X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Cem'in ödediği bedel ile benimki farklı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Cem'in ödediği bedel ile benimki farklı

  • Giriş Tarihi: 24.2.2013

Metin Üstündağ "Karikatürcü star olmamalı, hep muhalif kalmalıdır" dedi ve ekledi: Anonim olanın da, star olanın da ödediği bedel farklıdır. Cem Yılmaz'ın ödediği bedel, benimkiyle aynı değil. Bir insan bin 500 defa sahneye çıkıyor ve o şeyi ilk defa anlatıyormuş gibi yapıyor. Ben bunu yapamayabilirim, ikincisinde sıkılabilirim

Ünlü mizahçı Metin Üstündağ; kadrosunda Yaşar Kemal, Sırrı Süreyya Önder, Yekta Kopan, Sıla Gencoğlu, Bartu Küçükçağlayan gibi usta ve genç yazarların bulunduğu yeni mizah dergisi Ot'u çıkardı. Üstündağ, yeni dergisini a Haber'de yayınlanan 'Jurnal' programında, Şirin Sever'e anlattı:

MİZAH OKURU GÖZ ARDI EDİLİYOR
Çok fanatik iki okur çeşidi vardır; mizah dergisi ve spor gazetesi okurları. Ancak büyük gazeteler mizah okurunu göz ardı ediyor. Ot da; daha çok mizah okuruna yönelik, bir kültür-sanat dergisi. Bir-iki çizgiyle, karikatürle; herhangi bir yazarı, herhangi bir yazıyı merak ettirirsek seviniriz. Biraz amme hizmeti gibi bir şey bu! "Çocuklar bir şey okumuyor, gençler bir şey yapmıyor" diye kızan ihtiyar kafası var. Biz de böyle bir girişim yaptık o yüzden.

DERGİ KANKA MUHABBETİ İLE ÇIKIYOR
Biz her pazartesi dergiye geldiğimizde çok neşeliyizdir. Pazartesi sendromu ise dergi toplantısı başladığında oluyor. Herkesin kendi gündemi vardır, neler yapmış, neler okumuş, neler seyretmiş; onları konuşuyoruz. Toplantıya başlayınca, yaşadığımız memleketin durumu çıkıyor ortaya. Aslında çok şey değişmiyor, sorunların kökü hep aynı oluyor. Mizahımız aynı olmasın diye üslup değiştiriyoruz. Biz bu dergiyi de çok eğlenerek, kanka muhabbeti ile yapıyoruz.

KİMSEYE EYVALLAHIMIZ YOK BİZİM!
Mizah dergileri iyi okunuyor; hayatla, sokakla ilgisini kesmeyen herkes okuyor. Mizah dergilerinin bağımsız, kendi yağında kavrulan hali var; reklam almıyor, kimseye eyvallahı yok. Tutulan tarafı bu!
İmece usüyle çıkarıyoruz bu dergileri; birisi bilgisayarı, diğeri kağıt parasını koyuyor. Paraya ihtiyacı olmayan, "Benim para havuzda dursun, ihtiyacı olana vereyim" diyor. Maksat yeşillik olsun, maksat gönüller şenlensin.

YENİLER ÇIKINCA ÇOĞALIYORUZ

70'lerin paylaşımcı, 'Topum var, beraber oynayalım' ruh hali başkadır. Ben paylaşmadan mutlu olamam. Kime karşı en büyük benim? Hepimiz bir olursak; en büyüğüz. Takım oyunu hoşuma gidiyor. Yeni bir karikatürcü çıkarsa, Hagi dönemime dönüyorum. Başka piyasalarda yeni çıkan engellenir ama biz "Bir tane genç çocuk çıksa da heyecanlansak" deriz. Yeni dergiler çıkınca bölünmüyoruz, çoğalıyoruz.

CEM YILMAZ'IN MİZAHINI SEVİYORUM
Karikatürcü star olmamalı, muhalif kalmalıdır. Aziz Nesin, Oğuz Aral gibi... Anonim olanın da, star olanın da ödediği bedel farklıdır. Cem Yılmaz'ın ödediği farklı, benimki farklı. Bir insan bin 500 defa sahneye çıkıyor ve o şeyi ilk defa anlatıyormuş gibi yapıyor. Ben yapamayabilirim, ikincisinde sıkılabilirim. Benim daha özgün bir uslubum var. Ama Cem'in mizahını seviyorum

BİZDEN YAMUK GELMEYECEĞİNİ BİLİYORLAR!
Bağımsız dergi gazete çıkartmak o kadar zor ki... Yarısı vergi, dağıtım, geriye üçte biri kalıyor. Bu görülüyor; "Çocuk çırpınıyor, biz de yardım edelim" diyorlar. Yaşar Kemal akrabam gibidir. Hiç tanımıyordum, 15 yaşında gittim, sarıldım. Öyle bir geçmişimiz var. Ne zaman bir şey olsa, hemen gelir yardımcı olur.
Yaptıklarınız ve duruşunuz, ne yapmaya çalıştığınız da görülüyor. Bir lafım vardır; "Egonuzu paspasa silin" diye. Hep paylaşmak oldu hayatımda. Dergicilik onun içindir çünkü bu bir takım işidir. İlk zamanlar çok zordu. Ama Öküz ve Hayvan gibi iki dergi çıkartmışım, şimdi kredim var. Bu ekipten bize yamuk gelmez, bizi korurlar durumu var. Bir de yaptığımız iş sömürülecek, suistimal edilecek bir iş değil.

BELGESELCİ KAFASIYLA YAKLAŞTIM

Kadın-erkek ilişkilerine hep belgeselci kafasıyla bakıyorum. Mesala diyelim bir arkadaşınız var; sizinle konuşurken kabadayı, kızla konuşurken inceliyor. "Henüz hazır değilim", "Ne düşünüyorsun sevgilim", "Konuşmamız lazım", "Niye aramadın?" gibi klişeler var. Klişe olan her şey komiktir, kırılması gerekir. "Öldürdüm çünkü erkeklik gururumla oynadı" diyor. Bırak oynasın, belki zevk alacaksın! Ya da "Namusumu temizledim" diyor; sen deterjan mısın, başka türlü temizleyemez miydin? Hayatı birbirimize zindan edeceğimiz başka klişeler de var. Ama onlar kırılınca komik olmuyor, acı oluyor.

KORKULUKLARDAN ELİNİ BIRAKTIĞI AN PİŞMAN OLMUŞTUR
Dergi sekiz aylık bir geçmişe sahip. O zaman rahmetli Metin (Kaçan) tatildeydi ve hemen ilk yazı gönderenlerdendir kendisi. Metin, benim Kasımpaşa'dan çocukluk arkadaşım. Hasan Kaçan da ustalarımdan birisi. Kaçan ailesinin hayatımda önemli bir yeri var.
Metin'in yazısı geldiğinde; "Çok sanatsal, vay be acayip döktürmüş" dedik. Olaydan sonra, o yazı daha manalı oldu. Çok üzüldük. Metin, bu kadronun değişmez elamanlarındı, Allah rahmet eylesin.

TANIYANLARA SÜRPRİZ OLDU

Çok neşeliydi, ufacık şeyden oyunlar çıkartırdı. Eğlendiren ve paylaşan bir arkadaşımdı. Bence onu tanıyan herkes için sürpriz olmuştur intiharı. Öyle bir kararı ani aldıysa; korkuluklardan elini bıraktığı an, kesin pişman olmuştur. Öyle yakından tanıyorum onu, çok üzüldüm.

BAŞARIM ZENGİN OLMAYI GECİKTİRMEM!
"Benim en büyük başarım, zengin olmayı geciktirmemdir. Benim hayatımdaki en büyük zevkim; Beyoğlu'nda turlamak. Bana 'On parmağında, on hüner' dedikleri, alkışlandığım yerlerden kaçtım hep. Televizyonda ilk çalışanlardan biriyim, orada başka bir klişe var. Akıllı insan bunu fark eder. Mesela birbirine benzeyen diziler vardır. Bir kadın çiftliğe gelir; 'Dallas'taki gibi. Hürrem Sultan'a bakın, benzer. Bütün formül bellidir; matematik de vardır, emek de!"

İNTERNET KAYPAK BİR ALAN
"Kâğıdın vicdanına inanıyorum, internet kaypak bir alan. Bir şey yazıyorsunuz, iki tepki gelse değiştirirsiniz ama kâğıtta basılan şey, sonsuza dek kalır. Bir de sayfa düzeni vardır; iyi gazeteyi oradan anlarsınız. İnternette bu olmuyor, anında değişiyor. Dünyada teknoloji gelişiyor ama plaklar da satıyor yeniden. Orhan Gencebay'ı o cızırtılı haliyle dinlemek istiyorlar. Öbür tarafta her şey hormonlu, radyasyonlu. El emeği şeyler değerleniyor."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.