X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bir başına buyruğun gelişigüzel notları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bir başına buyruğun gelişigüzel notları

  • Giriş Tarihi: 10.6.2013

Klasik Türk edebiyatı yazarlarının blogları Tezer Özlü ile devam ediyor. Türk edebiyatının bu kendine özgü kaleminin blogunu edebiyat eleştirmeni ve çevirmen Elif Tanrıyar yazdı

Türk edebiyatının klasik yazarlarının bloglarında konuğumuz Tezer Özlü. Tezer Özlü, 1943 Kütahya doğumlu bir yazar. Yazar Demir Özlü ile yazar ve çevirmen Sezer Duru'nun kardeşi. 10 yaşında İstanbul'a taşınan yazar, Avusturya Kız Lisesi'ne başlamış ancak yarıda bırakmış. 1960'ların başında iki yıl otostopla Avrupa'yı geziyor. 1964'te ise yazar Güner Sümer'le evlenip Ankara'ya yerleşmiş. 1967-1972 yılları arasında geçirdiği çeşitli hastalıklar sebebiyle akıl hastanesinde kalan Tezer Özlü, buna rağmen özgün eserlere imza attı. Yazarın, öykülerinden oluşan "Eski Bahçe", romanı "Çocukluğun Soğuk Geceleri", "Yaşamın Ucuna Yolculuk" Türk edebiyatında kendine has bir yer edinmesini sağladı. Yazar eserlerinde, yaşam, ölüm, kadın olmak ve varoluşçuluk gibi konulara değindi. Peki 1986'da vefat eden yazar eğer blogger olsaydı neler yazardı? Bunu kaleme almak da kendisinin hayranı olan edebiyat eleştirmeni ve çevirmen Elif Tanrıyar'a düştü. 42 yaşındaki Elif Tanrıyar yaklaşık 15 yıldır editörlük, çevirmenlik ve edebiyat eleştirmenliğiyle uğraşıyor. Tanrıyar, yazısının sonuna "Bu yazıyı yazarken Yaşamın Ucuna Yolculuk'tan alıntılar yapılmıştır" diye de not düşmüş. İşte Tezer Özlü'nün hayali blogu.

9 Eylül 2011
Bugün doğum günüm. İnternetten edebiyat sitelerine bakarken bugünün Pavese'nin de doğduğu gün olduğunu şaşarak öğreniyorum. Birkaç önceki bir doğum günümde çıktığım Cenova yolculuğu geliyor aklıma. Ben tüm kentten daha yalnızdım. İstanbul'da her köşe başında açılan birbirinin aynı Starbucks'lara inat, otele dönmeden önce dörtyol ağzında bir kahvede oturmuştum.

14 Şubat 2012
İnsan yaşamının mutlak en önemli olgusu sevilen bir insanı özlemek, istemek. Onun yanındayken de özlemek, istemek. Herkes artık Facebook'ta ya da Twitter'da, onun her anından haberdar yaşayıp giderken nasıl tadına varacak özlemenin? Daha yüz yüze gelmeden internetten buluşup konuşanlar nasıl bilecek bir insanın bilinmeyenini istemeyi?

'Sanki beyazlık ruhumu emmiş'

15 Nisan 2012
Şu son model hip tasarım otellerinden birindeyim. Her şey son derece sterilize ve beyaz. Bir an sanki o beyazlık ruhumu emmiş, hiçleşmişim gibi geliyor. Bir zamanlar "Her anı ölüdür," demiştim ama şimdi yeniden varlığıma geri dönmek için hemen bir tanesine ihtiyacım var. Yollar önce kaldığım Ambassador Oteli geliyor aklıma. Eski mobilyalar, tavandan sarkan avizeler, bembeyaz masa örtüleri, siyah giysili yaşlı garsonlar eski bir geleneği sürdürüyor. Geçmiş, eski bahçemden hızla gelip bugünüme soluk veriyor.

29 Haziran 2012
Yarın haziranın son günü. Gene yağmur yağacak. Pencere açık. Yalnızlığın fotoğrafını çekip Instagram'ıma yüklüyorum. Kullanıcı adım yaşamın ucuna yolculuk. Fotoğraflarım tüm yolculuklarımda benim yanımdaki tek sessiz tanık olarak dolaşıyor artık.

7 Temmuz 2012
Dünya değişti ama trenler hâlâ aynı... Berlin'den Prag'a giden bir gece trenindeyim. Karşımda o oturuyor. Zayıf. Gözleri mavi ya da kahverengi değil. Yeşil. Onun elinde bir bira kutusu var. Benim elimdeyse iPad'imden okuduğum kitabım. Tender is The Night.

1 Ağustos 2012
Bu dizüstü bilgisayarları benim için icat etmiş olmalılar. Yaşamın ucuna yolculuğum sürerken artık tüm dünya da ne zaman istersem yanımda. Başıma buyrukluğuma hayranım.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.