Böyle erkekler var ve sayıları artıyor

Böyle erkekler var ve sayıları artıyor

  • 16.09.2009

Başkasını Seviyorum adlı romanıyla edebiyat dünyasına 'Merhaba,' diyen NTV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özgüner'le 'bir erkek romanı' dediği kitabı hakkında MÜJGÂN HALİS konuştu

"Gerçek bir aile kurup, aile huzuru dediklerini yaşasaydım 40'ına gelmiş ve geride hiçbir şey bırakmamış bir Yavuz'dan daha iyi bir Yavuz mu olurdum acaba?" Bu soruyu sorduruyor NTV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özgüner ilk romanı Başkasını Seviyorum'da kahramanı Yavuz Erden'e. Ve roman, adını alan cümleyle başlıyor: "Başkasını seviyorum." Özgüner, aldatma-aldatılma mevzusunu ve erkeklerin bundan duyduğu korkuyu hayli samimi bir şekilde irdelemiş. Ve bunu yaparken, ilk gençliklerini 80'lerin başında yaşayanların yoksunluklarını, doymazlıklarını ve mutsuzluklarını, kendisi de o kuşaktan biri olarak çok içeriden yazmış.

- Bir 'aldatan adam' romanı gibi okudum kitabınızı. Erkekler aldatılmaya bu kadar büyük bir facia olarak mı bakıyor cidden? - Kitap bütünüyle bir aldatma ve aşk kitabı değil ama, bazı kişiler için aldatma denilen şeyin trajedisi çok ağır. Aldatma olgusunun bu çağın öne çıkardığı önemli meselelerden biri olduğunu düşünüyorum. Belki yaşanan ilişkilerin yetersizliğinden başka kucaklar aranıyor. "Başkasını seviyorum," bu dönemde insanların sık karşılaştığı bir cümle. Benim romanım, insanların içinde yaşadığı mutsuzlukta, aslında başka bir şeyi arama çabası. Artık ilişkiler annelerin, ninelerin yaptığı gibi "40 yıl bu adama katlanayım, 40 yıl sonra yatakları ayırırım," noktasında değil.

- Romandaki Yavuz'da ne kadar siz varsınız? Okurken çocukluğunuzdan, ilk gençliğinizden izler olduğunu düşündüm... - Flaubert'e sormuşlar "Madam Bovary'deki hangi karakter sizsiniz?" diye, o da "Ben Madam Bovary'yim," demiş. İnsan kurgu bir şey yazınca elinden geldiğince karakter olmamaya çalışıyor. Ama kurgusundan öte ruhunda, olaylara bakışında, verdiği tepkilerde, merakında Yavuz ile Ömer arasında benzerlikler var. Sadece ben değil bana benzeyen başka insanlar da var, o karakterin ruhunda.

- Neden ilk romanınız böyle bir konuda? - Ben derin felsefi göndermeler ve alt metinlerden ziyade, biraz Batılı tarzda modern bir hikâye anlatmak istedim. Beğenenin okuyacağı, beğenmeyenin çok ilgi göstermeyeceği bir hikâye. Bu trajediyi yaşayan insanlarda artış gördüm ve Türkiye'nin bu anlamda geçirdiği evrimi yazmaya çalıştım.

BİR KUŞAĞIN ÖYKÜSÜ
- Romanınız 1980 sonrası gençliğinin ilk kuşağının romanı. Nasıl bir kuşaktı o kuşak?
- Bu kitap özellikle 80'li yıllarda gençlik aşamasını yaşayan insanların Türkiye'de yaşadığı yoksunlukla ilgili. Ne sert politik döneme denk gelmiş ne de 'demokrasi' içinde ülkenin 'bollaştığı' bir dönemde büyümemiş o kuşak için, hayattaki her şey zor elde edildi. Kız arkadaş da, iyi bir ayakkabı da. Kendimi de içinde gördüğüm bu kuşağın, kronik bir mutsuzluk içinde olduğunu düşünüyorum. O dönemdeki yoksunluk kişiliğimizi şekillendirdi ve başka bir insan modeli yarattı. Bizim kuşak için çapkınlık patlamaları o yüzden daha çok 30'undan sonra başlıyor.

- Kahramanınız sınıf atlamış, dişiyle tırnağıyla hem de. Ama 'sisteme' kolaylıkla uyum da sağlamış. Fakat mutsuz olunca akrabalarına, eski mahallesine dönüyor. Buradan ne anlamalıyız? - Bütün kitabı üzerine oturtmaya çalıştığım şey şu: İnsanın mazisi mezarlık gibi ve orada hep bir şeyler arar. Bunun nedeni de bu zamanın mutsuzluğu. Çünkü bir dönemin insanı birbirine daha çok benziyordu kategorik olarak, ya AP'liydi, ya CHP'liydi. Bu kadar dağılmış değildi her şey. Oyun çeşitleri bu kadar fazla değildi. Facebook yoktu, twitter yoktu. Daha basit ama daha mutlu olunan bir hayat vardı. Yavuz da bence, gelecekten çok umutlu olmadığı için, daha saf bulduğu, daha kolay sığınabildiği geçmişiyle çıkış arıyor.

