Öykünün ustası Cemil Kavukçu'nun Notos Kitap'tan bir kez daha okurla buluşan Perişanız Gecenin Karanlığında'sı ruhun derinliklerine bir yolculuk çağrısı
Büyük ustaların öykü dünyaları biraz da Matruşka bebeklerin düzeninde ilerleler: Temel izlekler, kimi kişilikler sarmal bir düzende yinelenir, okuru hakiki edebiyatın girdabına sürükler. Öykücülüğün böylesi ustalarından Cemil Kavukçu'nun Perişanız Gecenin Karanlığında kitabını elime aldığımda, bu Matruşka imgesi bir kez daha canlandı gözümde. 1996'da Sait Faik Hikâye Armağanı'na değer görülen ve o dönem Can Yayınları tarafından basılan Uzak Noktalara Doğru kitabının ilk yarısını oluşturan Perişanız Gecenin Karanlığında öyküsü, şimdi bir başına tadına varılmayı bekliyor. Notos Yayınları'nın özenli tasarımıyla okurla buluşan bu öykü, bir kitap bütünlüğü taşımanın kudretli gururu ile gülümsüyor bize. Kendi içinde dört bölüme ayrılan ve kahramanlarla mekânların birbirini her seferinde uzaktan selamladığı Perişanız Gecenin Karanlığında, olay örgüsü yerine atmosfer taratmaya öncelik veren bir kitap. Tıpkı hayatın kendisi gibi, siz bir şeyler için çabalarken başınıza gelenlerle belirlenen bir akış söz konusu. Teslim olmak dışında seçeneğiniz yok. Burası emektar minibüs şoförlerinin, tedavülden kalkmış araçların ve anılarla düşlerin birbirine geçtiği bir dünya. Kazanmaktan çok kaybetmeye yakın duranların tevekkül vahası. O bilinmez dünyaya nüfuz edebilmemiz için yazar, dilin tüm olanaklarından yararlanıyor. Öyle ki hayatını kaza mahallerinden mal toplamakla kazanan Ercü'ye kulak verirken onu tanıdığımıza yemin edebiliriz: "Hava ufunetli, ölüm kokuyor. Paltoları çekmiş, bela haberi bekliyoruz. Pat, Topal! Haberi kulağımıza miyavlıyor. Sanki zelzele var, ne biçim fırlıyoruz kahveden. Topal'ın Murat'a atladığımız gibi uçuyoruz. İki hususi birbirine girmiş. Birinde dört kişi varmış, ikisi kaymış, öbüründe tek şoför, o da gitmiş. Hususide sağ kalan iki kişi de kafayı oynatmış zaten. Sonuç: Üç ölü, iki deli. Trafik durmuş, herkes şaşkın. Ne jandarma var ortalıkta, ne polis. Biz hemen elleri cebe atıyor, ufak ufak eşelenmeye başlıyoruz... Soranlara bilgi veren de Oran; parmaklarıyla konuşuyor. Üç ölü, diyor, sonra da iki parmağını tavşan kulağı gibi oynatarak, iki de deli..." Perişanız Gecenin Karanlığında, gitmek hissini duyumsatan bir kitap; amaçsızca gitmek ya da sadece gitmeyi amaçlayarak gitmek. Varılacak noktanın önemsizleştiği an, ölümle gelen bağımsızlığa ulaşıyor sanki insan. Zaman ve mekânın tüm bağlayıcılığından sıyrılıp, kendi hayat masalının kahramanı oluyor bir anlığına. Anılardan çıkarılan mekânlar, kimi zaman da hayal gücümüzün diyarlarına dönüşür. Hatırlamak ve düşlemek birbirine göz kırpar. Kitabın esaslı mekânlarından Kavaklaraltı Parkı, sadece hatırlanan olayların değil, düşlenmiş hayat olasılıkların da sahnesi. Yolculuk da hep bir döngüde sonlanıyor; başladığın yere varıyorsun ya da vardığın yerden başlıyorsun. Ve Doni yolculuğa çıkmayı iyi bilenlerden: "Yakup'un kahvesinde, cebinde taşıdığı katlanmış dünya haritasını masaya yayar, eliyle kat yerlerini düzeltip tükenmez kalemini çıkarıp yeni rotalar çizerdi. Bir gemiye kaçak binerdik, dördümüz; Akdeniz'i hiçbir limana uğramadan geçerdik. İlk durak Kazablanka, Kanarya Adaları'nın açıklarından geçerdik. Dakar, sonra Sierra Leone. Ver elini Liberya, Gabon, Luanda... Kap'ta gemiden inerdik. Kalahari Çölü'nü yürüyerek aşacaktık ve Doni'nin akıl almaz planları vardı. Ya da Kavaklaraltı Parkı'na, Doni şarap şişesini yarıladığında, elini havuza sokup suyu karıştırır, sonra da din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin bütün ilçe halkına bir çağrı çıkarırdı: En değerli eşyalarınız alın ve bu gemiye gelin; Afrika'ya gidiyoruz..." Şehir hayataının tüketiciliğine karşı doğaya övgü halinde seyreden kitabın son bölümünde ise 'Ormanın İçlerine Doğru' yol alan bir kahramanla başbaşayız. Görünüşte o da ana kişiliklere eklemlenebilecek biri; efsanevi şoförlerden Yıkıntı Seyfi'nin oğlu. Ve onu ormanın derinliklerine götüren Recep, önceki öykülerden tanış olduğumuz Ercü karakteri eşliğinde asıl meselelerden birine getirir sözü: "Baktım, Ercü, köşedeki masaya kaykılmış, peygamber gibi oturuyor. Ne gam, ne kasavet. O durumu benden çok daha kötü. O da şoför. Ama ne araba var, ne ev, ne karı ne de çocuk. Bir Ercü bir de ehliyeti. Ehliyet var, ama iş yok. Hap, esrar, içki, her yol onda; yaptığı kazaların sayısını o da bilmiyor. Bunca kötü şöhretten sonra kime malını teslim etmek istemiyor tabii. Ama kahvede bir oturuşu var, dersin ki dünyalar onun... Kalkıp yanına gittim. Şu işin sırrını bana da öğret, yoksa kafayı yiyeceğim, dedim. Tek yolu var, dedi, vitesten atacaksın! Nasıl? Dedim. Eliyle vitesi boşa alıyormuş gibi bir hareket yaptı; işte böyle, dedi." Ve anlatıcımız düşünür: "Ne demekti bu? Düşük vitesle inilen bir yokuşta birden boşlamak mı? O zaman ne olur, dişlilerin denetiminden çıkmış bir mekanizma kendi başına buyruk olur, araç sürekli hız kazanır ve sen, artık hiçbir şey yapamaz duruma gelirsin..." Perişanız Gecenin Karanlığında, edebiyatın yabanıl dünyasına, ruhun derinliklerindeki el değmemiş ormana gitmemiz için bir çağrı. Hayatta vitesten atmak ve olacakları göze almak için...ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Fotoğraflarla II. Abdülhamid
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Kültür A.Ş. Sultan II. Abdülhamid'in aile fotoğraflarını bir kitapta topladı. ''Sultan II. Abdülhamid'in Aile Albümü'' adlı kitapta Sultan II.Abdülhamid'in ailesi ve Yıldız Sarayı'ndaki günlük hayatını yansıtan 138 fotoğraf yer alıyor.
'Da Vinci' çözüldü sıra 'Kayıp Sembol'e geldi
'Kayıp Sembol'ün yayımlandığı ülkelerde sabahtan itibaren uzun kuyruklar oluştu. Avustralya'da 'Kitabı ilk kim bitirecek' diye yarışma bile düzenlendi
Müstehcenlik davası bugün
SEL Yayıncılık'ın geçen ocak ayında başlattığı 'cinsel kitaplar' dizisinden yayımlanan üç kitap hakkında müstehcen oldukları...
Adam Fawer TÜYAP'ta
28. İstanbul Kitap Fuarı hazırlıkları tamamlanmak üzere. 31 Ekim'de başlayacak fuara Türkiye'de uzun zaman çoksatanlar listesinde...
İstanbul'un çizgi romancıları
Çizgi roman dükkânları ve sahafları İstanbul'da üç ana noktaya yayılmış. Hepsini sizin için gezdik ve sizler için bir çizgi roman haritası hazırladık
Heksojen bombası ve 'teröristler'
Andrew Gross'un, 11 Eylül olaylarını anımsatan bir kurguyla yazdığı ve genç bir Amerikalı çiftin hayatından diğer tüm Amerikalıların ruh haline ışık tutan kitabı Karanlık Sular'ı AYSEL SAĞIR tanıtıyor
Çizgi romancı yönetmen gibidir
Yayıncı, hoca ve çizer... Türkiye'de çizgi romanın her haline bulaşmış, yıllar içinde çizgi romanın macerası onun macerasına dönüşmüş bir isim Ergun Gündüz. Bu gerçek çizgi roman tutkunu, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde verdiği derslerin yanı sıra şu günlerde yeni hikâyesi Efsun'u hazırlıyor. Kendisiyle son dönemde çizgi romana dönüştürülen edebiyat klasiklerinin yükselişini ve çizgi romana bakışını konuştuk
Torosların Yörükleri
Eserlerinde Torosları ve Yörükleri anlatan Osman Şahin, toplu öykülerinin üçüncü cildinde de yine aynı yörenin hikâyeleriyle karşımızda. Yazarın son öykülerini ELİF TANRIYAR'ın önerileriyle okuyacaksınız
Hayat sanatı taklit ederse!
