X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bir Romanyalı bir Ürdünlü’ye ‘inşallah canım ya’ derse
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bir Romanyalı bir Ürdünlü’ye ‘inşallah canım ya’ derse

  • Giriş Tarihi: 11.8.2015 16:33 Güncelleme Tarihi: 11.8.2015 18:54
Bir Romanyalı bir Ürdünlü’ye ‘inşallah canım ya’ derse
Bir Romanyalı bir Ürdünlü’ye ‘inşallah canım ya’ derse

Tiflisli bir tıp öğrencisi ile Türkçe sohbet etmek yeterince ilginç değilmiş gibi o öğrencinin bir şey anlatmak istediğinde ‘sözünüzü balla kestim ama’ diyerek söze başlaması inanılmaz bir deneyim.

Şeyma Eraz - Bursa

Haftasonu Yunus Emre Ensititüsü'nün yaz okulu öğrencileri ile vakit geçirmek ve çalışmaları hakkında bilgi edinmek üzere Bursa'da misafirleri olduk. Cuma akşamı İstanbul'da sinema derslerine katıldığımız grupla görüşmemizin ardından Bursa'ya geçtik. İstanbul'daki öğrencilerin dikkat çeken diyalogları ile başladık şaşırmaya.

Uluslararası programlarda gözlemlediğimiz ve artık bizler için doğal olan farklı milletlerden insanların birbirini İngilizce selamlamaları ve sohbet etmeleri. Halbuki, 49 farklı ülkeden gelip Türkiye'de buluşan bu topluluk ortak dil olarak Türkçe'yi seçmiş. Mısırlı bir kız öğrenci Boşnak arkadaşına 'Allah'ım yarabbim ya' diyerek sitem edince bir süre ağzımız açık kaldıktan sonra gülmekten kendimizi alamadık. Romanyalı öğrencinin 'inşallah canım ya' deyişini duymak ise bize söyleyecek fazla bir şey bırakmadı.

2007 yılında kurulan Yunus Emre Enstitüsü bugün Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı çatısı altında faaliyetlerini sürdüyor. 2009 yılında ise farklı ülkelerde kültür merkezleri açılmaya başlanmış. Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da ilk merkezin açılması ile başlayan bu çalışma, bugün 34 farklı ülkede 42 kültür merkezinde devam ediyor. Temel amaç Türkçe öğretmek. Bunun yanı sıra, Türkçe eğitimi alan öğrenciler 5 yıldır Türkiye'ye yaz okullarına geliyorlar. Yaz okullarında, Türkçe derslerine devam etmenin yanı sıra Türk kültürünü tanıma fırsatı buluyorlar.

Baklava açıyorlar, sepet örüyorlar, baston yontuyorlar, bakır dövüyorlar. Bu yıl ki yaz okulunda 500'ün üzerinde öğrenci 12 şehre dağılmış durumda. 130 öğrenci İstanbul'da ağırlanırken 320 öğrenci Aydın, Bursa, Denizli, Eskişehir, Gaziatep, Kocaeli, Malatya, Nevşehir, Sakarya, Samsun ve Zonguldak'ta ağırlanıyor. Bulundukları bölgeye özel Türk sanatlarını ve kültürünü de yerinde yaparak öğreniyorlar. İstanbul'daki öğrenciler dil seviyeleri en yüksel olanlar. Başarılarının ödülü olarak Türkiye'de bu programlara dahil olan öğrencilerin hikayeleri ise başka başka.

Aslında öğrenci dediğimize bakmayın. Kursiyer demek daha doğru. Yabancı dil olarak Türkçe öğrenmeyi tercih etmiş Yunus Emre kursiyerlerinin kimi mühendis, kimi gazeteci, kimi Türkiye ile ticaret yapan firmalarda çalışan dış ticaret uzmanları.

Türkçe öğrenmekteki motivasyonları ise birbirinden farklı. 28 yaşındaki Kazanlı Rus Alexander Akhmadeev bir Elektrik Mühendisi. Neden Türkçe öğrenmek istediğini sorduğumuzda mimariye meraklı olduğundan bahsediyor bize. Türkiye'deki farklı mimari eserler dikkatini çekmiş ilk. Bu eserler hakkında bilgi edinmeye çalışırken Türkçe öğrenmeye karar vermiş ve kendi ülkesinde Yunus Emre Enstitüsünün kurslarına katılmış. 22 yaşındaki Makpal Eskeya ise Kazakistan'ın Almati şehrinden. Uluslararası İlişkiler öğrencisi olan Makpal Türkçe'yi ikinci yabancı dil olarak seçmiş kendine ve sadece haftada 3 saat ders aldığı 6 ay gibi kısa bir sürenin sonunda, Bursa'da yaptığımız sohbette bize kendi alanı ile ilgili yapmak istediği çalışmaları Türkçe anlattı.

