Bir temel kaynak

  • 16.09.2009

Gülnur Acar - Savran'ın çevirip dipnotladığı Eleştirel Feminizm Sözlüğü'nde feminist mücadelenin tarihi ve problemlerini okuyoruz

"Kadın duyarlığı bir büyük, ilksel kaynaktır: Erkek duyarlığı kendini bu kaynakta yeniler." Ya da şu: "Bir kadın sahiden odada mıdır, başka biri gelip de onu görmeden önce?" 20. yüzyıl başlarının ünlü Viyanalı heccavı Karl Kraus'un bu türden incileri artık sadece erkek çocukların ortaokul şakalarını 'özdeyiş' katına yükseltme çabası olarak görülüyor: Çoğu zaman ahmaklık, her zaman zevk düşüklüğü. İkinci epigramdaki zaten pek varsayımsal patlayıcı potansiyelin de 'kadının adı yok' ile çoktan barutunun çalınmış olduğu bir dünyada, ama ancak o dünyada, bazı zavallı habislerin süregelen herzeleri de hakettikleri cevabı anında almaktalar: "Sen git de ke..." Böyle bir karşılığın verilemediği veya etkisiz kaldığı, linçin hâlâ töre olduğu ortamlarda, Türk polisi, savcısı ve yargıcının nezaret ettiği durumlarda bile, eyleme geçmiş herze karşısında biz kadınların başvurabileceği bazı kaynaklar var artık: Sığınma evleri, onlarla ilişkili hukuk büroları, karınca hızıyla ilerleyen ve kendi icracılarında mehter adımına dönüşen bir hukuk ve evet, her şeye rağmen basın-yayın: Atbaşı giden yığınlaşma ile bireyleşmenin etkileşimi içinde, bireyden fazla ama toplumdan az gruplara da ister istemez yer açmaya çabalayan bir 'demokratikleşme' (ki 2002'de filan başlamadığını herkes biliyor). Eğer bu bir gerçekse, artık herzeye herze ve töreye linç diyebiliyorsak eğer, Gülnur Acar-Savran'ın çevirip dipnotladığı (ve keşke bazı maddelerini kendisi yazsaydı dedirten) Eleştirel Feminizm Sözlüğü'nde tarihinin ve problemlerinin bir kısmını okuduğumuz feminist mücadeleye borçluyuz bunu. Acar-Savran önsözünde sözlüğün işini Diderot'dan bir epigramla tanımlıyor: "İyi bir sözlük, yaygın düşünme biçimini değiştirmelidir." Kendi daha acil terimleriyle söylersek, çalışmanın amacı, "Bir edinilmiş bilgiler toplamını... alfabetik sıraya göre düzenlemek değil, bir sorunsala ve onun yöntemlerine açılmaktır." Bunu biz kadınlar, bayrak şairimiz Emily Dickinson'u biraz açarak, şöyle de çevirebiliriz: Problemin kendi kendini işlemesine izin ver, aradan çekil, geçmişi bil ama geleceğe engel koyma. Üç tip terim var bu sözlükte: (1) Feminist teorinin kendi ürünleri, mesela toplumsal cinsiyet ve patriyarka (niçin ataerkillik olmadığının açıklamasını bu kitapta bulamıyoruz, artık yerleştiği için mi, babaerkillik sözü tutmadığı için mi?). (2) Feminist mücadelenin gündelik pratik ve düşünüşler üzerinde bıraktığı izleri gösteren ve o mücadelenin de tarihini özetleyen bazı görünüşte masum kavramlar: Taciz, şiddet, fuhuş. (3) Feminist mücadelenin başka, daha köklü, daha geri düşünsel disiplin ve akımların yerleşik kavramlarında yarattığı bükülme, ayrışma ve infilaklar: Yurttaşlık, emek, kamu/özel. Kitabın bir de yöntemsel/ felsefi/ahlâki düşmanı var: "Nesnelerin temsilinde ve sözcüklerin, düşüncelerin... üretilmesinde etkin olan erkek-merkezlilik," diye özetliyor onu Acar-Savran, bir 'sahte-yansızlık' da diyebiliriz. Kitabın asıl enerjisi, Acar-Savran'ın kullandığı 'açılma' sözünde ortaya çıkıyor: Durmayan, hem zaman içinde hem de farklı toplumsal, kültürel ortamlar boyunca gezinen bir teorik serüvendir feminizmin kurcalaması: Bu 'göçebe teori', bir yayladan öbürüne geçerken, aynı kalmamış, kendini de etkiye ve işaretlenmeye açık bırakmış olacaktır. Başarısız bir veteriner adayı olarak beni yukardaki üç terim tipinden son ikisi, en çok da sonuncusu ilgilendiriyordu: Kadınların mücadelesinin (ama belki burada 'sahneye çıkışının' demek gerekiyor, daha önceki Euripides'i hesaba katmadan) bir solvent olarak bilimler ve hümanizmalar üzerindeki çözücü etkisi. 'Bilimler ve Toplumsal Cinsiyet' maddesinde, 'tarihin büyük bölümü boyunca bilimsel araştırmanın eril cinsten bireyler tarafından yapılmış olmasının bilimsel bilginin evrimini şekillendirdiğini' memnuniyetle ama hiç haset duymadan okuyoruz. Bu bilimi yaratanlar, esas olarak, 'Batılı ve egemen sınıfların üyeleri olan erkekler'dir. Özellikle biyolojik bilimlerde ('doğrudan cinsiyetli bedenlerle ilgilenen alanlarda') 20. yüzyıl sonlarına kadar sürmüş bir çarpılmaya, zekâsızlığa yol açmıştır bu durum. Bir sonraki maddede, 'Bilimsel Dil'in Cinsiyetlendirilmesi'nde, bu pejmürde aklın en sevimli örneği sunuluyor: Erkeğin etkin ve dişinin edilgin olduğuna (olması gerektiğine) dair dogma, uzun süre, tâ geçen yüzyılın 80'lerine kadar, spermlerin tıpkı Woody Allen komikliklerinde olduğu gibi durmadan hareket ettiği, kız aradığı, sonunda orada mahcup taze gibi duran yumurtayı bulduğunda da bir iki sürtünmeden sonra derhal 'duhul' filan olduğu bir anlatı sunmuştur bize. Daha miskin (veya çok daha etkin) olanlarımız bundan hiç şikâyetçi olmasa da, feminist teori ve pratiğin etkisi belli bir zekâ artışına yol açmıştır: "Nitekim Alberts vd'nin konuya ilişkin araştırması (Molecular Biology of the Cell, 1989) yumurtanın, spermin yapışması ve duhulü için gerekli protein ve molekülleri üreten bir faaliyeti olduğunun... altını çizmiştir." 1989! Bu kitap, okudukça görmüş olacağınız gibi, bütün bu alanlarda (bilhassa biyolojide) söylenen şeylerin çoğu kez birer mecaz olacağını (kendi gibi'liklerini unutmuş gibi'ler olacağını) ama bunu bilmenin de görece nesnel, yansız bir bilgiye erişme çabasını baltalamak şöyle dursun, 'nesnelliğin (veri)tabanını genişleteceğini' öngören reformcu, ılımlı bir bakış açısından yazılmış (bir Tanrıçası varsa, o da muhteşem ama eskimiş İkinci Cins'iyle Simone de Beauvoir). Buna Nuray Mert'in bile itirazı olabilir mi? Öte yandan, kendi başarısız veterinerlik tecrübemden biliyorum ki mendeburluğun sonu yoktur. 70'li yılların sonuydu, iki yıllık mezundum, beni işe almış at yetiştiricilerinin sadece 'Satvet'ten, 'Hilalüzzaman 22/64'ten, 'Sky Rocket'ten, oğlu 'Tünkut'tan ve onun da oğlu 'şimdi unuttum'dan söz ettiğini duyuyordum (Tünkut'un doğurttuğunun adı da Vidar mıydı, ama değil, onunla yarışıyordu). "Bunların anası yok mu?" diyecek oldum birkaç defa; Jokey Kulübü'nde sıkça olduğu gibi, kadınlarla sonra ilgilenilecekti, benim popo -veteriner pantalonumun içinde- masun kalmıştı, o anlık. Belki de akılları atın üstünde ayağa kalkmış jokeylerin popolarındaydı. Bunları ben bilemem. El sürmediler, ben de o sırada unuttum: Ama bu insanlar, bir pedigree meselesinde ananın da en az baba kadar mühim olduğunu ancak 90'larda anladılar. Çok geç: Bizim 'Tünkut'tan veya '22/64'ten olma sinek gibi aslan yavrularımız 'enternasyonal' yarışlarda nal topluyorladı. Şimdi ufak ufak değişmekte. Ama ben kovuldum. Jokey Kulübü'nün zihinsizliğine karşı da, kendilerinin anlamayacakları bir tokat olarak görmek istiyorum bu kitabı. Olsun.

