Tarihin çiçek dürbününden Halide Edib

  • 28.05.2010

İpek Çalışlar'ın kapsamlı biyografi çalışması Halide Edib, resmi tarihin kimi boşluklarını doldurmaya da talip

"Gelecek 20 yıl içinde yetişecek yeni kuşak, ülkeye ve ülkenin geçmişine yabancı olacaktır. Türk kültürünün sürekliliği birdenbire kırılmış bulunuyor. Daha genç insanlar okuyacak ve yazacak, ancak yarım yüzyıllık bir kültüre bile aşina olamayacaklardır. Bir geçmiş olmaksızın, belirli bir kabalık, estetik standartlarda bir düşüş olacaktır." Halide Edib, Cumhuriyet inkılâplarıyla ilgili görüşü sorulduğunda harf devriminin yeterli fon ve uzmanlarla 15 yıla yayılarak gerçekleştirilmesi gereği üzerinde durmuş ve resmi tarih anlatımındaki milliyetçi üsluptan, vurgunun Osmanlı öncesi Türk devrine kaydırıldığından yakınmıştı. 1929 tarihli bu eleştiri bugün halen geçerliliğini korurken, sonraki pek çok kuşağın zeminsizliğini de en isabetli sözlerle aktarıyor. İpek Çalışlar'ın Halide Edib biyografisini okurken en çok bu zemin canlandı gözümün önünde. Yokluğunu hissettiğimiz, hasretini çektiğimiz zemin... Resmi söylemin boşluklarını dolduran, bize hazır cevap değil, yeni soru olanağı sunan çalışmalar tam da bu yüzden vazgeçilmezimiz. "Maziyi unutturmak için en kuvvetli iki amilden biri tarih öğretimi, öteki dili değiştirmektir," demiş Halide Edib. Onun aracılığıyla tarih ve dil biraz olsun geri geliyor şimdi.

AŞKI VE HÜRRİYETİ KAZANMAK
"Halide Edib muhalif ruhlu bir kadındı; aşkın ve hürriyetin her gün yeniden kazanılması gerektiğine inanmış ve bu yüzden devletin kara listesine girmişti," diyerek başlamış İpek Çalışlar 556 sayfalık ve üç buçuk yıllık çalışmasına. İngilizce, Osmanlıca ve Türkçe kaynaklarda karşılaştırmalı olarak sürdürdüğü araştırmalar, dönem gazetelerinin taranması, konuya ilişkin tezler, akademisyenler, Halide Edib'in akraba ve yakınlarıyla söyleşiler, izi sürülen mektuplaşmalar toplu olarak önümüze serilince dönemin ruhu içinden okuyabileceğimiz bir Halide Edib çıkıyor karşımıza.

Bu Halide Edib, kaşları çatık, gözlüklü yaşlı bir kadın resminden ne kadar uzaksa, genellikle birlikte anılması tercih edilmiş olan "mandacı" yaftasından da o derece mesafeli. İpek Çalışlar, tüm kaynakları önümüze sererken her birimize kendi Halide Edib'imizi oluşturabileceğimiz bir alanı da tanımış. Halide Edib'in bir yandan etkin bir siyasi figür olma azmi ile kadınların seçme seçilme hakkı söz konusu olduğunda demokratik düzenin oluşmasına tanıdığı öncelik arasında bir çelişki görülebilir. Tehcir zamanındaki vahşeti ve genel resmi o dönemin içinde ne kadar okuyabildiği ve paylaşabildiği, Suriye'deki yetimhanelerde Ermeni çocuklarına sahip çıkma isteği ile onların Türkleştirilmesi siyasetinin neresinde durduğu da tartışılabilir. Bir çiçek dürbününün parçaları gibi yan yana dizili veriler, farklı resimler oluşturmamızı sağlayacaktır. İşgal altındaki İstanbul'dan Kurtuluş Savaşı'nın sürdüğü ve her an ölümün solunduğu Ankara'ya uzanan hayat yolunda siyaseti eyleme de dönüştüren, bedel ödemeye hazır bir kadın var karşımızda. Aynı mücadeleli izlek özel hayatı için de geçerli. Matematik hocası ve dönemin önde gelen aydınlarından Salih Zeki ile yaptığı evlilikte hem yaş farkının hem de Salih Zeki'nin bitmek bilmeyen çapkınlıklarının altında ezilirken çıkardığı bilançoyu da paylaşmış açık yüreklilikle: "Öğrettiği o ciddi konulara dalmadan önce biraz hoşça vakit geçirmek üzere kendimi bahçeye attığımı ne zaman hatırlasam, içimi buruk bir hüzün kaplıyordu. Hayatta özgür ve genç olma şansını da bir daha asla elde edemedim." Şeyh Sait isyanını takiben hazırlanan Takrir-i Sükûn Kanunu ile örgüt, parti, gazeteler kapatılır sistem muhalifleri İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanırken Halide Edib ve eşi Adnan Adıvar'a da yollar görünür. Gitmeleri için herhangi bir zorlama görünmese de koşullar ve siyasi ortam her şeyi anlatmaya yetiyor. Adıvarların da desteklediği muhalif Terakkiperver Fırka bu süreçten nasibini alırken, ilk kez bu partiyi de resmi tezin "gerici, irtica yanlısı" sıfatları olmadan okuma şansı buluyoruz. Mustafa Kemal'in tek parti yönetimini eleştirme "cüreti"nde bulunmuş olan Halide Edib'in bugün bile henüz layıkıyla tartışılamayan konular için nasıl da öncü bir konumda bulunduğuna şaşmamak elde değil. Şiddete karşı olmakla eleştirildiğinde verdiği karşılık, cesaretini göstermesi açısından ibret verici. "Paşanın zaaf olarak nitelediği şey, benim en güçlü yanım. Dünyanın genel eğilimi şiddetten yana oldukça, şiddeti teşvik etmek için cesarete ihtiyaç yoktur. Tek başına şiddete karşı çıkmak ise güçlü olmaktır."Halide Edib, özel hayatında ve toplumsal mücadelesinde çok bedeller ödetilmiş bir kadın. Sistem muhalifliği yüzünden kadın kimliği, babasının Yahudi kökeni üzerinden saldırıya uğrayan ve mandacılık talebi yaftasıyla yalnızlaştırılan yazarın başına gelenler, basının linç kampanyalarının her dönem nasıl da benzediğini tüyler ürpertici bir berraklıkla kanıtlıyor. Çok sevdiği ilk eşinin ihanetleri sonrası kendine yabancılaşan Halide Edib, bir yandan da içindeki kozadan çıkacak yeni özgür ve güçlü kadını anlatıyor aslında: "Sanki içimde bir başka ben bu tuhaf yabancıyı izler gibiydi. Ansızın yabancısı olduğum, bana en tanıdık ve en yakın gelenleriyle bile hiçbir şey paylaşmadığım insanlarla dolu bir dünyanın içine düşmüş gibiydim. Aynada gördüğüm bu kız mutlaka bu insanlarla alakalıydı, bu anlamsız yerin sakinlerinden biriydi, ama içimdeki ben hiç kimseyle ve hiçbir şeyle ilgili değildi. Zaten asıl ben içimdeki bendi. Hayatın değerlerini daha önce hiç olmadığı kadar ışıltılı bir berraklıkla görebiliyordum." İpek Çalışlar'ın Halide Edib çalışması daha önceki Latife biyografisi ile birlikte okunduğunda satır aralarından yazılan çok farklı bir Atatürk portresi ile de dikkat çekiyor. Görebildiklerimiz ve tartışabildiklerimiz ise nasıl bir Türkiye'de yaşamayı tercih ettiğimizi belirleyecek denli kıymetli ve bugüne dair. Azıcık cesaret... Halide Edib bizi izliyor olacak.


kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Kitap - Edebiyat Haberleri
Diğer Kitap - Edebiyat Haberleri
Almanya'da Türk olmanın kitabı çıktı
Kafka'nın el yazmalarına ne oldu?
Wimbledon'ın da artık bir şairi var
Türkiyeli yazarlar Viyana'ya 'dayandı'
Gazi'nin şıklığı kitap ve belgesel
Pamuk'a bir diploma daha
Katilin uşak olmadığı polisiyeler
Hrant Dink'e ithaf edildi
"Tüm mücadeleci kadınlar Halide'dir"
Kitap
Ahmet Ümit'in son romanı twitter'da
'Edebiyat ödülleri saygınlıklarını yitirdi'
İnce Memed, İbranice
Konserli şiir festivali
Son romanını anlatıyor
'Yarım kalan şarkı'
İstanbul için şiir vakti
Şimdi keşif yapma zamanı
Hayatınız zehir olmasın!
Sait Faik Ödülü Aslı Erdoğan'ın oldu
Kitap
Bükreş durağı konuğu Buket Uzuner olacak
Melih C. Anday ödülü için başvuru vakti
Şair Ahmet Necdet hayatını kaybetti
Yunus Nadi ödülü Adnan Gerger'e
Avrupa turumuz Sofya'dan başladı
Kayıp Söz, Fransızcada
Mazi kalbimde bir yaradır
Madunların şövalyesi
Şiir onun iyiliği!
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol