X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türkiye'nin ilk 'Aşk Festivali'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türkiye'nin ilk 'Aşk Festivali'

  • Giriş Tarihi: 19.10.2015 14:46 Güncelleme Tarihi: 19.10.2015 14:49
Türkiye'nin ilk 'Aşk Festivali'
Türkiye'nin ilk 'Aşk Festivali'

Yaz aylarının popüler, sonbahar ve kış mevsimlerinin ise dingin adresi Çeşme'nin Dalyan bölgesinde bugünlerde tatlı bir telaş yaşanıyor. Bugüne kadar deniz kıyısında inci edasıyla dizilmiş balık restoranları ile damak tadını bilenlerin vazgeçilmez adresi olan Dalyan, şimdilerde Türkiye'nin ilk aşk festivaline ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 21-22 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek festivali düzenleyen ise bir kamu kurumu, Çeşme Belediyesi...

İlham alınan öykü Romeo-Juliet'ten ya da kim bilir hangi ülkeden devşirilmiş ya da çok satan bir kitaptan uyarlanmış bir hikaye değil, üzerine bastığımız toprak kadar yerli. Bu topraklarda, Çeşme'de, festival hazırlıklarının yapıldığı Dalyan bölgesinde yaşanmış bir aşk. Üstünden yüzlerce yıl falan da geçmemiş öyle. Çeşme'de belli bir yaşın üzerindekiler hatırlıyor. Yeni nesil de babalarından, dedelerinden duymuş. Yakın zamana kadar da hikayeyi kimse yazmamış bir yerlere. Eski usulle, sözlü edebiyat yoluyla taşınmış bu günlere... Görenler görmeyenlere, duyanlar da duymayanlara anlatmış. Hikaye şöyle:

Hikayenin esas oğlanı sağır ve dilsiz bir genç. Sarışın, uzun boylu, cüsseli... Güçlü kuvvetli, tuttuğunu koparan cinsten yağız bir Anadolu delikanlısı. Adı Nezir Kaya. Esas kız ise Ege'nin karşı kıyısından. Yunanistan'ın Sakız Adası'ndan. Adı Tinika. Dillere destan bir güzelliği var. Nerde karşılaştıkları bilinmiyor ama bizim Nezir, ilk görüşte aşık olmuş. Fakat Tinika, Sakız'da yaşıyormuş. Sakız başka bir ülke, Nezir de bir garip oğlan. Tarlada bağda çalışır, kıt kanaat geçinirmiş. Tüm mal varlığı da eski bir bisikletten ibaretmiş. Sağır-dilsiz bir oğlan kime nasıl anlatsın aşık olduğunu, nasıl pasaport-vize alıp başka bir ülkedeki sevdiğini görsün?

Mesafe çok, para yok, pasaport yok. Ama aşk var. Aşk... Kerem dağı delmiş. Mecnun çölü geçmiş. Nezir ise hem engin denizlere meydan okumuş hem de tavansız göğe. Ne deniz durdurabilmiş bizim ahraz oğlanı, ne de gök. Tinika'yı görmek için önce kendi elleriyle harçsız bir kule inşa etmiş. Hem de 3 kez... İki kez yaptığı kuleyi yeterince yüksek olmadığı, Tinika'yı göremediği için yıkmış. Yenisini yapmış. Öyle ki son yaptığı kulenin 30 metreye ulaştığı söyleniyor. Belki sevdiğini göremeyecek o kadar uzaktan fakat onun yaşadığı adayı görme fikri bile Nezir'e kendi elleriyle metrelerce yüksek kule yaptırmış. Göğe meydan okumuş Nezir, Tinika'yı görebilmek adına. Denize meydan okumuş sonra... Kendi yaptığı kayıklara uçurtmalardan yelken yapmış, farklı tipte farklı şekillerde kayıklar yapmış her seferinde Tinika'ya ulaşabilmek için... Ulaşmış da Sakız Adası'na, Yunan polisi bulmuş önce. Casus sanmışlar, derdini de anlatamamış, dayak yemiş, işkence görmüş casus sanıldığı için. Sonra tanıyan biri çıkmış da, öyle bırakmışlar, Türkiye'ye geri yollamışlar. O kadar işkenceye rağmen yılmamış Nezir, defalarca gitmiş. Her seferinde geri göndermişler ama o yılmamış, tekrar gitmiş. Ta ki bisikletiyle geçirdiği bir kaza sebebiyle yaşamını yitirene kadar. Öldükten sonra Tinika Çeşme'ye gelmiş, Nezir'in yaptığı kuleye çıkmış. Penceresine bir demet çiçek ve bir anahtar bir de kilit bırakmış, Nezir'in Tinika'nın yaşadığı Sakız Adası'nı izlediği pencereye. Rum adetine göre, sevdiklerine sevgilerini anlatmak için anahtar ve kilit verirlermiş. İşte hem göğe hem de denize meydan okuyan ama mutlu sonla bitemeyen bu saf aşk, güzel bir festivale konu olacak.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.