X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sezen Aksu ve dostları...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sezen Aksu ve dostları...

  • Giriş Tarihi: 5.5.2013 15:58 Güncelleme Tarihi: 5.5.2013 16:02

Sezen Aksu şarkıları, TİM Maslak Showcenter’da en duru haliyle kulaklarımızdan zihinlerimize doğru yeniden bestelendi adeta.

Ceren Öner / cerenoner@gmail.com

Geçtiğimiz hafta TİM Maslak Showcenter'da Sezen Aksu ve dostlarıyla, başta Fahir Atakoğlu ve Ara Dinkjian olmak üzere, rehabilitasyon için bir araya geldik. "Kavgadan, çelişkiden hoşlanmayan insanlar" olarak oradaydık ve birbirimizi "anlayarak" geçireceğimiz bir gece için oradaydık. Aksu şarkıları en duru haliyle kulaklarımızdan zihinlerimize doğru yeniden bestelendi adeta. Dost meclisinde, sohbetlerin arasına serpiştirilen melodiler bu kez seyirci ile buluşuyordu.

Sezen'in istediği olmuştu sonunda ve bunu çok sevmişti. Fahir Atakoğlu, piyano ve perküsyonda; Ara Dinkjian, udunun başında, Sezen ise nefesi ile bizimleydi. Geçmişten, anılarıyla gelen şarkılar, güncelleniyordu, sanki ilk kez duyuluyor ve yenileniyordu duyulmuşlar. 'Yeniliğe Doğru' yolunu tutmuş bu gecenin özetini ise Sezen'in notalarıyla buluşan Mevlana satırları oluyordu: "Dün Dünde Kaldı Cancağızım - Bugün Yeni Şeyler Söylemek Lazım" bulanmadan, dupduru akıyordu melodiler B'izde.

Fahir Atakoğlu, gün belki de bugündürü hatırlatırcasına 'Günahlarımızı, Yıkanacak ahlarımızı' bize hatırlatarak gecenin açılışını yapıyordu. Gün belki de gelmişti, zaman aklayacaktı, üzgün halimizi, "Dargın Değilim" dedirtecekti bize, yaşanmışlıklarımıza.

Ara Dinkjian da ardından 'saz'ıyla karşıladı Sezen Aksu'yu. Ay Hilaldi, ruhumuz şişeden "Lal" içiyordu. Bense ' annemin sesiyle uyandığım' her güne şükrümü yineliyordum. Bu kızı o büyütmüştü. Şimdi ise yeni'den bana gelmişti sıra; 'Kor ateşlerde yürütmeli, değirmenlerde büyütmeli'ydim bu kızı.

"Farkınday(d)ım". Bu farkındalığı yanımda 'Ömrüme ömür diye kattığım'la, 'Uçurum uçurum gözlerine baktığım' belaların en güzeli "Belalım"la yaşıyordum. 'Hediye gibi gelmiş,İyi ki gelmiş, hoşgelmişti.'

Sezen de bize "Hoş geldin" diyordu adeta. 'Hiç ummazken' evine misafirliğe gelmiş gibiydik beraber, ikram olarak pasta börek yerine, onun da öğütlediği gibi "mutlu anlarımızı çoğaltan" ruhumuzu besleyen şarkıları katık ediyorduk. Sezen'in dostları da uğruyordu aramıza katılıyordu, melodileriyle. Kemençe üstadlarından Derya Türkan, perküsyon dehalarından Zohar Fresco ile ikramlar zenginleşiyordu.

"İstanbul" u saçlarını dağıtırken beraber seyrediyorduk. "Alaturka" başlıyordu ardından. Vasfiye Teyze'nin de salonda olmasıyla artan kahkahalar, "Kayıp Şehir"den gelen misafirle beraber, gözyaşlarıyla karışıyordu. Sezen için misafirden öte, kardeşten yakın Ayta katılıyordu aramıza. Sezen "bugüne kadar sizi hiç yanıltmadım, ben Ayta'nın referansıyım" diyordu. İlkelliğimizin, içimizdekine 'öteki' deyip, kendimizi O'ndan üstün gösteren bu olgunlaşmamış halimizin bu dünyada tekamülünün verileceğine olan inancıyla Ayta'nın elini hiç bırakmadan mikrofonu veriyordu.

Ayta "Kapılmış gidiyordu, bahtının rüzgarına". Hatırlamalıydık, 'yolculuk var' hepimiz için er ya da geç. Esas olan rüzgarı doğru alıp, yola koyulmak.

Huzuruna çıkılacak "Hakim Bey"in peşine düşüp, savunmamızı ona verecek olmanın gafletine düşmek yerine. B'izde hakimiyetini sürenin keşfine çabalayıp, tekamülümüzü bulmak olmalı çabamız. Kendi varlığımızda olanı dahi görmeyip, kendimizden 'öte' hiyearşiler yaratıp, 'var' sarmak olmalı en büyük ilkelliğimiz. Halbuki Sezen'in de dediği gibi "Bir büyük gözaltı hayatımız" ve her şeyden öte aslında "Vicdan ilahi bir takiptir" B'ize 'öte'si Yok.

Tüm bu farkındalıkların, yenilenmelerin bu misafirliğin "Kutlama"sı yapılıyordu, herkes evlerine dağılmadan önce. Her gelişi aynı görünen ancak her gelişinde yeniliği ile dönüştüren, Bahar'ı kutluyorduk beraber. Burnuma çiçek kokuları doluyordu, gözlerim güneşten kamaşıyordu adeta. Hafiften esen rüzgar uçuşturuyordu etekleri, Sezen dans ediyordu dostlarıyla. "İyi ki geldiniz, iyi ki varsınız" diyerek. Bizse sürsün bu kutlama hali, 'içimiz yıkansın' iyice istiyorduk. Gecenin kapanışı da güncelleniyordu belki de bu nedenle. Onno Tunç'a selam ederek, gece "Kavaklar" ile sonlanıyordu. Sezen, Onno'ya olan aşkını haykırıyordu adeta, ıslık misali usulca Onno'nun ruhuna ulaşacaktı belki de sesi. Aşkının anısıyla yaşayan Sezen anlatırken, ben de kendi sözlüğümde Aşk'ın karşısına yeni bir tanımlama eklerken buluyorum kendimi farkında olmadan; "Aşk, uykudan uyandığınızda, yanınızda O'nu görüp, hesapsızca şükretmektir O'na."

Şükrümüz daim, tekamülümüz bu dünyada nasip olsun inşallah, diye zihnimde yinelenerek bitiyor gece. Bu rehabilitasyon buluşmalarını kaçırmayıp, Sezen'e misafir olun, dost meclisi pek çok şey öğretiyor insana, fark ettiriyor. Siz de meşke dahil olun derim.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.