- Şimdilerde belli bir kesimin yaşadığı ruh halleri, ilişkiler, aşklar, aldatmalar edebiyata dönüşüyor. Ama aslında ne hayat öyle, ne de aşklar, ayrılıklar. Daha reel şeyler yaşanıyor hayatta ve sanki empoze edilmek istenen şey, bir sınıfın küçük burjuva beğenilerinin ötesinde değil. Ne dersiniz? - Bir adam karısını aldatıyor ona itiraf ediyor, karısı da aynı şeyi yapıyor ve o da bunu kocasına anlatıyor ve yolları ayrılıyor. Bunu Mardin'de biri yaptığında 40 kişi öldürülüyor. Türkiye'de tek bir hayat yaşanmıyor, model olarak belki 100 bin ayrı hayat yaşanıyor. Benim içinde bulunduğu hayatta insanlar birbirlerine bu lafları söyleyip ayrılabiliyorlar. Kimse kimseyi öldürmüyor. Yani Mardin'deki de var, ama bu da var. Bazı romanlar dili zorlayabilir, bazı romanlar katmanlaştırır metnini zorlar, bazı romanlar Doğu-Batı üzerinedir, bazı romanlarda karakterler yazarının istediği ideolojik şeyleri söyler. Ben bunlardan bağımsız bir şey yapmak istedim. Bir yere dokunduğunu, bir modeli deşifre ettiğini düşündüğüm ve insanın karşılaştığı bazı trajik olaylara karşı hep aynı reaksiyonu vermediğini anlatmaya çalıştım. Erkek biraz başka kadınlardan oluşan, onların tedrisatından geçerek 'biri' olan bir varlık. Bu erkek iyi mi, kötü mü bilmiyorum ama, bir erkeğin puzzle'ı böyle oluşuyor. Tek bildiğim böyle insanların var olduğu ve arttığı.

- Kadınlar erkeklerin sandıkları kadar güçlü insanlar olmadığını anlamalı mı kitabınızı okuyunca?
- İnşallah anlarlar. Zayıf biri Yavuz ve zayıflığında da açık. Daha önce yaşadığı olaylardan korkmuş ve kafasında aldatılmayı bir saplantı haline getirmiş. Zaten gerçek hayatta da öyle değil midir, ilişkilerde aldatma yaşanıyorsa, bu bir çembere dönüşüyor ve sürüyor.

- Sizce bundan sonra Yavuz ne yapacak? Bana hiçbir şeyi takmayacak gibi geldi... - Muhtemelen üçüncünün peşine düşecek ve belki de asistanı Burcu'dan mesaj bekleyecek.

- Romanınızı ne zaman yazmaya başladınız? - Yazmaya iki yıl önce başladım ama NTV'de çok yoğun bir tempom olduğu için geceleri eve gidince yazabiliyordum. O sırada da bir arkadaşımla aynı evde kalıyorduk. İlk ona okudum, beğenince de devam ettim. Başladığımda nereye varacağından çok emin değildim. Sadece erkeklerin okuyacağı değil de, kadınların da erkeklerin bir kısmının hayata nasıl baktığını samimi bir gözle öğrenebilecekleri bir roman yazmaktı amacım.

- Sizce Yavuz nasıl bir erkek? Bir türlü mutlu olamayan mı, ne istediğini bilemeyen mi, mutsuzluğu bile hakkıyla yaşamayan mı? - Yavuz sürekli ilişki kuramayan ama bir başka ilişkiyi de yeniden inşa edemeyen bir erkek. Biraz yorgun. Hırsları, doyumsuzlukları, edinme çabası onda bilgisayar oyunlarındaki canavarlar gibi yedikçe diğerini de yeme isteği uyandırıyor. Ama yediğiyle de bir türlü doymuyor.

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Kitap - Edebiyat Haberleri
Diğer Kitap - Edebiyat Haberleri
Çizgi roman artık burada peki siz neredesiniz?
Bu kitap yakılmayı hiç hak etmiyor
Çarpıcı bir ilk roman
Nazlı Eray: Çocuklara düş gücümü tanıtmak istiyorum
Bir temel kaynak
Dan Brown yine rekora koşacak
"Herkese Biraz Bilim" ufaldı
Onat Kutlar'ın "İshak"ı 50 Yaşında
Punk şair Carrol hayatını kaybetti
'Latife Hanım 15'inde Beethoven çalıyordu'
Atayman, çevirisiyle ödül aldı
"Niteliksiz Adam 1 ve 2" sürpriz yaptı
Açlığın Şarkısı Türkçede
Yaşar Kemal'den sürpriz kitap
Çırağan Okumaları’nın Eylül konuğu Selim İleri
ESKADER kursları başlıyor
Frankenstein çizgiyi iyice aştı!
Sorduk söyledi
Gross'un nefes kesen romanı
Nick Cave'in kitabı iPhone'da
Masumiyet Müzesi New Yorker'da
Uzuner, barış için Avusturya'daydı
'Sanatı kimler şirketleştirdi?'
En tepedeki 20 yazarın piyasa etkisi 42 milyon
Ikea kataloğuna yeni yazı karakteri 'krizi'
Büyükadalı Rum Türklerinin kitabı
Aşkı Aradığın Yer ikinci baskıyı yaptı
Orada bir çöplük var
Orhan Pamuk Meksika yolcusu
'Maykıl' çizgileri ve heykeli ile yine gündeme geldi
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol