X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çağa tanıklık eden sergi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çağa tanıklık eden sergi

  • Giriş Tarihi: 20.9.2013 10:58 Güncelleme Tarihi: 20.9.2013 11:24

Usta ressam Muzaffer Akyol son sergisini Bodrum'da Casadella Arte de açtı.

Bugüne kadar 61 kişisel sergi açan Akyol'un son sergisi olan "Çocuk büyüdü, çocuk konuşuyor, çocuk korkmuyor" 17 Ağustos-14 Ekim tarihleri arasında sanatseverleri bekliyor.

Sinem ŞAHİN-sabah.com.tr

2011-2012 yılları arasında yaptığı resimlerin yanı sıra son aylarda gündemi meşgul eden konuları da işlediği eserlerde Akyol, insan öğesi ve doğa faktörünü kullanıyor.

Usta ressam yeni sergisinin açılışından önce sabah.com.tr'nin sorularını yanıtladı:

Onlarca kişisel serginiz olduğunu biliyoruz, bu kaçıncı serginiz?
Bugüne dek 61 kişisel sergi açtım. Yurt dışında üç kişisel sergi gerçekleştirdim. Sidney de, Philadelphia'da, Salzburg'da karma sergilere katıldım. Ve bir çok yurtiçi grup sergilerinde yer aldım. Resim yarışmalarında ödüller aldım. Turnuva araştırma kurumunca yılın özgün sanatçısı ödülünü verdiler. 1980 ylından beri hiçbir yarışmaya katılmıyorum.


- Sergide kaç eseriniz olacak?
Bu sergide 18 yapım yer alıyor.


-Kısaca serginin konseptinden bahseder misiniz?
2007 yılından bugüne dek yaptığım çalışmalarım sergiledim. Sergimde tarihi en az 160 yaşında olan antik kapılara yaptığım resimler de yer alıyor. Bu kapılardaki resimleri kırkıncı kapılar olarak adlandırdım. Kırkıncı kapı tüm insanlık ailesinin özlemini duyduğu ve oradan yaşama girmek istediği kapı olarak betimledim. Sanatçı çağının en önemli tanığıdır. Olayları ve olguları evrensel hümanizmanın ışığıyla algılar ve yorumlar. Yarına kalacak belgelerin oluşmasını sağlar. Sorumluluğu insan odaklı anlayışlardır. Acının ne kadar yanındaysa mutluluğun da o kadar yanındadır. Umudu paketinden uzak tutamaz. Acılara göğüs gererken sevince sonuna kadar kollarını açar. Hepimizin içinde bir çocuk vardır. Bu saf ve temizliğin simgesidir. Kirlenmemiş, yaşlanmamış , taptaze duyumların çocuğudur. Bizi hümanizmanın nehirinde yıkayan, besleyen, büyüten ve yaşama hazırlayan duyumdur. Bu duyumun korkması, kişiliksiz olması,sindirilmesi ve özgür düşünceden yoksun bırakılması geleceğine konulan en acımasız baskıdır. Bu nedenlerden bu sergimin adını "Çocuk büyüdü, çocuk konuşuyor, çocuk korkmuyor" koydum.


- Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
Fantastik ekpresyonis da denilebilecek bir tarzım var. Ben yapacağım resmi önce beynimde yaşar ve bitiririm. Sonra tuvale aktarırım. Yaşamadığım , algılayıp özümsemediğim , çok sevinip ya da acı duymadığım olayları resimlemem.

- Sanatınız neyle besleniyor?
Beslenme kaynağım öncelikle beni var eden değerlerimizdir, Anadolum, yakın coğrafya ve dünya olaylarına son derece duyarlı olma sorumluluğum vardır. Öncelikle Anadolu ve onun nimetleri, zenginlikleri, şairleri, bilge birimkileri, masalları, hikayeleri folklor zenginlikleri beslenme kaynaklarımdır. Gerçek sanatçı onu var eden kaynakların besiniyle beslenip güçlenmelidir ve ülkesinin biçimini, rengini, kokusunu, armonisini kesinlikle yapıtlarında ortaya koymalıdır. Özgün ve kalıcı olması ancak bu anlayışı gerçekleştirmesine bağlıdır.

- Sizce Türkiye'de resim sanatına gösterilen ilgi ve yapılan katkı ne yönde? Yeterli buluyor musunuz?
Sanatta övkünerek montaj bir anlayışı yaşamak boşa kürek çekmektir. Bugün en önemli sorunumuz özgünlükten uzak moda ve ithal anlayışların kuyruğuna taklıp Batının ya da Amerika'nın dayatmalarına uygun içi boş anlayışlara prim vermemizdir. Devletin önemsediği ciddi sanat politikası olmalıdır ve devletin sorumlu organları özgün sanatçıları yanına alarak dünya sanat arenasına çıkmak zorundadır. Bu zorunluk ülkemizin yüz akı olarak bizi insanlık ailesine taşıyacaktır. Görülen ve üzücü olan henüz böyle bir anlayışın umutlandıracak boyutta olmayışıdır.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.