Yaşar Kemal'in bu ay yayımlanan Binbir Çiçekli Bahçe'sinin yanı sıra önümüzdeki ay çıkacak iki kitap, Paulo Coelho'nun Kazanan Yalnızdır ve Gaye Boralıoğlu'nun Aksak Ritim kitaplarından birer parça sunuyoruz
Yeni bir roman yazmak, yeni imgeler bulmak, yeni bir dünyaya açılmaktı benim için İnce Memed. İnce Memed'in bende oluşturduğu yeni düşünceler, bana getirdikleri yalnız "mecbur insan" değil, sonradan yazdıklarımın hemen hepsini etkileyen bir insan anlayışıdır: İnsanlar sıkıştıklarında, ölümün acılarını yüreklerinde duyduklarında bir mit dünyası yaratıp ona sığınırlar. Mitler yaratmak, düş dünyaları kurmak, dünyadaki büyük acılara karşı koymak, sevgiye, dostluğa, güzelliğe, belki de ölümsüzlüğe ulaşmaktır. Bir karanlıktan gelip bir karanlığa gidiyoruz. Homeras İlyada'da, "İnsanoğlu en acı çeken yaratıktır," diyor. Çünkü ölümün bilincine varmış tek yaratık insandır. Dostoyesvki Budala'sında, "İnsanoğlunu sonsuz bir uçurum üstüne ayağını koyacak kadar orada yaşamaya mahkûm edin; yağmur altında, karda kışta, o acı içinde, açlıkta yoklukta yaşar da ölmeye razı olmak, yaşamını sürdürmekte direnir," diyor. Belki bu bir simge. Ama biliyoruz ki, insanoğlu açlıklar, yokluklar, sömürüler, sefaletler, aşağılanmalar arasında yaşamaya devam ediyor. Şimdi, nedir bu dünyaya bağlılığımız? Nedir bu? Varmak istediğim gerçek insanın içindeki bu sevinç ne? ... Ben hiçbir zaman kahramanlara inanmadım. Yazdığım başkaldırı romanlarında da, o kahraman dediklerimizin halkın elindeki araçlar olduğunu hep vurguladım. Bu araçları halk kendi yaratıyor, kendi de koruyor, onlarla birlikte yeniliyor, yeniyor. O mecbur insan tipini, kişiliğini, birtakım sebeplerden ötürü halk şıp diye buluyor. Ya da uzun aramalardan sonra buluyor. Ama buluyor. En azından benim roman kişilerim böyle. Ben, her insanı yaratıcı saydığım gibi, her insanın içinde de bir başkaldırı kurdu olduğuna inanırım... Her çağın bir mit yaratma biçimi var. Eski Mısır'da başka mitler var, Sümerlerde, Asurlarda, Hıristiyanlarda, Müslümanlarda, kuzeyde, güneyde mit yaratma biçimleri hep değişiyor. Benim savım şu ki, kıyamate kadar insanlar mit dünyaları, düş dünyaları yaratarak o dünyalara sığınacaklardır... Günümüzün bu karmaşasında bile her gün ne mitler yaratılıp sığınılıyor. İnsanoğlu düş gördüktçe insandır. Mutluluğumuz düş dünyaları yaratmaktır. Aşk dediğimiz ulvi yücelme bir düş, bir mit değil mi? Kahramanlık da öyle değil mi? Öyle değilse Don Kişot yüzyıllardır kitaplığımızda ne arıyor? Ben de kendimi azıcık bir yazar sayıyorsam, insan gerçeğine bilinçli olaraktan miti, düşü getirdiğimdendir... Ancak korkarım ki bu gidişle eski mitlere sığınacağız. Çağımızın getirdiği en büyük kötülük olan ve tehlikesini yeterince anlamadığımız doğa kırımı karşısında atalarımız gibi korku mitleri yaratacağız. Yel tanrıları, güneş, horoz, boğa, ay, toprak, toprak ana mitleri yaratıp onlara sığınacağız. Yıllardır romanlarımda, röportajlarımda, konuşmalarda hep üstünde durdum, doğanın her öğesinin ayrı bir kimliği vardır, her otun, her çiçeğin ayrı bir kişiliği, kendine özgülüğü vardır. Doğanın en küçük parçasının bile bir kimliği, bir kişiliği var. Kişiliği derken, bir ad bulamadığım için böylesine bocalıyorum. Bir gün insanlar, bilim adamları, yazarlar bunun da adını koyacaklar. Savrun Çayı İnce Memed'e başlamadan önce doğayla ilk karşılaştığım Toros Dağları'ndan Çukurova'ya yani Kilikya'ya inen birçok çaydan, iki ırmaktan biridir. Eğer Savrun Çayı'nı yaşamasaydım, doğayı böylesine duyumsayamazdım. Yıllarca ben Savrun Çayı kıyılarında dağlara yürürken, doğayla iç içe yaşadım. Pirinç tarlalarında yıllarca su kontrolörlüğü yaptım da... İşte o zamanlar yavaş yavaş, bir daldaki bir çiçeğin öbürüne benzemediğini, bir çimenlikte hiçbir yaprağın, köredeki hiçbir karıncanın, bir pınarın, Toroslardan ovaya inen Savrun Çayı gibi birçok çayın hiçbirinin birbirine benzemediğini gözlemledim. Bunların hepsini de Savrun Çayı'ndan öğrendim. Beni doğaya, ayrıntılarına götüren Savrun suyudur. Öyleyse son soluğuma kadar doğayı, insanları, ilişkileri, mümkünse yaşayabilmek, zenginleşmek dünyayla, evrenle. Doğa maceramı zenginleştirerek, benzemezliklerin gizine varmak... Doğa çok zengin. Yazarlar da doğaya yardım etmeli, doğayla birlikte insanları zenginleştirmeli. Eğer modern edebiyatla karşılaşmasaydım, karşılaşmam tesadüftür, bir destancı olurdum. Destancı olmama ramak kalmıştı, o sıralarda köyümün yakınındaki köye ilkokula gittim. Bu yüzden Rus, Fransız, İngiliz, Doğu, Batı klasiklerini okudum. Bu yüzden Stendhal, Çehov, Charlie Chaplin ustalarım oldu.ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Fotoğraflarla II. Abdülhamid
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Kültür A.Ş. Sultan II. Abdülhamid'in aile fotoğraflarını bir kitapta topladı. ''Sultan II. Abdülhamid'in Aile Albümü'' adlı kitapta Sultan II.Abdülhamid'in ailesi ve Yıldız Sarayı'ndaki günlük hayatını yansıtan 138 fotoğraf yer alıyor.
'Da Vinci' çözüldü sıra 'Kayıp Sembol'e geldi
'Kayıp Sembol'ün yayımlandığı ülkelerde sabahtan itibaren uzun kuyruklar oluştu. Avustralya'da 'Kitabı ilk kim bitirecek' diye yarışma bile düzenlendi
Müstehcenlik davası bugün
SEL Yayıncılık'ın geçen ocak ayında başlattığı 'cinsel kitaplar' dizisinden yayımlanan üç kitap hakkında müstehcen oldukları...
Adam Fawer TÜYAP'ta
28. İstanbul Kitap Fuarı hazırlıkları tamamlanmak üzere. 31 Ekim'de başlayacak fuara Türkiye'de uzun zaman çoksatanlar listesinde...
İstanbul'un çizgi romancıları
Çizgi roman dükkânları ve sahafları İstanbul'da üç ana noktaya yayılmış. Hepsini sizin için gezdik ve sizler için bir çizgi roman haritası hazırladık
Heksojen bombası ve 'teröristler'
Andrew Gross'un, 11 Eylül olaylarını anımsatan bir kurguyla yazdığı ve genç bir Amerikalı çiftin hayatından diğer tüm Amerikalıların ruh haline ışık tutan kitabı Karanlık Sular'ı AYSEL SAĞIR tanıtıyor
Çizgi romancı yönetmen gibidir
Yayıncı, hoca ve çizer... Türkiye'de çizgi romanın her haline bulaşmış, yıllar içinde çizgi romanın macerası onun macerasına dönüşmüş bir isim Ergun Gündüz. Bu gerçek çizgi roman tutkunu, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde verdiği derslerin yanı sıra şu günlerde yeni hikâyesi Efsun'u hazırlıyor. Kendisiyle son dönemde çizgi romana dönüştürülen edebiyat klasiklerinin yükselişini ve çizgi romana bakışını konuştuk
Torosların Yörükleri
Eserlerinde Torosları ve Yörükleri anlatan Osman Şahin, toplu öykülerinin üçüncü cildinde de yine aynı yörenin hikâyeleriyle karşımızda. Yazarın son öykülerini ELİF TANRIYAR'ın önerileriyle okuyacaksınız
Yol, gitmek içindir...
Öykünün ustası Cemil Kavukçu'nun Notos Kitap'tan bir kez daha okurla buluşan Perişanız Gecenin Karanlığında'sı ruhun derinliklerine bir yolculuk çağrısı
Hayat sanatı taklit ederse!
Oya Baydar'ın hayali bir ülkede ve zamanda geçenleri ve unutuşa sığınan toplumları anlattığı Çöplüğün Generali adlı romanını ELİF TANRIYAR öneriyor
İngiltere'de umutlar Noel'e kaldı
2009'un sonbaharına girerken İngiltere'de yayıncılar, kitapçılar umudu Noel'e bağlamış durumda. Bir yandan British Library'de güzel yenilikler yaşanırken, bir yandan da Booker Ödülü ve The Guardian'ın alternatif yarışmasının adayları belli oldu. Adadan haberleri HANDE GÜRSES derledi
Korku insanı 'ziyan' eder
Hakan Günday'ın son romanı Ziyan, sıradan bir genç askerin korkularını neredeyse deli cesaretine sahip bir adamın hikâyesiyle çarpıştırıyor. ÖZGÜR ÇAKIR, zorunlu askerlik olgusunu tarihin koridorlarında gezdiren bu 'kara' öyküyü tanıtıyor
Böyle erkekler var ve sayıları artıyor
Başkasını Seviyorum adlı romanıyla edebiyat dünyasına 'Merhaba,' diyen NTV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özgüner'le 'bir erkek romanı' dediği kitabı hakkında MÜJGÂN HALİS konuştu
Savaşa ağıt
2008 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi J.M.G. Le Clezio'nun, ödülden önceki son kitabı Açlığın Şarkısı, Turkuvaz Kitap tarafından yayımlandı. Annesinden yola çıkarak Ethel'in soylu ailesinin, Nazi dönemine kadar giden öyküsünü anlattığı romanında, savaşa kurban edilen gençliğin ağıdını yakıyor Le Clezio
Turan Güneş'e dair...
TURAN Güneş'in kendisi gibi akademisyen olan oğlu Hurşit Güneş tarafından derlenen Türk Demokrasisinin Analizi kitabı, demokrasi...
Sessiz hesaplaşmalar
Ferhan Şaylıman, bir aşk üçgenini anlattığı Hiçlik'te, ertelenmiş yaşamları ve hayatta aniden ortaya çıkan olağanüstü durumların ertesindeki altüst oluşların sonuçlarını resmediyor. ELİF TANRIYAR, aynı zamanda gazeteci olan Şaylıman'ın bu ilginç eserini tanıtıyor
Toprak anadan bugüne...
Kadın Şifacılar Jeanne Achterberg Çeviren: Bilgi Altınok Everest Yayınları, 334 s., 17.5 TL
"KADINLAR her zaman şifacı olmuşlardır....
Bize unutturulanları hatırlamalıyız
Son romanı Çöplüğün Generali'nde adı olmayan bir ülkedeki unutma halini ve merkezler elinden halka zerk edilen Üç Maymun Virüsü'nün etkilerini; bildiğimiz, duyduğumuz, gördüğümüz ama bilinçaltımızın derinliklerine gömdüğümüz olaylar üzerinden anlatan Oya Baydar'la MÜJGÂN HALİS konuştu.
Müthiş bir 'kitap yapıcısı'...
Bülent Erkmen, kitap yapmayı, kitabın nesneliğiyle okuyucuya yolladığı mesajı o derece önemser ki, bunu bir çeşit yazarlığa vardırır. "Kitabın sadece içinde yazılı olanla değil, onun bir nesne, bir 'işaretler bütünü' olarak okunabilirliğiyle de ilgilendiğini" sık sık söyler...
Yıllar sonra içeri hikâyeleri
İçeri'den Reyhan Yıldız Literatür Yayıncılık 430 s., 16TL
TÜRKİYE tarihinin dönüm noktalarından 12 Eylül'ün yıldönümünde...
.com.trÜye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.