Müthiş bir 'kitap yapıcısı'...

  • 16.09.2009

Bülent Erkmen, kitap yapmayı, kitabın nesneliğiyle okuyucuya yolladığı mesajı o derece önemser ki, bunu bir çeşit yazarlığa vardırır. "Kitabın sadece içinde yazılı olanla değil, onun bir nesne, bir 'işaretler bütünü' olarak okunabilirliğiyle de ilgilendiğini" sık sık söyler...

Kitabı elde tutulacak, kapağıyla hayaller kurulabilecek, açılacak kapatılacak, okurken gerektiğinde biraz hoyratça geriye kıvrılabilecek, kardeşleriyle birlikte aynı rafa yerleştirildiğinde onlarla belli bir ahenk içinde duracak bir nesne olarak da sevmez misiniz? Ben severim. Bazı 'geçmişten gelen basımlar'ın başlarından neler geçtiğini merak etmez misiniz? Ben ederim. Bu yüzden de kitabın bana sadece içindeki hikâyeyle değil, kapağından, boyundan posundan, kapağındaki resimden, sayfalarının renginden yayılan hikâyeyle de ulaşmasını isterim. Kitap şöyle demelidir bana: "Şimdiden beni merak et, sadece anlattıklarımı değil, görünüşümle anlatmayı vaad ettiklerimi de. Sadece içimde sakladığım hikâyeyi merak etme. O hikâyenin taşıyıcısı olan beni de merak et. Beni alelade bir şey sanma." Bunu aşırıya götüren ve kitapları sadece birer taşıyıcı olarak merak eden, biriktirenler de vardır. (Ki çoğu zaman kütüphaneleri yaşayan ölülerle, 'yakışıklı cesetler'le dolu imiş gibi gelir bana.) Onlardan değilim, ama kitabı okuyup rafa koyduğumda sadece kitabın içinde yazılanlarla değil, 'şişeye konmuş mektup'u -ki her kitap öyledir- taşıyan şişeyle de ciddi bir aşinalık kurmuş olmak isterim. Kitapları okuyanlar ve yazanlarla kitapları yapanlar arasında tuhaf bir ilişki vardır. Bazen bu bir anlayışsızlık uçurumudur; kitapları yapanlar o kadar kayıtsızdırlar ki, en uç örneği veriyorum, aynı Renoir tablosunu en alakasız iki kitabın kapağına birden koymakta tereddüt etmezler, hatta bunu fark etmezler bile. Bazı kitap yapanlar da kendilerini yazar sanırlar. Bir nesne olarak kitabı öyle koyu bir esrara büründürürler ki, söz konusu sayfalarda orta karar bir yemek kitabı ya da sıradan bir hatırat olduğunu keşfedince kendinizi aldatılmış hissedersiniz. "Yazarlar genellikle yazdıklarıyla okurun arasına tasarım unsurlarının girmesini istemezler, onlar için kitap yazdıklarını okura götüren bir 'taşıyıcı'dır. Tasarım unsurlarının yazıyı bir kenara itip ya da umursamayıp kendini öne çıkarma niyetleri yazarların tasarıma karşı duydukları tedirginliği haklı çıkarıyor zaman zaman." Bu sözler meseleyi karşı uçtan, 'kitap yapan' noktasından da görebilen ender kitap yapıcılardan biri olan Bülent Erkmen'e ait. Bülent Erkmen, kitap yapmayı, kitabın nesneliğiyle okuyucuya yolladığı mesajı o derece önemser ki, bunu bir çeşit yazarlığa vardırır. "Kitabın sadece içinde yazılı olanla değil, onun bir nesne, bir 'işaretler bütünü' olarak okunabilirliğiyle de ilgilendiğini" sık sık söyler. Erkmen, Türkiye'de bu anlayışı bir tavır, bir imza haline getiren ender kitap yapıcılardandır. Bir Bülent Erkmen kitabıyla ilk kez ne zaman karşılaştım? Sadece 'kitap kapağı' olarak ilk gördüğüm Bülent Erkmen işi onun Milan Kundera'nın Gülüşün ve Unutuşun Kitabı'na (bir zamanların Hür Yayınları) yaptığı kapaktır. Kapak, kitabın adındaki 'gülüş ve unutuş' fikrini harfiyen kabul ediyor ve üç aşamada yavaş yavaş silinen, gülmekte olan bir adam yüzü resminden oluşuyordu. Harfiyen kabul ediyordu da böylece tüketmiş mi oluyordu? Hayır, tersine. Daha da merak ettiriyordu. İşte 'gülüş', işte 'unutuş' (ya da onların resmi) diyen bir kapağın cüretinden dolayı okur bu ne menem bir gülüştür, ne menem bir unutuştur, daha çok işkilleniyordu. Kitabı okuyup bitirince dönüp kapağa yeniden baktığınızda tadına vardığınız siyasi ya da sanat tarihine ilişkin katmanlar da cabası.

KÜÇÜK KARE KİTAPÇIKLAR...