Sözümüzü balla kesen Liana Beridze ise 24 yaşında bir Gürcü. Üniversitenin son sınıfında olan Liana'ya Bursa'nın meşhur İskender kebabını yediremedik. Kendisine özel hazırlanan patlıcan kebabı yemeyi tercih etti. Gazeteci olduğumuzu öğrendiğinde ise "lütfen haberinize vegan olduğumu da yazar mısınız?" diye özel bir not düştü. "Ama protein" açıklaması ile bir tıp öğrencisini kandıramadık tabi ki. "Siz eti protein almak için mi yiyorsunuz?" diye sorunca "sevdiğimiz için yiyoruz" diyerek konuyu geçiştirmeyi daha yerinde bulduk.

31 yaşındaki Mısırlı İletişim Mühendisi Kemalettin Ali Gamil ise Türk dizilerine meraklı. ATV'de yayınlanan Kara Para Aşk dizisi Kemalettin'in favorisi. Dizinin ana karakterleri Ömer ve Elif' 'bayılıyor'muş. Zaten Türkçe'yi de Türk dizilerini özgün dilinde izleyebilmek için öğrenmeye başlamış. Londra'dan gelen bir öğrenci ise Kuzey Londra'da yaşayan Türklerle konuşabilmek için Türkçe öğrenmeye başlamış. Neden diye sorduğumuzda ise "çünkü harika insanlar" cevabını aldık.

Program koordinatörü Doç. Dr. Mustafa Balcı'da özellikle zengin Arap ülkelerinden öğrencilerin genel olarak dil öğrenme isteklerinin Türk dizilerinden kaynaklandığını anlattı. İstatistiklere göre Türk dizileri Amerikan dizilerinden sonra dünyada en çok ihraç edilen diziler. Dizi sektörümüzdeki bu gelişmenin farklı alanlarda yansımaları var. Dizilerde gördükleri mobilyaları ve kıyafetleri bulmak üzere Türkiye'ye gelen turistlerde var, diziler için dil öğrenende. Bu popularite ise Kurtlar Vadisi dizisi ile başlamış. Türk erkeklerinin Polat Alemdar'a benzediğini düşünenler var. Dizilerdeki yaşantılarının Türk insanının rutin yaşamı olduğunu zannediyorlar. Türkiye'ye gelenler ise Türklerin gündelik hayatlarının dizilerdekinden çok başka olduğunu farketmişler.

İstanbul'da akademik Türkçe dersi alan Yunus Emre öğrencileri aynı zamanda sinema tarihi dersi de alıyorlar. Paramparça ve Kara Para Aşk dizileriyle tanıdığımız ünlü oyuncular Emre Kızılırmak ve Nursel Köse ile Cuma akşamı bir söyleşi gerçekleştirildi. Sorularından anladığımız kadarıyla bizim dizilerimize bizden çok hakimler.

Aslında, Türkçe gramer yapısı olarak pek çok dile aykırı bir dil. Cümlenin öğelerinin sıralanışı diğer dillerden oldukça farklı. Yunus Emre Ensititüsü Türkçe eğitimlerini kolaylaştırmak adına yapılan çalışmaların da takipçisi. Günlük konuşma, iş ve akademik alana yönelik dil eğitimlerini ayırmaya çalışıyorlar. Yeterince kaynak kitap, yardımcı okuma kitaplaro ve sözlükler de olmadığı için Türk üniversitelerinde bununla ilgili çalışmalar yürütülüyor. Balcı'ya göre dil öğretmenin en basit yolu yemek tarifleri. 'Soğanı doğradı. Tencereye attı.' gibi oldukça basit ifadeler anlatımı kolaylaştırıyor. Türkçe eğitimi için 50 civarında da kitap basmış Yunus Emre. Bir de 2.000 kitaplık, 100 farklı ülkede 100 kütüphane projesi var. Projenin sponsoru Ziraat Bankası. Bugüne kadar 65 kütüphane açılmış, 35'i içinse çalışmalar sürüyor.

