X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Usta oyuncudan Nazım Hikmet'e saygı duruşu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Usta oyuncudan Nazım Hikmet'e saygı duruşu

  • Giriş Tarihi: 1.6.2013

Türktiyatrosunun usta isimlerinden Genco Erkal; 1969 yılında kurduğu Dostlar Tiyatrosu çatısı altında 44 yıldır aralıksız oyun sahneye koyuyor. Yıllarını tiyatroya adayan ünlü sanatçının özellikle bu yılki performansı şapka çıkartılacak cinsten... Erkal bu sezon; 'Kerem Gibi', 'Ben Bertolt Brecht', 'Nereye Gidiyoruz?', 'İnsanlarım', 'Marx'ın Dönüşü' ve 'Sivas 93' oyunlarının yanı sıra son oyunu 'Yaşamaya Dair-Bursa Cezaevi'nden Mektuplar' da dahil olmak üzere yedi farklı oyunla seyircinin karşısına çıktı.

98 KEZ SAHNEYE ÇIKTI
Bu oyunlardan Nazım Hikmet'in yaşamını, şiirlerini görüntüler aracılığıyla aktardığı 'Kerem Gibi'; ilk olarak 1975 yılında sahneye konmuştu. Erkal, aynı oyunu 'Nazım Hikmet'le 35 Yıl' adı altında 2009'dan beri yeniden sahneliyor. Aldığı ödüllerle geçtiğimiz yıla damgasını vuran 'Ben Bertolt Brecht' oyunu da ilk olarak 1986'da Türkçe'ye çevrilip Erkal tarafından sahneye konmuştu. Ünlü oyuncu; Nazım Hikmet'ten 'İnsanlarım'ı 1993 yılından beri, Aziz Nesin'in öykü ve hikayelerinden oluşan 'Nereye Gidiyoruz?'u 2008'den beri, Sivas olaylarını konu alan 'Sivas 93'ü 2007'den, 'Marx'ın Dönüşü'nü ise 2008 yılından beri sahneliyor. Erkal, bu oyunlarla birlikte 16 Mayıs'ta sahnelemeye başladığı 'Yaşamaya Dair-Bursa Cezaevi'nden Mektuplar' adlı müzikli gösterisiyle de izleyiciyle buluşuyor. Genco Erkal'ın Nazım Hikmet tutkusunun yeni ürünü olan, Tülay Günal'la birlikte seyirci karşısına çıktığı oyun; ilk günden beri seyirciden büyük ilgi görüyor. Ustanın, Nazım'a duyduğu sevgi ve saygıyı; seyirci de Erkal'a gösteriyor. Bu sezon, tüm bu oyunlarla tam 98 kez seyirci karşısına çıkan 75 yaşındaki sanatçı; sanatın muhalif yanının önemli bir neferi olarak bayrağı taşımaya devam ediyor. Erkal'ın, Nazım Hikmet'in 50'nci ölüm yıldönümü anısına sahneye koyduğu 'Yaşamaya Dair-Bursa Cezaevi'nden Mektuplar'; Nazım Hikmet'in Bursa Cezaevi'ndeki günlerini, eşi Piraye Hanım'a olan tutkusunu, sürgün yıllarında oğluna ve vatanına olan hasretini anlatıyor. Piyano ve viyolonsel eşliğinde oynanan oyunda; başta Fazıl Say ve Zülfü Livaneli olmak üzere değişik bestecilerin Nazım Hikmet besteleri, Erkal ve Günal'a eşlik ediyor.

HER YER TARİH KOKUYOR
Oyunun esas önemli özelliğiyse; Muammer Karaca Tiyatrosu'nun kapanmasıyla sahnesiz kalan Dostlar Tiyatrosu'nun bu oyunu, Eminönü'ndeki 18'inci yüzyıldan kalma Ali Paşa Han'da sahnelemesi... Erkal, aile yadigarı olan bu hana büyük yatırım yapmış ve 150 kişilik yeni bir açık hava tiyatrosuna dönüştürmüş. Yerini bulmakta biraz zorlandığım mekana girince, geniş bir avlu karşıladı beni. Beş basamaklı platformdan oluşan avluda, sandalyelerin üzerine yazılmış numaralarla yerini bulmaya çalışan seyirciler, oyun başlayana kadar gözlerini handan ayıramadı. Büyük bir hayranlıkla inceledikleri hanın fotoğraflarını çektiler. Bu bunaltıcı havada, üstü açık bir mekanda oyun izlemenin keyfi bir başka. Tarihle bütünleşmiş bir mekana, böylesine tarihi önem taşıyan bir oyun yakışırdı... Oyun; bir tahta sandalye, masa ve merdivenden oluşan doğal dekorda Tülay Günal'ın balkonda okuduğu Mapushane Türküsü'yle başlıyor. Erkal'ın tek kelime şaşırmadan, tüm o şiirleri eksiksiz okuması ise seyirciden büyük alkış alıyor. Erkal, yaşına rağmen sahnede ceylan gibi sekiyor. Kah merdivenlere çıkıp orada okuyor şiirini, kah bir koşuda balkona çıkıp orada anlatıyor meramını... Tülay Günal da hiç aşağı kalmıyor usta oyuncudan. Bazen bir pencere arkasında akıtıyor gözyaşlarını, bazen de balkonda kuş gibi cıvıldıyor. Han'ın duvarlarında, Günal'ın billur sesi yankılanıyor. Sonra 'Mavi Gözlü Dev'in dizeleri seyirciyi alıp götürüyor uzak diyarlara... Şiirlerdeki derinlik, memleket sevdası, eşe ve oğula olan özlem; oyunun her anında seyirciyi duygulandırıyor. Özellikle, Nazım'ın oğlu Memet'e duyduğu hasreti dile getirdiği şiiri Erkal öyle bir okuyor ki; izleyici gözyaşlarını tutamıyor. 'Memleketim' şiiri, Cem Karaca'dan dinlediğimiz 'Ceviz Ağacı' şarkısı, Zülfü Livaneli'den duyduğumuz 'Yiğidim Aslanım' dizelerine eşlik ederken buluyorsunuz kendinizi ve şunu soruyorsunuz: Sen yanmazsan, ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?

BİR ELEŞTİRİ...
Oyundaki şiirlerin aynısını 'Kerem Gibi'de de duymuştuk; aynı tonlama ve aynı duyguyla... Bu durum bana, tekrara düşülmüş hissi verdi. Fakat Nazım Hikmet'i anlatınca, belli başlı şiirlerini ve anılarını anlatmadan olmaz. O yüzden bunu olumsuzluk olarak değerlendirmemek gerekir. Bazen piyano ve viyolonselin Genco Erkal'ın sesini bastırdığını ve dizelerin müziğin altında kaldığını da belirteyim.

BİR ELEŞTİRİ...
Oyundaki şiirlerin aynısını 'Kerem Gibi'de de duymuştuk; aynı tonlama ve aynı duyguyla... Bu durum bana, tekrara düşülmüş hissi verdi. Fakat Nazım Hikmet'i anlatınca, belli başlı şiirlerini ve anılarını anlatmadan olmaz. O yüzden bunu olumsuzluk olarak değerlendirmemek gerekir. Bazen piyano ve viyolonselin Genco Erkal'ın sesini bastırdığını ve dizelerin müziğin altında kaldığını da belirteyim.

İLİŞKİLİ HABERLER

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.