Kitabın nesneliğiyle ilgili diğer önemli bir işi de eski Türk Film arşivi için yaptığı ve bugün 'koleksiyoner parçası' olarak tarif edilebilecek küçük kare kitapçıklardır. Her birinin kapağı sessiz film renklendirmeleri gibi tek bir zemin rengine boyanmıştı ve içlerindekiler, broşürün temelinde amatör bir girişimin sonucu olduğunu hatırlatırcasına teksir yazısını andıran bir yazı karakteriyle dizilmişti. "Genellikle yaptığım kitaplarda, sayfa düzenlerinin ya da kitap kapaklarının tek başına bir cazibesi yoktur. Cazibeyi kitapların bütününde arıyorum. Kitabın bütününde yaptığım mekânsal kurgunun sonuçlarından elde ediyorum tasarımı," der başka bir yerde. Gerçekten de, onun elinin değdiği kitaplarda, ucuz ve hemen tüketilebilir bir cazibe yerine, kitabın içindekiyle ve dışıyla oluşturduğu sessiz ve etkileyici 'senaryo' cezbeder kitap okurunu. Kitapla bir bütün olarak o kadar ilgilidir ki, 'nesne kitap' dediği, 'yalnızca içindekinin değil, kitabın kendisinin de okunduğu kitaplar' da yapmıştır. "Bu kitaplarda kitap yapısı ve kitap mekânı, yazı-resimkağıt- dizgi-düzenleme-baskı-cilt gibi elemanlarla birlikte düşünülür, birlikte kurulur, birlikte inşa edilir," diyecektir. Erkmen'in yazarlara kitap yaparken son yıllarda en çok önemsediği ve okur olarak benim de cazip, daha önemlisi 'yazarca' bulduğum şey, peşine düştüğü 'eserin bütünü' fikridir. 'Oeuvre' ya da 'opus': Sevgi Soysal portrelerinin renkli birer balon ya da şekerleme haline getirildiği ama bunu ancak bütün kitapları yan yana getirdiğinizde gördüğünüz Sevgi Soysal dizisi (İletişim) mesela. Hem anıtsallık hem de onunla hafif, şakacı bir ilişki kurmak. Geriye çekilip işin kavramsal bütününe baktığınızda edebiyatımız için bir köşetaşı olan Soysal'ın aslında yazısında ve hayatında bu anıtsallık fikrini nasıl hafife aldığını hatırlarsınız. Onu genç bir okuyucu kuşağıyla buluşturmanın en iyi yolu da gerçekten budur. Ya da Sevim Burak'ın yazdıklarını parça parça perdelere iğneleme fikrinden yola çıkarak, her kitabın içine koyduğu perde desenleriyle yaptığı cesur ve yazara yakışır Sevim Burak (Nisan Yayınları) dizisi. Ya da, Bülent Erkmen'deki süreklilik fikriyle Murathan Mungan'daki çeşitlilik fikrinin Mungan kapaklarındaki (Metis) göz ardı edilemeyecek ortaklığı. Bu nedenle, bir yazar, okur, çevirmen, editör olarak Bülent Erkmen'e başka bir yazarı emanet etmek de büyük zevktir. Mesela Vladimir Nabokov'u... Kelebeklerle ilgisi herkesçe bilinen Nabokov'un her kitabının kapağına bir kelebek koymak belki geleneksel bir fikirdir ama bunların içine Erkmen'in 'aile albümü' dediği fotoğraflar bütününden bir tanesini seçip yerleştirmek tamamiyle bir kitap yapıcısı olarak Bülent Erkmen'in fikriydi. Erkmen yazarla ilgili bir grup fotoğrafa bakarak, hayatı boyunca küçük bir çekirdek aileyi bir ülkeden diğerine sürükleyerek hem bir yerinden kopmuşluğu anlatan hem de bunu yaparken bir bütünlüğün peşinde olan Nabokov'u çok iyi anlamıştı. Arka kapağa romanların giriş pasajını ve eğer filme çekilmişlerse filmden bir kare koymak ise dizi editörü olarak benim fikrimdi. Eh ama, Bülent Erkmen'le ortak bir şey yapmanın zevklerinden biri de budur. Gerçekten ortak bir şey yapabilmek! Sadece ve sadece kitaba hizmet ederek..

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Kitap - Edebiyat Haberleri
Diğer Kitap - Edebiyat Haberleri
Çizgi roman artık burada peki siz neredesiniz?
Bu kitap yakılmayı hiç hak etmiyor
Çarpıcı bir ilk roman
Nazlı Eray: Çocuklara düş gücümü tanıtmak istiyorum
Bir temel kaynak
Dan Brown yine rekora koşacak
"Herkese Biraz Bilim" ufaldı
Onat Kutlar'ın "İshak"ı 50 Yaşında
Punk şair Carrol hayatını kaybetti
'Latife Hanım 15'inde Beethoven çalıyordu'
Atayman, çevirisiyle ödül aldı
"Niteliksiz Adam 1 ve 2" sürpriz yaptı
Açlığın Şarkısı Türkçede
Yaşar Kemal'den sürpriz kitap
Çırağan Okumaları’nın Eylül konuğu Selim İleri
ESKADER kursları başlıyor
Frankenstein çizgiyi iyice aştı!
Sorduk söyledi
Gross'un nefes kesen romanı
Nick Cave'in kitabı iPhone'da
Masumiyet Müzesi New Yorker'da
Uzuner, barış için Avusturya'daydı
'Sanatı kimler şirketleştirdi?'
En tepedeki 20 yazarın piyasa etkisi 42 milyon
Ikea kataloğuna yeni yazı karakteri 'krizi'
Büyükadalı Rum Türklerinin kitabı
Aşkı Aradığın Yer ikinci baskıyı yaptı
Orada bir çöplük var
Orhan Pamuk Meksika yolcusu
'Maykıl' çizgileri ve heykeli ile yine gündeme geldi
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol