X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dan Brown'ın gözünden İstanbul
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dan Brown'ın gözünden İstanbul

  • Giriş Tarihi: 23.5.2013 13:46

Dünyanın pek çok ülkesinde "en çok satan yazarlar" arasında bulunan Dan Brown, yeni kitabı Cehennem'de İstanbul'u, "İkiye bölünmüş bir dünya, karşıt güçlerin şehri" şeklinde tanımlıyor.

Brown, Cehennem'de, kente kimliğini veren eserlerden, "Dünyanın Sekizinci Harikası" olarak gösterilen Ayasofya, "gizemli su sarnıcı" Yerebatan Sarayı, Osmanlı'nın yönetim merkezi Topkapı Sarayı, "adını içindeki mavi çinilerden alan" Sultanahmet Camisi, Galata, Mısır Çarşısı ve Bizans surları betimlemeleri, okuyucuya İstanbul'u yaşatıyor. Boğaziçi, Asya ve Avrupa kıtalarını tanımlayışı, "oradaymış" hissi uyandırıyor.

Yazarın İstanbul ile ilgili ilk sözleri, şehirdeki karşıtlığı gösterir şekilde:

"Dindarlarla laikler; eskiyle yeni; doğuyla batı... Avrupa ile Asya arasındaki coğrafi sınırda duran bu ebedi şehir, gerçekten de eskidünyadan daha da eski bir dünyaya uzanan bir köprüydü. İstanbul... Artık Türkiye'nin başkenti olmayan şehir, yüzyıllar boyunca üç farklı imparatorluğun; Bizans, Roma ve Osmanlı'nın merkezi olmuştu. Bu yüzden İstanbul, tarihi en fazla çeşitlilik gösteren yerlerden biriydi. Şehir, Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camisi, Yedikule ile ilgili folklorik savaş, zafer ve yenilgi efsaneleriyle doluydu."

Brown, kitabın kahramanı Langdon'un, Atatürk Havalimanı'nından şehrin merkezine gelirken geçtiği Kennedy Caddesi'nin sağındaki deniz, solundaki Bizans surları ve ağaçlar, "İstanbul'un eskiyle yeninin karşılaşmasının mükemmel örneği" şeklinde özetliyor.

AYASOFYA

Yazar, Bizans İmparatoru I. Justinyen tarafından MS 532-537 arasında yaptırılan, Fatih Sultan Mehmed'in camiye dönüştürdüğü Ayasofya'yı, "günümüze kadar bölgenin en değerli mücevheri olarak kalan bina" şeklinde tanımlıyor.

Kitapta, Osmanlı sultanlarının ikametgahı, devletin yönetim ve eğitim merkezi Topkapı Sarayı, "iç duvarlarını kaplayan mavi çinilerden adını alan", "peri masalından çıkmış gibi görünen şerefeli minareleri" ile Sultanahmet Camisi (Blue Mosque) geçilerek, yaklaşık bin yıl boyunca dünyanın en büyük kilisesi ve kimilerince "Dünyanın Sekizinci Harikası" Ayasofya'ya ulaşılıyor.

Ayasofya'daki "İmparator Kapısı"nın üzerindeki Pantokrator İsa mozayiği ile yerin 40 metre yukarısındaki kubbenin ortasında yer alan Nur Suresi'nin 35. Ayeti'ne yapılan gönderme, Brown'ın dikkatinden kaçmıyor. Mozayikte İsa'nın sol elinde tuttuğu kitabın üzerinde "Ben dünyanın nuruyum, barış sizinle olsun" yazarken, Kazasker Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılan, kubbenin ortasındaki alanda "Allah göklerin ve yerin ışığıdır. Size barışı getirecek olan Allah'ın kendisidir" yazıyor.

Sanat ve mimarlık tarihi bakımından dünyanın en önemli yapılarından biri Ayasofya'daki Rönesans etkilerinin yer aldığı düşünülen Deisis Mozaiği ve karşısında 4. Haçlı Seferi'nde İstanbul'a gelen Latin ordusunu komutanı Enrico Dandolo'nun mezarı, hat yazısıyla Arapça Allah ve Muhammed yazılı iki levha ile İsa mozaiğinin bulunduğu ana mihraba gözleri çevirerek, yine karşıtlıklara işaret ediyor.

YEREBATAN SARNICI

Cehennem'de, kahramanların Ayasofya'dan sonraki mekanı, 542 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılan, suyun içinden yükselen mermer sütunların arasındaki ihtişamından dolayı halk tarafından Yerebatan Sarayı olarak anılan Yerebatan Sarnıcı.

Gözyaşı Sütunu, sarnıcın kuzeybatı köşesindeki 2 sütunun altında kaide olarak kullanılan ve Roma Çağı heykeltraşlık sanatının örneklerinden sayılan 2 Medusa başı, Medusa'yla ilgili mitolojiye dayandırılan bir çok efsane, kitapta da sarnıcın gizemli halini vurguluyor.

GALATA, YENİ CAMİ, MISIR ÇARŞISI

Uzun yıllar boyunca rıhtımıyla ülkenin dışa açılan kapısı, tarihi açıdan zengin Galata, Haliç'in üzerinden geçen Galata Köprüsü, İstanbul'un önemli mimari eserlerinden Yeni Camisi'ni anlatan Brown, İstanbul'un en eski kapalı çarşılarından biri, aktarlarıyla meşhur Mısır Çarşısı'nı "Amerikan alışveriş merkezlerinden daha büyük görünüyordu" şeklinde tanımlıyor.

Kitabın kahramanlarının İstanbul'daki son adresi, İsviçre'nin İstanbul Başkonsolosluğu'nun bulunduğu "ultramodern" Levent Plaza oluyor. Brown, "karşıt güçlerin şehri" İstanbul'a, "Kırmızı bir zemin üzerinde çizilmiş ay ve yıldız... Osmanlı İmparatorluğu'nun bu alameti, modern dünyada hala gururla uçuşuyordu" şeklindeki Türk bayrağı tanımlamasıyla veda ediyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.