ARKADAŞINA GÖNDER İskender Bey'in şöhretiyle sınanıyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İskender Bey'in şöhretiyle sınanıyorum

Yazar İskender Pala ve merak edilen eşi Hülya Pala ilk kez birlikte röportaj verdi. Tanışmalarını, birbirleri hakkında besledikleri duyguların zaman içerisinde nasıl değiştiğini anlattılar. Hülya Pala, kocasının ordudan atıldığı 28 Şubat sürecinde çektiklerini ilk kez değerlendirdi. Çift, kendileri hakkında sık sık çıkarılan 'ayrıldılar, ayrılacaklar' söylentilerine de açıklık getirdi

Tam iki yıldır bu röportajı yapabilmek için bekliyordum. Bize aşkın her halini anlatan Divan Edebiyatı ustası, ünlü yazar İskender Pala'nın eşini merak ediyordum. Kitaplarının ilk okuru, yoldaşı Hülya Pala'yı. Sonunda oldu. Fethi Paşa Korusu'nda kahvaltı için buluştuk, uzun uzun konuştuk. Hülya Pala, kendini hemen fark ettiriyor, olduğu gibi, asil bir kadın. Onun hafızasında darbelerin ayrı bir yeri var. 12 Eylül'de İskender Pala ile evlenmiş. 28 Şubat döneminde ise başörtüsü yüzünden kocası ordudan ihraç edilmiş. Hem de emekliliğine iki buçuk ay kala... O günleri gülümseyerek anlattılar ama çizik çizik yüreklerle, yıllar yılı birbirlerini teselli etmişler. Şimdi 'Yine sınanıyorum,' diyor, Hülya Pala. Bu kez İskender Bey'in şöhretiyle... Bana samimiyetle konuştukları için ikisine de teşekkür ederim.

MOVIE RÖP İÇİN TIKLAYIN

İSKENDER PALA

Aşk tek kişiliktir. İki kişinin birbirine âşık olması diye bir şey, hiç olmamıştır.

Hülya benim yaradılışımı değiştirdi ama bundan memnunum. Ben hayatı hep hayaller üzerine algılıyor ve 'Aldanma ki şair sözü elbette yalandır' mısrası gereği, yalanlardan hayat harmanlıyorum. Fakat evde çok realist bir hanım var. İki ayrı kimlik yani. Dolayısıyla benim değişmem ve ona dönüşmem, onun değişmesi ve bana dönüşmesinden daha fedakarlık isteyen bir hal oldu.

1996 yılında Tayyip Bey'in 'Bizim İskender mi?' sözü belki de bardağı taşıran damla oldu ve ben YAŞ kararıyla ordudan atıldım. 2010 yılında kitabımın yayımlanmasından kısa bir süre öncesine kadar Tayyip Bey bunu bilmiyordu.

Gittikçe 28 Şubat'ın, benim kaderimi paylaşan insanlar üzerindeki baskısı yoğunlaştı. Biri hayata tutunamadı. Binbaşıydı, benim gibi ordudan atılmıştı. Çocuklarını okutamadı, evini geçindiremedi, intihar etti. O zaman bu kitabı basmaya karar verdim.

İnsanların kaderleri her çağda farklı imtihanlara tabi tutulur. 28 Şubat'ta eşimin başörtüsü ile sınandım. Şimdi kalemimle bir imtihanı başarmaya çalışıyorum. Hepimizin hesabı farklı farklı olacak. Benim hesabım da 'Sana kalem vermiştik. Bu kalemle ne yaptın?' biçiminde zannederim. Bu sorunun cevabı; sanki namazımı geçirdim, şu kadar gün oruç tutmadığım gibi hesaplardan daha ağır...

HÜLYA PALA
Aşkı ne İskender Bey kadar konuşabilirim, ne de hissedişim onun kadar kuvvetlidir. Ben hayata ve duygulara daha realist bakıyorum. O zaman İskender Bey'i evlenilebilecek, dürüst, tahsilini tamamlamış benim dünya görüşüme uyan, ailemin onaylayacağı bir kişi olarak gördüm. Bugünküler gibi 'Âşık oldum, evlenebilirim' diye bakmamıştım.

Askerlik bize belki hayatımızın en büyük sıkıntısını yaşattı ama sonuç itibariyle askerliğin İskender Bey'e çok şey kattığını düşünmüşümdür her zaman.

İskender Bey işe başvuruyor, geçmişini söyleyince hemen kapanıyor o kapı. Annesi ölünceye kadar ona bile söyleyemedi ordudan atıldığını.

İskender Bey beni aldatsa, genç olsam hemen yolumu ayırırdım da, bu yaşımda oturur rahatıma bakarım herhalde. (Gülüyor.) Böyle bir durumda ne yapacağımı düşünmedim ama hiç hoş olmazdı.

İnsanın olduğu yerde, modern yahut muhafazakar, hiçbir şey değişmiyor. İskender Bey'in hayran kitlesinden rahatsız değilim. İnsanlar dediğim gibi, hayırlı iş yapanlara hayran olsunlar. Dedikodu yapanlara elbette sinirleniyorum. Eşimi ve beni hedef alan birtakım iftiralara uğramakla sınanıyorum. Onun şöhreti ile sınanıyorum.


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.