X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Yatak Odası'ndan gerçek evlilik öyküleri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Yatak Odası'ndan gerçek evlilik öyküleri

  • Giriş Tarihi: 6.4.2013

12 çiftin cinsel hayatını 'Yatak Odası' isimli kitabında bir araya getiren Özsel Tortop: "Hiçbiri özellerini anlatmaktan çekinmedi, tam tersi 'Seninle konuşmak çok iyi geldi' dedi. Başta konuşmazlar sanmıştım ama resmen vaka yağdı

Gazeteci Özsel Tortop, 'Yatak Odası' isimli kitabını geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkardı. Evli çiftlerin cinsel hayatlarını mercek altına alan kitap; gerçek öykülerden oluşuyor. Tortop'la kitabını ve Türkiye'deki evlilikleri konuştuk....

"YARGILAMADAN DİNLEDİN"
Kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz?
Ben uzun yıllar Yeni Aktüel dergisinde ilişkiler üzerine yazılar yazdım, televizyonda çalıştım. Televizyondan ayrıldıktan sonra kitap yazmak istedim. "Ne yazsam?" diye düşünürken; insanların evliliklerinde rol yaptıklarını, birçok evliliğin bitme sürecinde olduğunu fark ettim. Benimle özel hayatını paylaşanların mutlu olmadıklarını, cinsel hayatlarının olmadığını gördüm. Derken bir tiyatro oyununa gittim. Oyundaki çift; mutlu gibi görünüyor ancak kapı kapandığında ikisi de birbirlerine yabancı birer insana dönüşüyordu. Arkadaşım Murat Ersan'a danıştım, o da beni Dharma Yayınları'yla buluşturdu. Yayınevinin sahibi Namık Bey; projeyi üç ayda bitirmemi istedi.
Kitapta 12 öykü var. Bu insanlarla nasıl bir araya geldiniz?
Aslında 30'u aşkın kişiyle görüştüm ama sonra kişi sayısını eledim. Gazeteci olduğum için çevreme haber bırakıyordum. Onların sayesinde oldu bu kitap. Ben konuşmazlar sanıyordum ama resmen vaka yağdı!
Peki, bu insanlar özel hayatlarını anlatmaktan çekinmedi mi?
Aksine fazlasıyla anlatma ihtiyacı hissediyorlar. Bir kadın "Eşime o kadar öfkeliyim ki, bunu size anlatarak intikam alacağımı düşünüyorum" dedi. Bir de bana güvendiler. Mesela; kitaptaki 'Önder' karakteri, benim yakın bir arkadaşımın arkadaşıydı. Beylerbeyi'nde bir kafede otururken, "Seninle konuşmak çok iyi geldi. Beni gittiğim terapist bile o kadar çok yargıladı ki... Oysa sen, beni nötr bir ifadeyle, yargılamadan dinledin" dedi. İnsanlar gerçekten yaşadıklarını anlatmak istiyor. Kitaptaki 'Murat' karakteri; görüşmenin ortasında gözleri dolarak "Sana hayatımın sırrını vereceğim" dedi ve evlenmeden önceki sevgilisinden bir çocuğu olduğunu, kadının şimdiki kocasının, çocuğun kendisinden olduğunu sandığını söyledi.

TABULAR, TABULAR, TABULAR!

Türkiye'de cinselliğin hasıraltı edilmesini neye bağlıyorsunuz?
Tamamen aile eğitimine bağlıyorum çünkü Türkiye'de kız çocukları, "Ört bacaklarını, doğru otur" diye büyütülüyor. Erkekler cinselliği mahalledeki ağabeylerinden, kadınlar ise evlendikleri gün deneme-yanılma yöntemiyle öğreniyor. Cinselliği evlendiği gün öğrenen bir kadından, yatakta süper olmasını bekleyemezsiniz. Her gün sayısız ensest, pedofili, ihanet cinayeti haberi okuyoruz. Bastırılmış bir cinsellik var ülkede. Nedeni de tabular, tabular, tabular! Köyde yetişen için de, metropolde yaşayan insan için de durum aynı. Kitapta cinsel problemleri olan çiftler var ama sorunlarını çözmek için oturup konuşamıyorlar. Sonra ne oluyor? İhmal edilen taraf, eşini aldatıyor.
Bu kitabı yazdıktan sonra kadın-erkek ilişkilerine bakışınız değişti mi?
Hayır, değişmedi. Ben evli değilim ama cinsel hayatın evlilikte çok önemli olduğunu, hatta evliliği ayakta tutan tek şey olduğunu gördüm. Bazen yakışıklı bir adamın yanında ona yakışmayan bir kadın olur ve "Bu adam, bu kadında ne buluyor?" dersiniz ya; o noktada cinsel hayat devreye girer. Evlenmeden önce bunu gördüğüm için kendimi çok şanslı sayıyorum.

İŞ OLARAK BAKTIM SOĞUKKANLIYDIM
"Kitabı okuyanlar bana 'Psikolojin bozulmadı mı?' diye soruyor. Ben olaya iş olarak bakıyorum, içselleştirmiyorum.Yıllar evvel, altı çocuğunu ve karısını katleden bir babanın portresini hazırlamak için Trabzon'a gitmiştim. Eve girdiğimde, her yer kan kokuyordu. O an nasıl bir şey hissetmediysem, yine aynı soğukkanlılıktaydım. Ama yazma sürecinde kahramanların hayatıyla yatıp kalktım. Rüyalarımda bile onların hayatlarındaydım."

EŞ DEĞİŞTİRMESEYDİK EVLİLİĞİMİZ BİTERDİ
Kitapta swinger'ları da (eş değiştiren çiftler) anlatıyorsunuz...
Bir arkadaşım aracılığıyla Pen ve Neo takma adlı çifti buldum. Kitaba baktığınızda; en mutlu çift onlar. Hatta Pen, ilişkilerine nazar değmesinden bile korkuyor! Çok mutlu bir cinsel hayatları olduğunu söylüyorlar ama şunu söyleyeyim ki; seri katiller de mutlu, hırsızlar da, sapıklar da... Bu onların sağlıklı bir şey yaptığını göstermez. Pen ve Neo; cinsel hayatlarının en verimli olduğu dönemde eş değiştirmeye başladıklarını, sonra da buna devam ettiklerini söylüyorlar. Çift, "Bunu yapmasak, cinsel hayatımız sönerdi" diyor. Ben marjinal bir insan değilim ama bu tarz hikayeleri merak ediyorum. İşim için katillerle de, marjinal insanlarla da konuşurum.

"YA ANNESİN YA DA O..SPU"
Okuyucu en çok kitaptaki hangi öyküden etkileniyor?
Çoğu kişi; kitaptaki erkek kahramanlara kızıyor, kadınlara üzülüyor. Çünkü erkek problem olduğunda aldatıyor, kadınsa böyle bir yola son çare olarak başvuruyor. 'Murat'ın "Tekrar doğsam, yine eşimle evlenirdim" deyip şimdiki hayatından vazgeçmemesine kızıyorlar mesela. Erkeklerin bir kısmı, eşi doğurduktan sonra cinselliği başkasında arıyor. Kitaptaki Amerikalı 'Ani', "Türkiye'de kadın, erkeğin; hem karısı, hem çocuğunun annesi, hem de seks sembolü olamıyor. Ya annesin, ya o..spu" diyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.