Eleştirel Feminizm Sözlüğü Yayına Hazırlayanlar: Helena Hirata v.d. Çeviren: Gülnur Acar-Savran, Kanat Kitap 428 s.

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Kitap - Edebiyat Haberleri
Diğer Kitap - Edebiyat Haberleri
Doyumluk değil, tadımlık
Çizgi roman artık burada peki siz neredesiniz?
Bu kitap yakılmayı hiç hak etmiyor
Çarpıcı bir ilk roman
Nazlı Eray: Çocuklara düş gücümü tanıtmak istiyorum
Dan Brown yine rekora koşacak
"Herkese Biraz Bilim" ufaldı
Onat Kutlar'ın "İshak"ı 50 Yaşında
Punk şair Carrol hayatını kaybetti
'Latife Hanım 15'inde Beethoven çalıyordu'
Atayman, çevirisiyle ödül aldı
"Niteliksiz Adam 1 ve 2" sürpriz yaptı
Açlığın Şarkısı Türkçede
Yaşar Kemal'den sürpriz kitap
Çırağan Okumaları’nın Eylül konuğu Selim İleri
ESKADER kursları başlıyor
Frankenstein çizgiyi iyice aştı!
Sorduk söyledi
Gross'un nefes kesen romanı
Nick Cave'in kitabı iPhone'da
Masumiyet Müzesi New Yorker'da
Uzuner, barış için Avusturya'daydı
'Sanatı kimler şirketleştirdi?'
En tepedeki 20 yazarın piyasa etkisi 42 milyon
Ikea kataloğuna yeni yazı karakteri 'krizi'
Büyükadalı Rum Türklerinin kitabı
Aşkı Aradığın Yer ikinci baskıyı yaptı
Orada bir çöplük var
Orhan Pamuk Meksika yolcusu
'Maykıl' çizgileri ve heykeli ile yine gündeme geldi
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol