Savaşa ağıt

  • 16.09.2009

2008 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi J.M.G. Le Clezio'nun, ödülden önceki son kitabı Açlığın Şarkısı, Turkuvaz Kitap tarafından yayımlandı. Annesinden yola çıkarak Ethel'in soylu ailesinin, Nazi dönemine kadar giden öyküsünü anlattığı romanında, savaşa kurban edilen gençliğin ağıdını yakıyor Le Clezio

Dünyanın bencil sessizliğini kırmayı seven, fazla burukluğa ve boş hayallere kapılmadan hayatta bir parça rüyaya, özgürlüğe, taze bir soluğa yer açmak isteyen JMG Le Clézio, ilk sayfalarında sessiz, ciddi ama iyi gözlemci Ethel'le renkli, dışa dönük Rus kızı Xénia'nın arkadaşlığıyla açılan Açlığın Şarkısı'nda, kontrastlarla ve özgün bir mimari yapıyla oynayarak duygulandırıcı insani bir tablo çiziyor. Önce ergenlik çağında, daha sonra yetişkin bir kızın gözünden işgal altındaki Fransa'da işbaşındaki Vichy rejimini inceden inceye eleştiriyor. Kahramanlarını alçakgönüllülükle öne çıkarıp onların arkasında silinen yazar sadece girişte ve bitişte araya girerek, Rimbaud'nun Açlık Bayramı'yla başlayan hikâyeyi Ravel'in Bolero'suyla kapatıyor. Ethel'in gölge tiyatrosu seyredercesine eve gelen misafirlerin tartışmaları, sohbetleri, esen rüzgâra göre saf değiştirmeleri arasında sert bir şekilde yeni yetmelikten yetişkinliğe geçişine, masumiyetin kaybından bilinçlenmeye geçişine tanık oluyoruz. JMG, eserleriyle bir dünya coğrafyası kurmaya devam ediyor. Yapılan haksızlıkları, dönen dolapları sıralarken okuyucunun duygu birliği içine girebileceği pırıl pırıl kalpler sunuyor. Mauritius adasının tarihine ve renkli insanlarına bir selam sayılabilecek sayfalardaki egzotizm, romanın ağırbaşlı atmosferinde aydınlık bir pencere. Romanın tonu sakin, duyarlı, ne melodrama sapıyor ne de öfkeli bir suçlamaya dönüşüyor. Bütün o haksızlıkların, nefretin, yoklukların, acıların, aşkların, direnişlerin, istemeden kahramanlıkların adeta ritmik hikâyeler halinde sıralanışıyla, açlık metaforu bütün anlamına kavuşuyor. Bu açlık hem maddi bir açlık, hem de özgürlüğe, adalete duyulan bir açlık. Umut ve şiir peşindeki JMG hep koruyucu bir yuva, bir liman arayışı içinde, ama "insan hikâyesini kendi seçemiyor ki". Yazarın susup unutmayı tercih eden çoğunluğun aksine o rahatsız edici isimleri, yer ve sokak isimlerini gözümüze sokarcasına hatırlatması da eserin ritmik havasına bir şeyler katıyor.

KİTAPTAN...

Açlık nedir bilirim, onu hissettim. Çocuğum, savaş bitmiş, yollarda Amerikan kamyonlarının peşi sıra koşanlarla birlikteyim, askerlerin havaya fırlattığı paket paket çiklet ve çikolataları, ekmekleri yakalamak için ellerimi uzatıyorum. Çocukken canım o kadar yağ çekiyor ki sardalya kutularının yağını içiyorum, büyükannemin güçlenmem için verdiği morina yağının kaşığını büyük bir zevkle yalıyorum. Tuza o kadar ihtiyacım var ki mutfakta kavanozun içindeki esmer tuz kristallerini avuç avuç yiyorum. Çocukluğumda beyaz ekmeği ilk kez tattım. Fırıncının somunu -esmerden çok kurşuni, bozuk un ve talaş döküntüsünden yapılan ve üç yaşımdayken beni az daha öldürecek olan o ekmek- değil bu. Has undan, hafif, kokulu, içi üstüne yazı yazdığım kâğıt kadar beyaz, kalıpta pişirilmiş dört köşe bir ekmek. Bunları yazarken bile sanki zaman hiç geçmemiş ve dosdoğru ilk çocukluğuma geri dönmüşüm gibi ağzım sulanıyor. Ağzıma attığım bu yumuşacık, puf puf ekmek dilimini daha yutmadan yenisini istiyorum, daha, daha ve büyükannem ekmeği dolaba kaldırıp kilitlemeyecek olsa hasta olana kadar hepsini aynı anda yer bitirirdim. O gün bugündür kuşkusuz hiçbir şey beni böyle tatmin etmemiş, açlığımı bu kadar gideren, beni bu kadar doyuran hiçbir şey yememişimdir.

YOKSUL GIDASI: EZME

Amerikan domuz ezmesi yiyorum. Anahtarla açılan madeni kutuları biriktiriyor, daha sonra özene bezene griye boyadığım savaş gemileri yapıyorum. İçindeki saçak saçak jelatinli, hafiften sabunumsu kokulu pembe ezme, içimi mutlulukla dolduruyor. O taze et kokusu, ezmenin dilimin üstünde bıraktığı, gırtlağımı yumuşacık saran zar gibi incecik yağ tabakası. Başkaları için, açlığı tanımamış olanlar için bu ezme sonraları dehşetle, yoksul gıdasıyla eşanlama gelecektir. Yirmi beş yıl sonra Meksika'da, Belize'de, Chetumal'daki, Felipe Carrillo Puerto'daki, Orange Walk'taki dükkânlarda yeniden karşıma çıktı. Oralarda buna carne del diablo diyorlar, yani şeytan eti. Ezmeyi bir salata yaprağı üstünde dilimlenmiş olarak gösteren bir resimle süslü o mavi kutudaki aynı Amerikan domuz ezmesi. Bir de Carnation süttozu. Kızılhaç merkezlerinde dağıtılan, kırmızı karanfille süslü silindir biçimi büyük kutular elbette. Onlar uzun bir zaman, benim için tatlının ta kendisiydi, tatlının ve zenginliğin. O beyaz tozdan kaşık kaşık alıp boğulana kadar yalıyorum. O an için de mutluluktan bahsedebilirim. Daha sonra hiçbir krema, hiçbir pasta, hiçbir tatlı beni bu kadar mutlu etmeyecektir. Sıcacık, yoğun, hafif tuzlu, dişlerimin arasında ve diş etlerimde gıcırdıyor, koyu bir sıvı halinde boğazıma akıyor. Bu açlık benim içimde. Onu unutamam. Saçtığı çiğ ışık çocukluğumu unutmama engel oluyor. O olmasaydı, her şeyin yokluğunun çekildiği o zamanları, o çok uzun yılları kuşkusuz aklımda tutamazdım. Hiçbir şey hatırlamak zorunda olmamak mutluluk demektir. Ben mutsuz muydum? Bilmiyorum. Sadece bir gün uyandığımı, doyuma ulaşmış duyuların hayranlıkla karışık şaşkınlığını sonunda tanıdığımı hatırlıyorum. O yumuşacık, mis kokulu bembeyaz ekmek, boğazımdan kayan o balıkyağı, o kaba tuz kristalleri, ağzımın içinde, dilimin üstünde bir topak oluşturan o kaşık kaşık süttozu, sanki yaşamaya başlamış gibiyim. Kurşuni yıllardan çıkıp ışığa giriyorum. Özgürüm. Varım. Buradaki hikâyede konu edilecek olansa başka türlü bir açlık.

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Kitap - Edebiyat Haberleri
Diğer Kitap - Edebiyat Haberleri
Çizgi roman artık burada peki siz neredesiniz?
Bu kitap yakılmayı hiç hak etmiyor
Çarpıcı bir ilk roman
Nazlı Eray: Çocuklara düş gücümü tanıtmak istiyorum
Bir temel kaynak
Dan Brown yine rekora koşacak
"Herkese Biraz Bilim" ufaldı
Onat Kutlar'ın "İshak"ı 50 Yaşında
Punk şair Carrol hayatını kaybetti
'Latife Hanım 15'inde Beethoven çalıyordu'
Atayman, çevirisiyle ödül aldı
"Niteliksiz Adam 1 ve 2" sürpriz yaptı
Açlığın Şarkısı Türkçede
Yaşar Kemal'den sürpriz kitap
Çırağan Okumaları’nın Eylül konuğu Selim İleri
ESKADER kursları başlıyor
Frankenstein çizgiyi iyice aştı!
Sorduk söyledi
Gross'un nefes kesen romanı
Nick Cave'in kitabı iPhone'da
Masumiyet Müzesi New Yorker'da
Uzuner, barış için Avusturya'daydı
'Sanatı kimler şirketleştirdi?'
En tepedeki 20 yazarın piyasa etkisi 42 milyon
Ikea kataloğuna yeni yazı karakteri 'krizi'
Büyükadalı Rum Türklerinin kitabı
Aşkı Aradığın Yer ikinci baskıyı yaptı
Orada bir çöplük var
Orhan Pamuk Meksika yolcusu
'Maykıl' çizgileri ve heykeli ile yine gündeme geldi
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol