Korku insanı 'ziyan' eder

  • 16.09.2009

Hakan Günday'ın son romanı Ziyan, sıradan bir genç askerin korkularını neredeyse deli cesaretine sahip bir adamın hikâyesiyle çarpıştırıyor. ÖZGÜR ÇAKIR, zorunlu askerlik olgusunu tarihin koridorlarında gezdiren bu 'kara' öyküyü tanıtıyor

Edebiyatımızda yeni nesil yazarlar arasında karanlık kitaplarıyla öne çıkıyor Hakan Günday. Yabancı yazarların kaleme aldığı onlarca yeraltı edebiyatı serisini farklı yayınevlerinden okurken, bayağılığa kaçmadan ama yine de sınırlarda dolaşmanın yollarını arayan Türkçe ve iyi kurgulanarak yazılmış kitaplar okumak bir başka keyif veriyor insana. Zargana, Kinyas ve Kayra, Piç, Malafa ve Azil isimli kitaplarıyla bunu kotarabildiği için son yıllarda özellikle yine genç nesil içerisinde kendine hatırı sayılır bir takipçi edinen Günday, şimdi de son romanı Ziyan ile karşımızda. Yazar 'karanlık dil'inin peşinden gitmeye bu romanda da devam ediyor. Sıradan bir er olan kahramanın kendi içindeki yolculuğa tanıklık ediyoruz roman boyunca. Günday kitabın ilk satırlarından itibaren askerlik ve aslında 'zorunlu askerlik' denilen şeyin genç bir insanın hayatında bıraktığı izleri sürmemizi sağlıyor. Ziyan, askerlikle ilgili betimlemelerle ilerledikçe, insanın aklına ister istemez toplum ve insan psikolojisinin kaynaklarıyla ilgili yıllarca kafa yoran ve geride devasa kitaplar bırakan Elias Canetti'nin, Kitle ve İktidar isimli eserini getiriyor akıllara. Kitle ve İktidar'ın 'Emir' başlıklı bölümünde şöyle der üstat: "Kıpırdamaksızın saatlerce bekleyen nöbetçi bir asker, bir askerin ruhsal durumunun en iyi örneğidir." İşte Günday da askerin bu psikolojisini Ziyan içinde başarıyla işlemiş. Canetti, Kitle ve İktidar'ın aynı bölümünde şöyle devam ediyor: "Askerin gerçek başarısı, hangi biçimde ortaya çıkarsa çıksın, görev yerini terk etme yönündeki bütün kışkırtmalara karşı direnmektir. Bu negativizm olarak adlandırılabilecek şey askerliğin belkemiğidir. Kendi içindeki, insan hayatının temel olarak içerdiği arzu, korku ya da huzursuzluk gibi eyleme yönelik gelip geçici dürtüleri bastırır bunlarla en iyi, varlıklarını kendi kendisine itiraf edemeyerek savaşır." Aslında Ziyan da, Canetti'nin betimlediği bu hali özellikle de korku, ihtimaller ve içinde bulunulan durumu anlamlandırmanın güçlüğünü romanın kahramanı bir er etrafında yüzümüze vuruyor. Üstelik hepsi yetmiyormuş gibi roman boyunca bu askere 'soğuk hava' da başlı başına bir karakter olarak eşlik ediyor. Kitapta sıradan bir gün içinde soğuk hava şöyle betimleniyor: "O an Cesim'in elindeki jileti alıp ayaklarımı kesmeyi o kadar çok istedim ki! Üşüyecek bir şeyimin kalmamasını. Gözlerimi bile oyabilirdim. Çift kar maskemin deniz gözlüğü genişliğindeki deliğine denk düşen çıplak gözlerimi. Soğuğa boğulunca önce sulanan, sonra da kendi donmuş yaşlarıyla kaplanan gözlerimi ve bebeklerini oyabilirdim. Ya da burnumu kesip atabilirdim. Çünkü birazdan kapıyı açıp ardında çekeceğim ilk nefeste içindeki kıllar derhal donacak ve burnuma, zamanında rakıya attığım büyüklükte bir buz parçası kaçmış gibi hissedecektim. Nefes alamayacak ve ağzımı açacaktım. Soğuktan nefes nefese kalacaktım..." Kahramanımız yine soğuk bir havada kulede nöbet tutarken kendi kafasında yarattığı ve idam edilerek öldürüldüğünü söyleyen bir karakterle karşılaşıyor ve onunla konuşmaya başlıyor. Karşılaştığı karakter ise 16 Haziran 1926 yılında İzmir'de Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya karşı suikast hazırlığı yapmakta olduğu gerekçesiyle tutuklanan ve daha sonra idam edilen Ziya Hurşit. Almanya'da tahsil gördükten sonra Kurtuluş Savaşı'nda savaşan, 1920 yılında Lazistan milletvekili olarak birinci TBMM'de yer alan, Yozgat İstiklal Mahkemesi üyeliği yapan ancak bir süre sonra Mustafa Kemal'le görüş ayrılığı yaşayan ve aslında tarih sayfalarında adından çok da söz edilmeyen Ziya Hurşit'le sıradan bir erin karşılaşması romanı başka bir hale sokuyor. Günday, Hurşit'le erin diyaloglarını da başarılı bir biçimde kurguluyor. Günday bir yandan Hurşit'e geçmişini, cesaretinin ve temel motivasyonlarının kökenlerini anlattırıyor, öbür tarafta ise aslında askerlikle ilgisi bulunmayan sıradan bir gencin beyninde Ziya Hurşit'i yaratarak onunla konuşturması, askerin kendi bilincinin dehlizlerine girmesini sağlıyor. Günday romanın bu haliyle akışını sağladıktan sonra karakterlerin birbirleriyle etkileşimlerini ve finalini hoş sürprizlerle donatıyor ve romanıyla bugüne kadar yazdıklarıyla da dolaylı bir bağ kuruyor.

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Kitap - Edebiyat Haberleri
Diğer Kitap - Edebiyat Haberleri
Çizgi roman artık burada peki siz neredesiniz?
Bu kitap yakılmayı hiç hak etmiyor
Çarpıcı bir ilk roman
Nazlı Eray: Çocuklara düş gücümü tanıtmak istiyorum
Bir temel kaynak
Dan Brown yine rekora koşacak
"Herkese Biraz Bilim" ufaldı
Onat Kutlar'ın "İshak"ı 50 Yaşında
Punk şair Carrol hayatını kaybetti
'Latife Hanım 15'inde Beethoven çalıyordu'
Atayman, çevirisiyle ödül aldı
"Niteliksiz Adam 1 ve 2" sürpriz yaptı
Açlığın Şarkısı Türkçede
Yaşar Kemal'den sürpriz kitap
Çırağan Okumaları’nın Eylül konuğu Selim İleri
ESKADER kursları başlıyor
Frankenstein çizgiyi iyice aştı!
Sorduk söyledi
Gross'un nefes kesen romanı
Nick Cave'in kitabı iPhone'da
Masumiyet Müzesi New Yorker'da
Uzuner, barış için Avusturya'daydı
'Sanatı kimler şirketleştirdi?'
En tepedeki 20 yazarın piyasa etkisi 42 milyon
Ikea kataloğuna yeni yazı karakteri 'krizi'
Büyükadalı Rum Türklerinin kitabı
Aşkı Aradığın Yer ikinci baskıyı yaptı
Orada bir çöplük var
Orhan Pamuk Meksika yolcusu
'Maykıl' çizgileri ve heykeli ile yine gündeme geldi
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol