Hakan Günday'ın son romanı Ziyan, sıradan bir genç askerin korkularını neredeyse deli cesaretine sahip bir adamın hikâyesiyle çarpıştırıyor. ÖZGÜR ÇAKIR, zorunlu askerlik olgusunu tarihin koridorlarında gezdiren bu 'kara' öyküyü tanıtıyor
Edebiyatımızda yeni nesil yazarlar arasında karanlık kitaplarıyla öne çıkıyor Hakan Günday. Yabancı yazarların kaleme aldığı onlarca yeraltı edebiyatı serisini farklı yayınevlerinden okurken, bayağılığa kaçmadan ama yine de sınırlarda dolaşmanın yollarını arayan Türkçe ve iyi kurgulanarak yazılmış kitaplar okumak bir başka keyif veriyor insana. Zargana, Kinyas ve Kayra, Piç, Malafa ve Azil isimli kitaplarıyla bunu kotarabildiği için son yıllarda özellikle yine genç nesil içerisinde kendine hatırı sayılır bir takipçi edinen Günday, şimdi de son romanı Ziyan ile karşımızda. Yazar 'karanlık dil'inin peşinden gitmeye bu romanda da devam ediyor. Sıradan bir er olan kahramanın kendi içindeki yolculuğa tanıklık ediyoruz roman boyunca. Günday kitabın ilk satırlarından itibaren askerlik ve aslında 'zorunlu askerlik' denilen şeyin genç bir insanın hayatında bıraktığı izleri sürmemizi sağlıyor. Ziyan, askerlikle ilgili betimlemelerle ilerledikçe, insanın aklına ister istemez toplum ve insan psikolojisinin kaynaklarıyla ilgili yıllarca kafa yoran ve geride devasa kitaplar bırakan Elias Canetti'nin, Kitle ve İktidar isimli eserini getiriyor akıllara. Kitle ve İktidar'ın 'Emir' başlıklı bölümünde şöyle der üstat: "Kıpırdamaksızın saatlerce bekleyen nöbetçi bir asker, bir askerin ruhsal durumunun en iyi örneğidir." İşte Günday da askerin bu psikolojisini Ziyan içinde başarıyla işlemiş. Canetti, Kitle ve İktidar'ın aynı bölümünde şöyle devam ediyor: "Askerin gerçek başarısı, hangi biçimde ortaya çıkarsa çıksın, görev yerini terk etme yönündeki bütün kışkırtmalara karşı direnmektir. Bu negativizm olarak adlandırılabilecek şey askerliğin belkemiğidir. Kendi içindeki, insan hayatının temel olarak içerdiği arzu, korku ya da huzursuzluk gibi eyleme yönelik gelip geçici dürtüleri bastırır bunlarla en iyi, varlıklarını kendi kendisine itiraf edemeyerek savaşır." Aslında Ziyan da, Canetti'nin betimlediği bu hali özellikle de korku, ihtimaller ve içinde bulunulan durumu anlamlandırmanın güçlüğünü romanın kahramanı bir er etrafında yüzümüze vuruyor. Üstelik hepsi yetmiyormuş gibi roman boyunca bu askere 'soğuk hava' da başlı başına bir karakter olarak eşlik ediyor. Kitapta sıradan bir gün içinde soğuk hava şöyle betimleniyor: "O an Cesim'in elindeki jileti alıp ayaklarımı kesmeyi o kadar çok istedim ki! Üşüyecek bir şeyimin kalmamasını. Gözlerimi bile oyabilirdim. Çift kar maskemin deniz gözlüğü genişliğindeki deliğine denk düşen çıplak gözlerimi. Soğuğa boğulunca önce sulanan, sonra da kendi donmuş yaşlarıyla kaplanan gözlerimi ve bebeklerini oyabilirdim. Ya da burnumu kesip atabilirdim. Çünkü birazdan kapıyı açıp ardında çekeceğim ilk nefeste içindeki kıllar derhal donacak ve burnuma, zamanında rakıya attığım büyüklükte bir buz parçası kaçmış gibi hissedecektim. Nefes alamayacak ve ağzımı açacaktım. Soğuktan nefes nefese kalacaktım..." Kahramanımız yine soğuk bir havada kulede nöbet tutarken kendi kafasında yarattığı ve idam edilerek öldürüldüğünü söyleyen bir karakterle karşılaşıyor ve onunla konuşmaya başlıyor. Karşılaştığı karakter ise 16 Haziran 1926 yılında İzmir'de Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya karşı suikast hazırlığı yapmakta olduğu gerekçesiyle tutuklanan ve daha sonra idam edilen Ziya Hurşit. Almanya'da tahsil gördükten sonra Kurtuluş Savaşı'nda savaşan, 1920 yılında Lazistan milletvekili olarak birinci TBMM'de yer alan, Yozgat İstiklal Mahkemesi üyeliği yapan ancak bir süre sonra Mustafa Kemal'le görüş ayrılığı yaşayan ve aslında tarih sayfalarında adından çok da söz edilmeyen Ziya Hurşit'le sıradan bir erin karşılaşması romanı başka bir hale sokuyor. Günday, Hurşit'le erin diyaloglarını da başarılı bir biçimde kurguluyor. Günday bir yandan Hurşit'e geçmişini, cesaretinin ve temel motivasyonlarının kökenlerini anlattırıyor, öbür tarafta ise aslında askerlikle ilgisi bulunmayan sıradan bir gencin beyninde Ziya Hurşit'i yaratarak onunla konuşturması, askerin kendi bilincinin dehlizlerine girmesini sağlıyor. Günday romanın bu haliyle akışını sağladıktan sonra karakterlerin birbirleriyle etkileşimlerini ve finalini hoş sürprizlerle donatıyor ve romanıyla bugüne kadar yazdıklarıyla da dolaylı bir bağ kuruyor.ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Fotoğraflarla II. Abdülhamid
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Kültür A.Ş. Sultan II. Abdülhamid'in aile fotoğraflarını bir kitapta topladı. ''Sultan II. Abdülhamid'in Aile Albümü'' adlı kitapta Sultan II.Abdülhamid'in ailesi ve Yıldız Sarayı'ndaki günlük hayatını yansıtan 138 fotoğraf yer alıyor.
'Da Vinci' çözüldü sıra 'Kayıp Sembol'e geldi
'Kayıp Sembol'ün yayımlandığı ülkelerde sabahtan itibaren uzun kuyruklar oluştu. Avustralya'da 'Kitabı ilk kim bitirecek' diye yarışma bile düzenlendi
Müstehcenlik davası bugün
SEL Yayıncılık'ın geçen ocak ayında başlattığı 'cinsel kitaplar' dizisinden yayımlanan üç kitap hakkında müstehcen oldukları...
Adam Fawer TÜYAP'ta
28. İstanbul Kitap Fuarı hazırlıkları tamamlanmak üzere. 31 Ekim'de başlayacak fuara Türkiye'de uzun zaman çoksatanlar listesinde...
İstanbul'un çizgi romancıları
Çizgi roman dükkânları ve sahafları İstanbul'da üç ana noktaya yayılmış. Hepsini sizin için gezdik ve sizler için bir çizgi roman haritası hazırladık
Heksojen bombası ve 'teröristler'
Andrew Gross'un, 11 Eylül olaylarını anımsatan bir kurguyla yazdığı ve genç bir Amerikalı çiftin hayatından diğer tüm Amerikalıların ruh haline ışık tutan kitabı Karanlık Sular'ı AYSEL SAĞIR tanıtıyor
Çizgi romancı yönetmen gibidir
Yayıncı, hoca ve çizer... Türkiye'de çizgi romanın her haline bulaşmış, yıllar içinde çizgi romanın macerası onun macerasına dönüşmüş bir isim Ergun Gündüz. Bu gerçek çizgi roman tutkunu, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde verdiği derslerin yanı sıra şu günlerde yeni hikâyesi Efsun'u hazırlıyor. Kendisiyle son dönemde çizgi romana dönüştürülen edebiyat klasiklerinin yükselişini ve çizgi romana bakışını konuştuk
Torosların Yörükleri
Eserlerinde Torosları ve Yörükleri anlatan Osman Şahin, toplu öykülerinin üçüncü cildinde de yine aynı yörenin hikâyeleriyle karşımızda. Yazarın son öykülerini ELİF TANRIYAR'ın önerileriyle okuyacaksınız
Yol, gitmek içindir...
