kavram, bu gün bizler için ne ifade edebilir. Her türlü hukuksuzluğun mimarı olan bir anlayışın ve medeniyetin dünyaya hediye ettiği bu kavramın nasıl bir anlamı olabilir. Hukuk yolu ile dünya barışı, adı çok güzel ama uygulamada mazlumlar adına geçerliliği olmayan ve sadece güçlü ve ezenlerin hukukunu koruyan bir sistemde bu günü kutlamak ve buna inanmak aklı selim hiç kimsenin asla kanmayacağı bir durumdur.
BM ve NATO gibi aslında misyonunu tamamlamış, inandırıcılığını kaybetmiş dünya barışına dair kurulmuş organizasyonların bile işgal ve haksızlıkların yanında yer aldığı bir süreçte hukuk yoluyla barışın tesisi kuru bir masal ve aldatmacadır.
Kağıt üstünde bir gün olarak adı konulmuş ama uygulamada hiçbir geçerliliği olmayan dünya Hukuk Günü umarız gelecekte içi doldurulan ve barış için hukukun temel kavram olarak yer yüzüne hakim olduğu günler getirir.