En politik ve en katılımcı bienal

11. Uluslararası İstanbul Bienali'nde son haftaya girdik. Sanat eleştirmenleri en politik bienal olduğu konusunda hem fikir. İKSV bienale katılımın yoğun olduğu görüşünde

'İnsan neyle yaşar?' sorusunu gündeme taşıyan 11. Uluslararası İstanbul Bienali'nin son haftası geldi çattı. 'Politik söylemi' ile daha başlamadan çeşitli tartışmalara neden olan bienalin sonunda gördük ki ilgi yoğun oldu. Özellikle yurtdışı basından önemli övgüler alan bienale katılım epey fazlaydı. Şimdilik rakamlar kesinleşmese de bienali düzenleyen İstanbul Kültür Sanat Vakfı yetkililerinin izlenimleri doğrultusunda şunları söylemek mümkün:

İLGİ YOĞUNDU
"Üniversite öğrencilerine ücretsiz olan bienale gençlerin ilgisi geçmiş yıllarra göre daha fazlaydı. Ayrıca, 'Çocuklar Bienal ile Tanışıyor' projesi, 6- 7, 8-11 ve 12-14 olmak üzere üç yaş grubundan çocuklara eğlenceli bir eğitim vererek müze ve galerileri tanımalarına, çağdaş sanata olan ilgilerinin artırmaya çalıştı. Bu projeye çocuklarının bienalle tanışmasını isteyen veliler öyle ilgi gösterdi ki sınırlı sayıdaki kontenjanlar erkenden doldu. Ayrıca İstanbul'da bulunan özel ve devlete ait ilköğretim okulları ve liselerde görev yapmakta olan sanat öğretmenleri için Mine Küçük çağdaş sanata yönelik özel bir eğitim verdi. Bu eğitimden sanat öğretmenleri epey memnun kaldı. Rehberli turlar geçmiş yıllardan daha fazla ilgi gördü."

Bu yıl ayrıca özel bir tasarımla hazırlanan ve sanatçıların yaş dağılımlarından ülkelerine; bienale harcanan paranın nereden gelip nereye gittiğine kadar detaylı bilgiler içeren Bienal Rehber Kitapçığı çok beğenildi.

Bienalde 40 ülkeden 70 sanatçı ve sanatçı grubunun 141 projesi sergilendi. Bienale davet edilen sanatçıların 11'i Türkiye'dendi ve bu sanatçıların sekizi, hepsi yeni keşfedilenler olmamakla birlikte, ilk defa bienale katıldı. Sanatseverler de bu isimlerin işlerini görmekten epey memnundu. Üç sanat eleştirmenine bienalden geriye kalanları sorduk.

Bienal bize farklı coğrafyaları tanıttı
Ayşegül Sönmez (AICA Başkanı): Cengiz Çekil gibi çok tanınmayan fakat 1970'lerden bu yana üretim yapan bir sanatçıyı tanıttı, aramıza kazandırdı. Bienal'in bu yılki özelliği bienal sanatçısı olarak bilinen isimlerin dışındakilere de yer vermesi. Tipik sanatçılara yer vermedi pek çok isim tanıdık Doğu Avrupa'dan Bajkunov gibi balkan sanatçıları gibi isimleri gündeme getirdi. Farklı coğrafyaları bize tanıtması bakımından çok önemliydi.

Kültürün siyasallaşması savunuldu
Esra Aliçavuşoğlu (Cumhuriyet): Politik söylemi odağına yerleştiren belki de ilk bienal oldu, ciddi bir sol söylem üzerine oturduğunu söylemek mümkün. Anti-kapitalist ve anti-küreselleşme hareketlerinin tüm dünyayı sardığı 2000'li yıllardan itibaren bu etkinin güncel sanata yansımaması zaten mümkün değildi. Nitekim Hırvat küratörler de kültürün daha fazla siyasallaşmasını savundu. Bu bienalde akılda kalan Türk sanatçılara gelince Canan Şenol'un işleri 'parlıyordu'. Cengiz Çekil'in, Yüksel Arslan'ın işlerini görmek sevindiriciydi.

İzlediğimiz en politik bienal oldu
Ahu Antmen (Radikal): İlk kez bu yılki bienalde sponsorluk kurumu, sanatçıların ülkelere ve cinsiyetlere göre dağılımı gibi konular yoğun bir biçimde gündeme geldi. Bugüne kadarki en politik bienal olmakla birlikte, sert bir politik tavır yerine dünya meselelerine dikkat çekmek çabası hakimdi sanatçılarda. Bienalde Yüksel Arslan'ın yer alması çok yerindeydi. Canan Şenol, İbretnüma videosuyla dikkatimi çekti.

Bienalde ilk kez ağırlandılar
Canan Şenol; (1970) 1996'dan beri karma sergilere katılan ve kişisel sergiler açan sanatçı bienale Çeşme ve İbretnüma adlı video çalışmaları ile katılıyor.
Nevin Aladağ; (1972) Halen Berlin'de yaşayan sanatçı bienaldeki Şehir Sesi 1,2,3 adlı yapıtında İstanbul'daki sesleri ve görüntüleri bir araya getiriyor.
Yüksel Arslan (1933) 1973- 1974 tarihli Kapital dizisinden resimlerle bienale katılan sanatçının geniş retrospektifi 21 Mart'a dek Santralistanbul'da görülebilir.
Işıl Eğrikavuk (1980) 2004'ten bu yana karma sergilere katılan sanatçı bienalde Gül adlı video eseri ile yer alıyor.
Erkan Özgen (1971) Robben, Köken ve Nefes adlı videoları ile Diyarbakır'da gündelik yaşama odaklanıyor.
Nilbar Güreş (1977) Bilinmeyen Sporlar adlı desen ve fotoğraflardan oluşan kolaj çalışmasıyla kadın kimliğini konu alıyor.
İnci Fruni (1976) Bienale Robot ve Ruh adlı eserleri ile katılan sanatçı, işlerinde Türkiye toplumuna dair güncel işleri inceliyor.

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Etkinlikler Haberleri
Diğer Etkinlikler Haberleri
'Ayaklarımın altındaki zemin hafifledi, sallandı...'
Atom Bombacıyan'ın teklifi
Frankfurt Kitap Fuarı'nda, çocuk kitaplarının peşinde...
İstanbul Kitap Fuarı'nda eğlenceli kitap avı
Turkuvaz Çocuk Dizisi
Festivalin adı Tanpınar
Ther'in Türk İşlemeleri 475 bin TL'ye satıldı
Louvre'dan iade istemi
Sanat ve bilimle tanışma
Kendinizi ne olursa olsun satmayın!
Avrupa'nın önyargılarını yıkan kültür çıkarması
Sorduk - Söyledi
Modern çağın hızını tuvale yansıttı
2200 kişi 'Senfonik Akşamlar' yaşadı
İsmail Necmi'nin ilk filmi ödül aldı
Havaları hep taze
Bavuldaki yıllanmış sorun
Birlikte yaşama kültürü
Gökyüzü meraklıları Beşiktaş'ta buluşuyor
Sözcükler treni düşler toplayarak geliyor
Sirkeci Garı'nda Erasmus partisi
Plan yapmadan önce
Rafael'in ünlü 'ilham perisi' açık artırmada
Michelle Obama, Jay Leno'ya konuk oluyor
Mahin Sadri İstanbul'da
Kültür taşıyan karıncalara Avrupa'dan ödül
Avusturya'da İstanbul Festivali
Kültür envanteri internette olacak
Bir geceliğine sanat galerisi
Mısır gözünü şimdi de Nefertiti büstüne dikti
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol