İpek Çalışlar'ın kapsamlı biyografi çalışması Halide Edib, resmi tarihin kimi boşluklarını doldurmaya da talip
"Gelecek 20 yıl içinde yetişecek yeni kuşak, ülkeye ve ülkenin geçmişine yabancı olacaktır. Türk kültürünün sürekliliği birdenbire kırılmış bulunuyor. Daha genç insanlar okuyacak ve yazacak, ancak yarım yüzyıllık bir kültüre bile aşina olamayacaklardır. Bir geçmiş olmaksızın, belirli bir kabalık, estetik standartlarda bir düşüş olacaktır." Halide Edib, Cumhuriyet inkılâplarıyla ilgili görüşü sorulduğunda harf devriminin yeterli fon ve uzmanlarla 15 yıla yayılarak gerçekleştirilmesi gereği üzerinde durmuş ve resmi tarih anlatımındaki milliyetçi üsluptan, vurgunun Osmanlı öncesi Türk devrine kaydırıldığından yakınmıştı. 1929 tarihli bu eleştiri bugün halen geçerliliğini korurken, sonraki pek çok kuşağın zeminsizliğini de en isabetli sözlerle aktarıyor. İpek Çalışlar'ın Halide Edib biyografisini okurken en çok bu zemin canlandı gözümün önünde. Yokluğunu hissettiğimiz, hasretini çektiğimiz zemin... Resmi söylemin boşluklarını dolduran, bize hazır cevap değil, yeni soru olanağı sunan çalışmalar tam da bu yüzden vazgeçilmezimiz. "Maziyi unutturmak için en kuvvetli iki amilden biri tarih öğretimi, öteki dili değiştirmektir," demiş Halide Edib. Onun aracılığıyla tarih ve dil biraz olsun geri geliyor şimdi.
AŞKI VE HÜRRİYETİ KAZANMAK
"Halide Edib muhalif ruhlu bir kadındı; aşkın ve hürriyetin her gün yeniden kazanılması gerektiğine inanmış ve bu yüzden devletin kara listesine girmişti," diyerek başlamış İpek Çalışlar 556 sayfalık ve üç buçuk yıllık çalışmasına. İngilizce, Osmanlıca ve Türkçe kaynaklarda karşılaştırmalı olarak sürdürdüğü araştırmalar, dönem gazetelerinin taranması, konuya ilişkin tezler, akademisyenler, Halide Edib'in akraba ve yakınlarıyla söyleşiler, izi sürülen mektuplaşmalar toplu olarak önümüze serilince dönemin ruhu içinden okuyabileceğimiz bir Halide Edib çıkıyor karşımıza.
Bu Halide Edib, kaşları çatık, gözlüklü yaşlı bir kadın resminden ne kadar uzaksa, genellikle birlikte anılması tercih edilmiş olan "mandacı" yaftasından da o derece mesafeli. İpek Çalışlar, tüm kaynakları önümüze sererken her birimize kendi Halide Edib'imizi oluşturabileceğimiz bir alanı da tanımış. Halide Edib'in bir yandan etkin bir siyasi figür olma azmi ile kadınların seçme seçilme hakkı söz konusu olduğunda demokratik düzenin oluşmasına tanıdığı öncelik arasında bir çelişki görülebilir. Tehcir zamanındaki vahşeti ve genel resmi o dönemin içinde ne kadar okuyabildiği ve paylaşabildiği, Suriye'deki yetimhanelerde Ermeni çocuklarına sahip çıkma isteği ile onların Türkleştirilmesi siyasetinin neresinde durduğu da tartışılabilir. Bir çiçek dürbününün parçaları gibi yan yana dizili veriler, farklı resimler oluşturmamızı sağlayacaktır. İşgal altındaki İstanbul'dan Kurtuluş Savaşı'nın sürdüğü ve her an ölümün solunduğu Ankara'ya uzanan hayat yolunda siyaseti eyleme de dönüştüren, bedel ödemeye hazır bir kadın var karşımızda. Aynı mücadeleli izlek özel hayatı için de geçerli. Matematik hocası ve dönemin önde gelen aydınlarından Salih Zeki ile yaptığı evlilikte hem yaş farkının hem de Salih Zeki'nin bitmek bilmeyen çapkınlıklarının altında ezilirken çıkardığı bilançoyu da paylaşmış açık yüreklilikle: "Öğrettiği o ciddi konulara dalmadan önce biraz hoşça vakit geçirmek üzere kendimi bahçeye attığımı ne zaman hatırlasam, içimi buruk bir hüzün kaplıyordu. Hayatta özgür ve genç olma şansını da bir daha asla elde edemedim." Şeyh Sait isyanını takiben hazırlanan Takrir-i Sükûn Kanunu ile örgüt, parti, gazeteler kapatılır sistem muhalifleri İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanırken Halide Edib ve eşi Adnan Adıvar'a da yollar görünür. Gitmeleri için herhangi bir zorlama görünmese de koşullar ve siyasi ortam her şeyi anlatmaya yetiyor. Adıvarların da desteklediği muhalif Terakkiperver Fırka bu süreçten nasibini alırken, ilk kez bu partiyi de resmi tezin "gerici, irtica yanlısı" sıfatları olmadan okuma şansı buluyoruz. Mustafa Kemal'in tek parti yönetimini eleştirme "cüreti"nde bulunmuş olan Halide Edib'in bugün bile henüz layıkıyla tartışılamayan konular için nasıl da öncü bir konumda bulunduğuna şaşmamak elde değil. Şiddete karşı olmakla eleştirildiğinde verdiği karşılık, cesaretini göstermesi açısından ibret verici. "Paşanın zaaf olarak nitelediği şey, benim en güçlü yanım. Dünyanın genel eğilimi şiddetten yana oldukça, şiddeti teşvik etmek için cesarete ihtiyaç yoktur. Tek başına şiddete karşı çıkmak ise güçlü olmaktır."Halide Edib, özel hayatında ve toplumsal mücadelesinde çok bedeller ödetilmiş bir kadın. Sistem muhalifliği yüzünden kadın kimliği, babasının Yahudi kökeni üzerinden saldırıya uğrayan ve mandacılık talebi yaftasıyla yalnızlaştırılan yazarın başına gelenler, basının linç kampanyalarının her dönem nasıl da benzediğini tüyler ürpertici bir berraklıkla kanıtlıyor. Çok sevdiği ilk eşinin ihanetleri sonrası kendine yabancılaşan Halide Edib, bir yandan da içindeki kozadan çıkacak yeni özgür ve güçlü kadını anlatıyor aslında: "Sanki içimde bir başka ben bu tuhaf yabancıyı izler gibiydi. Ansızın yabancısı olduğum, bana en tanıdık ve en yakın gelenleriyle bile hiçbir şey paylaşmadığım insanlarla dolu bir dünyanın içine düşmüş gibiydim. Aynada gördüğüm bu kız mutlaka bu insanlarla alakalıydı, bu anlamsız yerin sakinlerinden biriydi, ama içimdeki ben hiç kimseyle ve hiçbir şeyle ilgili değildi. Zaten asıl ben içimdeki bendi. Hayatın değerlerini daha önce hiç olmadığı kadar ışıltılı bir berraklıkla görebiliyordum." İpek Çalışlar'ın Halide Edib çalışması daha önceki Latife biyografisi ile birlikte okunduğunda satır aralarından yazılan çok farklı bir Atatürk portresi ile de dikkat çekiyor. Görebildiklerimiz ve tartışabildiklerimiz ise nasıl bir Türkiye'de yaşamayı tercih ettiğimizi belirleyecek denli kıymetli ve bugüne dair. Azıcık cesaret... Halide Edib bizi izliyor olacak.
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sosyolojik geziler
Yaşar Çubuklu'nun son kitabı Postmodern Toplumdan Kesitler, okura, 1980 sonrası modern hayatın bazı problem olgularına doğru sosyolojik geziler yaptırıyor
Eski bir dosta yeniden merhaba
Murat Belge'nin yarattığı 'kült' karakter, köşe yazarı Sadık Özben'in yazıları yeniden yayımlandı. Kitabı ELİF TANRIYAR anlatıyor
Bazıları ara sıcak sever!
Okuru gey dedektif Russell Quant'la tanıştıran Ara Sıcak, bir gey düğünü arifesinde, damatlardan birinin ortadan kaybolmasıyla başlıyor. Bu kitap polisiye sevenlerin gönlünü kolayca çelecek türden
KISA... KISA...
BABASI nedeniyle kendisi de 27 Mayıs'ın mağduru olan Nazlı Ilıcak'ın kitabı, 27 Mayıs 1974'ün yakın tanıkları, aktörleri...
Kısa... kısa... kısa...
Marksistler ya da sadece Marx okurları, onun özel hayatı hakkındaki bilgilere hızla ulaşır. Çünkü okumak için kütüphanelerde...