Oya Baydar'ın hayali bir ülkede ve zamanda geçenleri ve unutuşa sığınan toplumları anlattığı Çöplüğün Generali adlı romanını ELİF TANRIYAR öneriyor
İngiltere'de umutlar Noel'e kaldı
2009'un sonbaharına girerken İngiltere'de yayıncılar, kitapçılar umudu Noel'e bağlamış durumda. Bir yandan British Library'de güzel yenilikler yaşanırken, bir yandan da Booker Ödülü ve The Guardian'ın alternatif yarışmasının adayları belli oldu. Adadan haberleri HANDE GÜRSES derledi
Korku insanı 'ziyan' eder
Hakan Günday'ın son romanı Ziyan, sıradan bir genç askerin korkularını neredeyse deli cesaretine sahip bir adamın hikâyesiyle çarpıştırıyor. ÖZGÜR ÇAKIR, zorunlu askerlik olgusunu tarihin koridorlarında gezdiren bu 'kara' öyküyü tanıtıyor
Böyle erkekler var ve sayıları artıyor
Başkasını Seviyorum adlı romanıyla edebiyat dünyasına 'Merhaba,' diyen NTV Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özgüner'le 'bir erkek romanı' dediği kitabı hakkında MÜJGÂN HALİS konuştu
Savaşa ağıt
2008 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi J.M.G. Le Clezio'nun, ödülden önceki son kitabı Açlığın Şarkısı, Turkuvaz Kitap tarafından yayımlandı. Annesinden yola çıkarak Ethel'in soylu ailesinin, Nazi dönemine kadar giden öyküsünü anlattığı romanında, savaşa kurban edilen gençliğin ağıdını yakıyor Le Clezio
Turan Güneş'e dair...
TURAN Güneş'in kendisi gibi akademisyen olan oğlu Hurşit Güneş tarafından derlenen Türk Demokrasisinin Analizi kitabı, demokrasi...
Sessiz hesaplaşmalar
Ferhan Şaylıman, bir aşk üçgenini anlattığı Hiçlik'te, ertelenmiş yaşamları ve hayatta aniden ortaya çıkan olağanüstü durumların ertesindeki altüst oluşların sonuçlarını resmediyor. ELİF TANRIYAR, aynı zamanda gazeteci olan Şaylıman'ın bu ilginç eserini tanıtıyor
Toprak anadan bugüne...
Kadın Şifacılar Jeanne Achterberg Çeviren: Bilgi Altınok Everest Yayınları, 334 s., 17.5 TL
"KADINLAR her zaman şifacı olmuşlardır....
Bize unutturulanları hatırlamalıyız
Son romanı Çöplüğün Generali'nde adı olmayan bir ülkedeki unutma halini ve merkezler elinden halka zerk edilen Üç Maymun Virüsü'nün etkilerini; bildiğimiz, duyduğumuz, gördüğümüz ama bilinçaltımızın derinliklerine gömdüğümüz olaylar üzerinden anlatan Oya Baydar'la MÜJGÂN HALİS konuştu.
Müthiş bir 'kitap yapıcısı'...
Bülent Erkmen, kitap yapmayı, kitabın nesneliğiyle okuyucuya yolladığı mesajı o derece önemser ki, bunu bir çeşit yazarlığa vardırır. "Kitabın sadece içinde yazılı olanla değil, onun bir nesne, bir 'işaretler bütünü' olarak okunabilirliğiyle de ilgilendiğini" sık sık söyler...
Yıllar sonra içeri hikâyeleri
İçeri'den Reyhan Yıldız Literatür Yayıncılık 430 s., 16TL
TÜRKİYE tarihinin dönüm noktalarından 12 Eylül'ün yıldönümünde...
Doyumluk değil, tadımlık
Yaşar Kemal'in bu ay yayımlanan Binbir Çiçekli Bahçe'sinin yanı sıra önümüzdeki ay çıkacak iki kitap, Paulo Coelho'nun Kazanan Yalnızdır ve Gaye Boralıoğlu'nun Aksak Ritim kitaplarından birer parça sunuyoruz
.com.trÜye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.