X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Şöhretli erkeklerin çok azı mutlu!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Şöhretli erkeklerin çok azı mutlu!

  • Giriş Tarihi: 13.1.2013

O, ecnebilerin Supermen'i, Spiderman'ı, Batman'ine inat yanı başımızdaki abimiz. O; sinemamızın Battal Gazi'si, Malkoçoğlu'su, Ruşen Ali'si... Gözlerden uzaktı; şimdi geri dönüyor ve "Gerçek kahraman kim?" sorusuna en iyi cevabı veriyor: Cüneyt Arkın'ın olduğu yerde kimin eline hangi kartın geldiğinin önemi yok çünkü kazanan el her zaman Cüneyt Arkın'ındır...

Kimilerine göre Tarık Akan, kimilerine göre Kadir İnanır, kimilerine göre Ayhan Işık'tır... Ama benim için Türk sinema tarihindeki en yakışıklı adam; Cüneyt Arkın'dır. Hatta dünya sinemasının en yakışıklı beş isminden biridir. Dünyanın en çok başrol oynayan jönü o. Tam sayısını kendisi de hatırlamıyor ama 200'ün üzerinde başrolü var. Çevirdiği filmlerin bilinen sayısı 287. Amerika ve Avrupa'da Steve Arkin veya George Arkin, Japonya'da Lee Arkın; İran'da Fahrettin olarak tanınıyor. Bugünün aktörleri, iki metrelik duvardan atlamak için dublör isterken, o 35 yıl boyunca her tehlikeli sahneyi bizzat kendisi çekti. Bizans surlarından atlayan da o, at sırtında envai çeşit hareketi yapan da. Aksiyon sahnelerini daha iyi çekebilmek için karateye başlamış, hızını alamayıp siyah kuşağa kadar yükselmiş, vücudunu daha esnek kullanabilmek için sirklerde antrenman yapmış bir adamdan bahsediyoruz. Yaşattığı tüm güzel anıları bir kenara bırakın; sadece işine duyduğu saygı için bile heykeli dikilmesi gereken bir isim Cüneyt Arkın. Yıllar sonra bizim için aksiyona geri dönüyor. Bu sefer karşısında gençler var ama o işine her zamanki gibi çok saygı duyuyor; dövecekse de smokiniyle dövüyor. Ve gençlerin ondan hâlâ öğrenecek çok şeyi olduğunu gösteriyor... Dikkat! Bu röportaj, sonuna kadar okunduğunda bünyede Cüneyt Arkın'a duyulan özlemi körükleme hissi yaratır...
Bu kadar uzun yıllar, bu kadar başarılı bir kariyere sahip olmak, 200'den fazla filmde başrol oynamak... Bunun bir sırrı olmalı?
Bir sene boyunca Medrano Sirki'ne gidip geldim. Öyle boş vakitlerimde de değil; filmler bittikten sonra, gece yarısı. Adamların havlularını bile taşıdım. Ama orada ne kadar atraksiyon varsa getirdim Türk sinemasına uyguladım. Sonra altı ay kadar Kazak Sirki'nde çalıştım. Orada öğrendiğim tüm at numaralarını da Türk sinemasına uyguladım; herkes şaşırdı. Ben hep deli gibi çalıştım. Bugün eğer bir Cüneyt Arkın başarısından bahsedeceksek; bunun sırrı çok çalışmak... Delicesine çalışmak.

TEKNOLOJİ İNSANI EZİYOR

Televizyonu açıp baktığınızda, aksiyon sahnelerine hayran olduğunuz bir yapım var mı? Daha doğrusu, "Şunda da ben oynasaydım ne iyi olurdu" diye iç geçirten işler oluyor mu?
Maalesef olmuyor; şimdi artık her şey teknoloji. Tamam, teknolojiyi kullanmak bile bir sanat ama bizde o da yapılmıyor. İnsan öğesi tamamen işin dışında bırakıldığı gibi, teknolojiyi de layıkıyla kullanmıyoruz. Misal 'Fetih 1453'de; 'Ulubatlı Hasan'la Haçlı Ordusu komutanının baş başa bir kavga sahnesi var. Oradaki temel yanlışları bir kenara bıraktım; tamamı kamera oyunu. İnsan baktığı zaman heyecanlanamıyor. Oyuncunun yüzünden o elektriği alamıyor çünkü. O kavgayı dibine kadar yapmayan adam, duygusunu geçiremez. Biz zamanında her şeyi kendimiz yapıyorduk. O yüzden hayran kaldığım bir yapım yok.
Peki, sizin o insani maharetinizin üzerine, onu destekleyecek teknolojik imkânlar da olsaydı fena mı olurdu yani...
Ben insan duygusunun, insan yüreğinin daha üstün olduğuna inanıyorum. Teknoloji işin içine girdikçe insanın duygusu feda ediliyor. Ben insanın feda edildiği işleri sevemiyorum maalesef. Doğrusuyla, yanlışıyla, hatasıyla, masumluğuyla, garibanlığıyla, zenginliğiyle... İnsan, insan, insan... O olmadan her şey eksik. Teknolojiyle insanın bir araya geldiği iyi işler hiç mi yok? Tabii ki var. 'Truva' var mesela... Ne güzel filmdir o. Ne çekişmeler var işin içinde, ne aşklar, ne hikâyeler. 'Cennetin Krallığı' var mesela. Teknolojinin kralı var orada ama insan hikâyesi de var.
Bu arada oğlunuz 'Harem' dizisinde 'Kare Murat' rolünü oynuyor. Oynayabiliyor mu sizce?
Oynuyor, oynuyor. Tabii daha oyunculuk anlamında çok yol alması gerekir ama çalışıyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.