Müteferrika'nın izinde
Solmaz Kamuran'ın Türk topraklarına matbaayı ilk getiren Macar asıllı İbrahim Müteferrika'nın hayatını anlatan ilk roman Macar / Tefrika-i Müteferrika'sını MÜJGÂN HALİS'in kaleminden okuyacaksınız
Amerikan 'efsaneleri'
Son günlerde Amerika'nın çağdaş efsane yazarlarının eserleri peş peşe yayımlandı tesadüfen. İki roman ve bir öykü derlemesinden oluşan bu eserler, bir ülke edebiyatının kalbine yolculuk yapmak için son derece ideal seçimler... ELİF TANRIYAR suskun, kendileriyle çatışma halinde, kararsız ve bir o kadar da hüzünlü karakterleri anlatan kitapları yazdı
Bu öyküleri okurken kahkahanıza engel olamayacaksınız
Yaşamının önemli bölümünü Türkiye devrimci hareketinin içinde geçiren Nabi Kımran'ın devrimcilik yaparken yaşadığı, tanık olduğu ve duyduğu komik öyküleri içeren Firari Kahkahalar adlı kitabını MÜJGAN HALİS yazdı
Merak ediyorum, öyleyse varım!
"Bırakın çocuklarınız soru sorsun, araştırsın, bilgiye ulaşsın" diyen TÜLİN KOZİKOĞLU, çocukların merak duygularına hitap eden kitapları büyüteç altına aldı. Çocuklara sorular sorduran bu kitaplardaki her bir cevap, onların küçük beyinlerinde yeni ufuklar açabilir
Katil sudoku bulmacalar
Nurdan Beşergil'i biz aslında öyküleriyle tanıyoruz. Beşergil ilk romanında merkezine 'sudoku' bulmacalarını alan polisiye bir öyküyü, mizahi bir üslupta anlatıyor. Yazarın içine aşk da kattığı bu sürükleyici romanı ELİF TANRIYAR inceledi ve yazdı
Mutlu çocuklar yetiştirmek için emek, sabır ve çaba gerekir
10. kitabını çıkaran Prof. Dr. Haluk Yavuzer, mutlu kuşaklar yetiştirebilmek için annelerin ebeveyn olgunluğuna sahip olmaları gerektiğini söylüyor. Yavuzer'le Anne Olmak kitabı üzerine NESLİHAN TUNÇ görüştü
Gazi'nin hayatına farklı bir bakış
ATATÜRK filmlerinin sinemada yarattığı rüzgâr ve tartışmalar yeni dinmiş olsa da, yayın dünyasında devam ediyor. Bu sezonun...
Orhan Pamuk'a Yale'den doktora
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk 'onursal doktora'larına bir yenisini ekledi. Pamuk'a, 23 Mayıs'ta ABD'deki Yale Üniversitesi'nden...
Kalbe açılan öyküler
Sadece birkaç sayfa içinde koskocaman bir dünya kurmayı başaran usta öykücülerimizden Erendiz Atasü, çok sayıda öykü kitabının...
Karasevdalısı kaldırımların
Şair Necip Fazıl Kısakürek 27 yıl önce hayata veda etti. İlk şiirlerini henüz 18'indeyken yayımlayan Necip Fazıl'ın yazın serüveni 60 yıl kadar sürdü
SABAH Kitap yarın çıkıyor!
Aylık olarak yayımlanan SABAH Kitap yarın çıkıyor. Edebiyatseverlerin merakla beklediği SABAH Kitap'ın mayıs sayısında, geçen...
İnsani yönleriyle Marx
Karl Marx'ın, Marksist olmayan ünlü yazar Jacques Attali tarafından kaleme alınan biyografisi, Turkuvaz Kitap'tan çıktı
Orhan Pamuk’a onursal doktor unvanı
Sadece ABD'nin değil, dünyanın da en önemli ve saygın eğitim kurumlarından biri olan Yale Üniversitesi, Nobel Edebiyat Ödülü...
Sonsuz fedakârlıktan vazgeçilmeli
Gazeteci Tuluhan Tekelioğlu'nun kentli kadınların kimliklerini keşfetmesini anlatan 40'ında 40 Kadın kitabı okurla buluştu. Tekelioğlu bu çalışmanın kendisini özgürleştirdiğini söylüyor
'Türkiye sıra dayağına çekildi'
Engin Günaydın, aylık kültür dergisi Bir+Bir'in yeni sayısında verdiği söyleşide 12 Eylül darbesine ağır eleştiri getirdi....
.com.trÜye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.