Kursiyerlerin bir bölümü de üniversitelerin Türkoloji, tarih veya uluslararası ilişkiler bölümlerinde okuyan öğrenciler. Akademik alandaki araştırmaları için Türkçe öğreniyorlar. Enstitünün 62 üniversite ile protokolü mevcut. Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK)'na bağlı üniversitelerden bu üniversitelere akademisyenler gönderiliyor, kaynak kitap desteği sağlanıyor. Ayrıca, Türkiye'de araştırma yapmak isteyen akademisyenlere de destek veriliyor. Yunus Emre kültür merkezlerinde Türkçe öğrenen pek çok öğrenci yüksek lisans için Türkiye'yi tercih ediyor.

Seçmeli olarak Türkçe öğrenen ortaöğretim öğrencileri de var. Genelde İngilizce'den sonra yabancı dil olarak Türkçe'yi seçmişler. Şuanda, Bosna Hersek'te ortaöğretim düzeyinde ders alan 7 bin öğrenci var. Gürcistan, Romanya, Ürdün ve Tunus'ta Türkçe seçmeli yabancı dil olarak ortaöğretim kurumlarında okutuluyor. Polonya'da bir okulda ise Türkçe zorunlu yabancı dil. Polonya'daki Yunus Emre Enstitü müdürünün çabaları ile eğitim bakanlığında izin alınmış ve okul öğrencilerine Türkçe derslerini zorunlu olarak vermeye başlamış.

Enstitünün öğrencileri bir süre sonra öğretmenleri haline gelmiş. Türkçe eğitimlerini tamamyan öğrenciler, kurum içerisinde, üniversitelerde veya farklı yerlerde okutman olarak çalışabiliyorlar. Bu da enstitünün bütçesini rahatlatmış. Daha masraflı olan Türkiye'den bir eğitimci göndermektense, Türkçe Yeterlilik Sınavı (TYS)'dan yeterli puanı alan yerel okutmanları istihdam etmek kurum için daha avantajlı. TYS uluslararası geçerli bir sınav. Bu belgeyi alan kişiler hazırlık okumadan Türk üniversitelerinde eğitim alabiliyorlar. Türk Havayolları da yurtdışında istihdam sağlarken bu belgeyi talep ediyor.

Türkçe dünya üzerinde aslında sandığımızdan yaygın. Türkiye Türkleri pek çok ülkeye yayılmış durumuda. Osmanlı İmparatorluğu 300 yıl boyunca devşirmeler tarafından yönetilmiş. Balkanlarda Türkçe öğrenmek Osmanlı diplomatı olmak demekmiş o zamanlar. Devşirmeler Osmanlı devlet kademelerinde çalışmak için Türkçe öğrenmişler.

Osmanlı Türkçesini günümüze taşıyan ve anadili Türkçe olmayan insalar da var. Muhteşem Yüzyıl dizisinden tanıdığımız Taşrıcalı Yahya Bey, Şehzade Mustafa için edebiyat tarihimizin en nadide mersiyelerinden birini yazmış. Yahya Bey bir Arnavut ve 10 yaşından sonra Türkçe öğrenmiş.
Balkanlarda Türkçe bilmek para kazanmak anlamına geliyormuş. 'Benim sevdiğim oğlan saraya katip olmuş' diyen bir Balkan türküsü bile var. Türkçe bilen katip olabiliyor ve Balkanlarda Türkçe bilmek ile para kazanmak arasında doğrudan bir ilişki var. Yunus Emre yetkililerine göre bugün bu durum hala geçerli. "Türkçe bilirseniz ticaret yaparsanız. Türkçe bölgemizde insanlara iş imkanı sunuyor," diyor Balcı.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Türkoloji projesini başlatan kurum. Bugün TİKA daha çok teknik yardım, meslek edindirme, insani yardım ve tarihi mirası koruma çalışmaları yapıyor. Dilimize dair çalışmalar ise Yunus Emre Enstitüsü tarafından koordine ediliyor. Hedefleri ise bugün 42 olan kültür merkezi sayısını Cumhuriyetin 100.yılı olan 2023 yılında 100 kültür merkezine ulaşmak.

Ayrılırken Alexander bize kendisine sormak istediğimiz başka bir şey olup olmadığını sordu. Hayır Alexander başka sorumuz yok. Sayenizde dilimiz için yapılan çalışmaları ana dilleri başka başka ama ortak dili Türkçe olan insanlardan öğrendik.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.