X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Kentsel dönüşümü ilgiyle izliyorum'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Kentsel dönüşümü ilgiyle izliyorum'

  • Giriş Tarihi: 8.6.2013

Türk edebiyatının en sevilen isimlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hayali blogunu SABAH editörü ve yazarı Fikret Eser kaleme aldı

15 Ekim 1962
"O tarihte interneti bırak televizyon bile yoktu" diye dudak kıvırıp müstehzi gülüşünüzü kaçırdığımı sanmayın en azından hissettim. Biz, her zaman "his insanları" olageldik ancak o günlerde tuttuğum günlüğümü sanal âleme aktardım hepsi bu. Millet olarak hayal etmeyi ihmal etmişizdir. Halbuki hayal kurmak, geleceği tasavvur etmek demektir. "Bırak hayal kurmayı" diye niye hayıflanırız her zaman şaşırmışımdır. Farzımuhap hayatımızı düzene sokmak için dakikliği medeniyetin bir parçası olarak düşünüp ülkenin her yerini saatlerle donatan Hayri İrdal Bey'e ne kadar çok şey borçluyuz. Binaenaleyh ülkemizin önünü açmıştır. Onun gibi vatanperver müteşebbislerimiz çoğalsa fena mı olurdu.

8 Kasım 2008
Blogu açıp da eski defterlerden bir bükle ekleyince nasıl da sitayişler geldi tahmin edemezsiniz. Efendim, 40-50 yıl evvelki düşüncelerim üstümden bu şiddet bu ne celal. Şimdi büyük bir memnuniyetle müşahede ediyorum ki müteşebbislerimiz cihanın dört bir yanında büyük işler yapmaktadır. Hülasa, son günlerde kentsel dönüşüm projesini ilgiyle izliyorum. Benim gibi bir proje adamı için bulunmaz bir nimet. Yeri gelmişken bir romanımda şunları demişliğim var: "İstanbul mahalleleri, yirmi, otuz senede bir çehre değiştire değiştire yaşarlar ve günün birinde park, bulvar, yol, sadece yangın yeri, 'hali arsa' geleceğe ait çok zengin ve iç açıcı bir proje olmak üzere birdenbire kaybolurlar. Dedelerimiz ahşap ev denen şeyi icat ettikleri gün, bir imkânı bize hazırlamışlardır. Tarihte ve bilhassa felsefedeki "sebep ve netice" davasının bu en iyi misalidir. Böylece ta beş asırdan beri biz son derecede "imarcı" bir millet olmaya hazırlanmış olduk. İstanbul mahallelerini her nesil için yeni baştan denebilecek şekilde vücuda getiren bu yirmi otuz senelik merhaleleri tarihi hadiseler hazırlarlar. Nitekim hadiseler sıkışınca bu gelişmenin de yürüyüşünü o nispette arttırdığını hepimiz görmüşüzdür.

31 Aralık 2008
Aylardan, yıllardan, yollardan sonra Kanlıca'ya gittim. Sakin olur diye yılbaşı akşamını özellikle seçtim. Boğaz vapuru iskelelere uğrayıp nazlı nazlı süzülürken arkadaki sahanlıkta iki sevgili gözüme ilişti. Nuran'la Mümtaz'a benzettim. Soğuk umurlarında değildi, zaman durmuştu sanki sarmaş dolaş manzaranın tadını çıkarıyorlardı. Kanlıca'da soluklandığım kahvede hemen yanıbaşıma oturmazlar mı. Gün batımıyla değişen renklerin raks ettiği Boğaz suları ikisinin de gözlerine aksetmişti. Bir bakıyorsunuz o gözlere Ayvazovski'nin tabloları gibi hırçın ve birden kabaran bir deniz, bir lahza sonra Monet'nin bahçeleri gibi sakin, huzurlu bir esinti yerleşiyordu. Nuran'la Mümtaz sonunda ayrı düşmüşlerdi ama onlar aşkın en güzel yerindeydi.

12 Mart 2009
Şimdi Medeniyetler çatışması diyorlar ya, Şark ve Garp'ın mücadelesi çok eskilere dayanır. Sanırım biz felsefi ve kültürel anlamıyla Şark'ta kendimize çok haksızlık etmişizdir. O günkü dost meclisinde Garp'ın bize neler ettiğini iyice idrak ettim. Galatasaray Mektebi'nden sonra Avrupalara okuma hevesiyle gidip ailenin parasını tüketen mirasyedi Necati üst perdeden ağır ağır "Efendim, biz de Beethoven, Mozart gibi adamlar yoktur, ayrıca burjuva sınıfının güzel sanatlara ilgisini de atlamamak gerekir" diyordu. Galata Mevlevihanesi'nden Refik Bey neyiyle Rast'tan Nihavet faslına doğru geçiş yaparken birden üflemeyi bıraktı ve gülümsedi. Osmanlı'nın son demleri ve Cumhuriyet'in ilk zamanlarına tanıklık eden Refik Bey'in ağzından sözler mırıldanır gibi dökülüverdi: "Yanlış kapı çaldın erenler... Onlar sanat yapıyor. Biz ise duadayız."

YARIN
"Tutunamayanlar"ın yazarı Oğuz Atay.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.