Öykünün ustası Cemil Kavukçu'nun Notos Kitap'tan bir kez daha okurla buluşan Perişanız Gecenin Karanlığında'sı ruhun derinliklerine bir yolculuk çağrısı
Hayat sanatı taklit ederse!
Oya Baydar'ın hayali bir ülkede ve zamanda geçenleri ve unutuşa sığınan toplumları anlattığı Çöplüğün Generali adlı romanını ELİF TANRIYAR öneriyor
İngiltere'de umutlar Noel'e kaldı
2009'un sonbaharına girerken İngiltere'de yayıncılar, kitapçılar umudu Noel'e bağlamış durumda. Bir yandan British Library'de güzel yenilikler yaşanırken, bir yandan da Booker Ödülü ve The Guardian'ın alternatif yarışmasının adayları belli oldu. Adadan haberleri HANDE GÜRSES derledi
Böyle erkekler var ve sayıları artıyor
Başkasını Seviyorum adlı romanıyla edebiyat dünyasına 'Merhaba,' diyen NTV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özgüner'le 'bir erkek romanı' dediği kitabı hakkında MÜJGÂN HALİS konuştu
Savaşa ağıt
2008 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi J.M.G. Le Clezio'nun, ödülden önceki son kitabı Açlığın Şarkısı, Turkuvaz Kitap tarafından yayımlandı. Annesinden yola çıkarak Ethel'in soylu ailesinin, Nazi dönemine kadar giden öyküsünü anlattığı romanında, savaşa kurban edilen gençliğin ağıdını yakıyor Le Clezio
Turan Güneş'e dair...
TURAN Güneş'in kendisi gibi akademisyen olan oğlu Hurşit Güneş tarafından derlenen Türk Demokrasisinin Analizi kitabı, demokrasi...
Sessiz hesaplaşmalar
Ferhan Şaylıman, bir aşk üçgenini anlattığı Hiçlik'te, ertelenmiş yaşamları ve hayatta aniden ortaya çıkan olağanüstü durumların ertesindeki altüst oluşların sonuçlarını resmediyor. ELİF TANRIYAR, aynı zamanda gazeteci olan Şaylıman'ın bu ilginç eserini tanıtıyor
Toprak anadan bugüne...
Kadın Şifacılar Jeanne Achterberg Çeviren: Bilgi Altınok Everest Yayınları, 334 s., 17.5 TL
"KADINLAR her zaman şifacı olmuşlardır....
Bize unutturulanları hatırlamalıyız
Son romanı Çöplüğün Generali'nde adı olmayan bir ülkedeki unutma halini ve merkezler elinden halka zerk edilen Üç Maymun Virüsü'nün etkilerini; bildiğimiz, duyduğumuz, gördüğümüz ama bilinçaltımızın derinliklerine gömdüğümüz olaylar üzerinden anlatan Oya Baydar'la MÜJGÂN HALİS konuştu.
Müthiş bir 'kitap yapıcısı'...
Bülent Erkmen, kitap yapmayı, kitabın nesneliğiyle okuyucuya yolladığı mesajı o derece önemser ki, bunu bir çeşit yazarlığa vardırır. "Kitabın sadece içinde yazılı olanla değil, onun bir nesne, bir 'işaretler bütünü' olarak okunabilirliğiyle de ilgilendiğini" sık sık söyler...
Yıllar sonra içeri hikâyeleri
İçeri'den Reyhan Yıldız Literatür Yayıncılık 430 s., 16TL
TÜRKİYE tarihinin dönüm noktalarından 12 Eylül'ün yıldönümünde...
Doyumluk değil, tadımlık
Yaşar Kemal'in bu ay yayımlanan Binbir Çiçekli Bahçe'sinin yanı sıra önümüzdeki ay çıkacak iki kitap, Paulo Coelho'nun Kazanan Yalnızdır ve Gaye Boralıoğlu'nun Aksak Ritim kitaplarından birer parça sunuyoruz
.com.trÜye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.