X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bilim, Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık:
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bilim, Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık:

  • Giriş Tarihi: 12.5.2015 22:08 Güncelleme Tarihi: 13.5.2015 06:50

Memur-Sen Şubesi’nin toplantısında konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Türkiye’yi batırırsam Birleşmiş Milletler’e Genel Sekreter olurum’ gözüyle bakıyor” dedi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Memur-Sen Kocaeli Şubesi’ne bağlı sendika yöneticileri ile buluştu. Toplantıda yaptığı konuşmasında CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a yüklenen Bakan Işık, Paralel Yapı ile mücadelede gelinen son noktayı da değerlendirdi. Memur-Sen Konfederasyonu Kocaeli Şubesi toplantısında konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık şu ifadeleri kullandı:
“Tek parti iktidarı döneminde Anadolu’nun çektiği sıkıntıyı, eziyeti zannediyorum içinizde bilmeyen yoktur. 1960 yılında Türkiye’nin kişi başına düşen milli geliri 560 dolar, Güney Kore’nin kişi başına düşen milli geliri 80 dolar. Türkiye’nin neredeyse 7 de biri. Yıl 2002, Türkiye’nin kişi başına milli geliri 3 bin 300 dolar. Güney Kore’nin geliri 17 bin dolar. Peki ne oldu da Türkiye 5 buçuk kat gelir artışı yaparken Güney Kore 200 kat gelir artışı yaptı? Amerika mı destekledi? Amerika o dönemde soğuk savaş döneminde stratejik ortağı olduğu için Türkiye’yi de destekliyordu. Ama Güney Kore’de CHP yoktu. Güney Kore’de kendi halkını kendine tehdit olarak gören bir anlayış yoktu. Dünya hızla gelişirken, büyürken, Türkiye kardeş kavgası ile zaman kaybetti
Ben bakan olarak yazı gönderiyorum; ‘Benim onayım olmadan eleman alınmayacak’ diyorum. Bu Paralel Yapı’nın o zaman oradaki başı durumundaki adam benim gönderdiğim genelgeye rağmen 148 kişi adam alıyor. Adamlar hükümet gidici diye bakıyorlar. Bakanın yazısını dinlesem ne olur, dinlemesem ne olur düşüncesindeler. Hükümet gidici nasıl olsa. Küresel güç odaklarıyla iş birliği yapmış, kol kola girmiş, emniyette, yargıda, TİB’de, her kurumda, TÜBİTAK gibi stratejik bir kurumun içerisinde çöreklenmiş bir yapının karşısında hangi hükümet durabilir? Öyle bir hesap yapmışlar ki, ama Allah’ın hesabını hesap edemediler işte. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın o dik duruşu, kararlılığı bütün bu hesapları bozdu. Allah’a şükürler olsun memleket uçurumun kenarından döndü. Hatamız elbette var. Elbette öz eleştiri yapmak durumundayız. Alnı secdeye gidiyor diye insanların ihanet edebileceği bizim aklımıza gelmemişti.
Şimdi yeni bir seçime gidiyoruz. Paralel tezgah da tutmayınca şimdi bir popülizm tezgahıyla milleti karşı karşıya bırakmaya çalışıyorlar. Popülizm tezgahı, şunu da vereceğiz, bunu da vereceğiz diye milleti kandırıyorlar. Allah’tan Sayın Kılıçdaroğlu iyi bir politikacı değil de, bazı şeyleri ağzından kaçırıyor. Kılıçdaroğlu, ‘Hedefim yüzde 35’ dedi. Yahu ana muhalefetin hedefi yüzde 35 olur mu? Bir demokraside ana muhalefetin tek bir hedefi olur. O da iktidara gelmektir. Üç cümleyi peş peşe düşünün. Bir; ‘Hedefim yüzde 35’, iki; ‘CHP iktidar olursa’, bakın tek başına da demiyor, üç; ‘Kemal Derviş’i ekonomiden sorumlu bakan yapacağım’. Şimdi bu üç tane cümleyi arka arkaya getirin, bunun bir tek anlamı vardır. Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Beni iktidara getirmeyin. Getirirseniz sizi İMF’ye mahkum ederim. Canınız çıkar’ diyor. Bunun başka bir anlamı yok. Sayın Kılıçdaroğlu bir de, ‘Bunlara hesap öğreteceğim’ diyor. Yahu işin trajikomik yanı şu; SSK’yı batıran adam CHP’ye Genel Başkan oldu. Herhalde ‘Türkiye’yi batırırsam Birleşmiş Milletler’e Genel Sekreter olurum’ gözüyle bakıyor. Bunun başka bir izahı yok.
Selahattin de demek gelmiyor içimden, Demirtaş’ın son dönemde ortaya koyduğu tavır hepimiz için ibretlik bir tavırdır. Yani bir seçim beyannamesi açıklamışlar. İçerisinde 8 defa Kürt kelimesi geçiyor, 9 defa lezbiyen kelimesi geçiyor. Bir de kutlu doğum haftası dendiği zaman yüzbinlerin toplandığı Diyarbakır’da bununla oy istiyorlar. Şimdi böyle bir ortamda seçime gidiyoruz. Peki Ak Parti olarak biz ne yapıyoruz? Bizim iki temel önceliğimiz var. İstikrar ekonomiyi büyütür, istikrar demokrasiyi geliştirir, istikrar Türkiye’nin emin adımlarla yoluna devam etmesini sağlar. Bu bizim birinci önceliğimiz. İkinci önceliğimiz ise devletimizin itibarıdır. Türkiye inşallah 2023 yılına kadar yeni bir başarı hikayesini yazacak. Burada da en önemli yatırım alanımız bilim ve teknoloji olacak.”