Boşanmamızın nedeni hiç kavga etmememiz

Büyük bir aşkla evlendiği Burak Hakkı'dan geçtiğimiz yıl boşanan ünlü manken Sema Şimşek, ayrılıklarının asıl nedeninin aralarındaki iletişimsizlik olduğunu söylüyor: Biz evliliğimiz boyunca hiç kavga etmedik. Oysa anladım ki, kavga değil ama tartışmak gerekiyormuş

Babasız geçen bir ömrün içinde, hep yokuş çıkan hayatın işçisi oldu... Mücadelesine 16 yaşında başladı... O yüzden çabuk ezberledi acıları, imzalarını hep alın teriyle attı... İşinde hep ciddi oldu; merdivenleri çıkarken, kişiliğinden ve prensiplerinden asla ödün vermedi. Ama yanında yürüyenleri de hiç unutmadı. Mankenliği, 'Kuğu Gölü Balesi'ni andıran bir zarafet içindeydi. Bir o kadar duyarlı... Şimdi bir sosyal sorumluluk projesi içinde, Güneydoğulu kadınların dayanışmasında marka yüzü... Emeklerine haksızlık edilen kadınlara yol gösteren rehberliğin ışığı... Burak Hakkı ile biten evliliğini kurtarmak için çok çaba harcadı ama acılara erken doğanlar için; vicdanen rahat olmak her şeyin ötesinde. Şimdi çocuğu Rüzgar'ı büyütürken; kalbinde yer tutan anılar, zamanın acımasızlığına bile yenilmiş değil. "Affetmezsen ağırlığı kalır, altında ezilirsin" diyor. Sema Şimşek; ilk tanıdığımda kuğu gibiydi, şimdi de öyle. Ondaki zarafetin sihrini; ne yaşadığı acılar, ne zamanın eskimesi siliyor.

ÖNEMLİ OLAN PARA DEĞİL, ÜRETMEK
Markafoni'nin Argande markasının yüzü oldunuz. Bu projedeki göreviniz ne?
Argande; çok güzel bir sosyal sorumluluk projesi. Güneydoğulu kadınlar kumaş üretiyor bu kumaşlarla yapılan tasarımlardan para alınmadığı için elde edilen tüm gelir bu kadınlara kalıyor. Aslında kısaca bu proje, bir kadın dayanışması.

Bu projenin sosyal sorumluluk özelliğinin bulunması sizi etkiledi mi?
Tamamen kadınlara yönelik olduğu için direkt etkilendim. Güneydoğu'da yaşananları görüyoruz; kadın çalışıyor, adam bir şekilde elinden parasını alıyor. Üretmek çok önemli. Ben çalışmadığım dönem kendimi çok kötü hissediyorum. O zaman anlıyorum üretmenin önemini. Olay para değil; gerçekten üretken olmak. Ben, 16 yaşından beri çalışıyorum. Hiç aralıksız çalıştım, evlendim, çocuk yaptım; hep çalıştım. Sadece doğumdan sonra bir ay ara verdim çalışmaya. Rüzgar'ı 18 ay emzirirken de çalıştım, onu setlere götürdüm.

HARRAN'DA SOPAYLA KOVALANDIM!

Güneydoğu'yu, Güneydoğulu kadınları ne kadar tanıyorsunuz? Güneydoğulu kadınların sorunlarını biliyor musunuz?
Güneydoğulu kadınların sorunlarını, televizyondan yansıdığı kadarıyla hepimiz biliyoruz. Ancak oraya gidince görüyorsunuz; her şey çok farklı. İlk 95 yılında Ayyıldız markasıyla gittiğimde çok etkilenmiştim. Markanın bir Güneydoğu projesi oldu. Coşkun Aral fotoğrafçımızdı. O dönem karavanla, panzerler eşliğinde bütün Güneydoğu'yu gezdik. Çekimleri panzerler eşliğinde yaptık. Hatta bir gün Harran'da kerpiç bir evin tepesinde mayo çekimi yaparken, kadın bizi sopayla kovaladı. Haksız değildi; çıplak bir kadın, evinin çatısında poz veriyor!

Köy yaşamı size çok farklı geldi mi?
Ben köy hayatını severim. Arnavut olduğumdan mı bilmiyorum; börekler açayım, yer sofrasında oturayım, örtüyü üstüme çekeyim; bayılıyorum. Taşrada yaşayan insanlara inanılmaz sevgim ve saygım var. Ayrıca Nemrut Dağı'nın tepesinde tek başına çadırda yatmış kalkmış bir mankenim. İnşallah panzer ve konvoy olmadan bir gün yine Güneydoğu'ya çekime gidebilirim.

DAYAK YİYEN KADIN BANA KIZDI

İstanbul'da yaşayan bir kadın; Güneydoğulu kadınları ne kadar anlayabilir, onlarla ne kadar empati kurabilir?
Bu İstanbul'da yaşayanın empatisine bağlı. Her kadın bunu anlayamaz. Benim en kötü huyum bu aslında; kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaşlı teyzenin mücadelesini görünce, durup birden ağlamaya başlıyorum. "Ben de yaşlı olacağım" diyorum. Allah kimseyi gördüğünden eksik etmesin; hepimiz her duruma düşebiliriz.

Türkiye'nin her bölgesinde yaşanmasına rağmen Doğu ve Güneydoğu'da daha çok öne çıkan kadına şiddet ve aile içi şiddet hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sadece Güneydoğu'da yok ki; her yerde var. İstanbul'da yok mu? Ben Acıbadem'de oturduğum sitenin balkonunda gördüm; adam kadını fena halde dövüyordu. Polisi aradım. Sonra dayak yiyen kadın bana "Sen ne karışıyorsun?" dedi. Bundan sonra belki gerçekten ihtiyacı olan bir kadın, "Birisi duysa, polisi arasa" diyecek ama ben bu olaydan sonra korkup aramayacağım belki. Tepkiyle karşılaşmaktan çekineceğim çünkü.

Argande için üretim yapıp para kazanan kadınların; kocalarının karşısında daha fazla söz sahibi olacağını düşünüyor musunuz?
Günümüzde boşanmaların artmasının nedeni olarak; kadının maddi özgürlüğe kavuşmasını gösterenler de var. Bu bir çelişki. Ben bu projenin, oradaki kadınları çok etkileyeceğini düşünmüyorum. Çünkü bu, yetiştirilme tarzı ile alakalı bence.

AYNI EVDE AYRI ODALARDA YAŞIYORDUK BİZ!
Boşanma sürecinizde bir sürü olaylar yaşadınız. Bunların da çoğu basına yansıdı ama eski eşiniz Burak Hakkı ile aranız hiç bozulmadı. Bu dengeyi nasıl kurdunuz?
Biz Burak'la, evliliğimiz boyunca birbirimize hiç saygısızlık etmedik. Hiç kavga etmedik. Anladık ki ilişkimizin bu boyuta gelmesinin nedeni bu; aslında kavga etmek önemliymiş. Dolayısıyla birbirimize olan saygımızı hiç kaybetmedik. Biz büyük bir sevgi ve aşkla evlendik ve bir aşk çocuğu yaptık. Canım yavrumuzu üzecek bir şey yapma şansımız yok. Ben babasız büyüdüm. Çocuğumun bir babası varken, onu neden babasından uzak tutayım? Basına yansıyanlar bizim suçumuz değil. Ben bunu hiçbir zaman istemezdim. Her zaman Rüzgar'ı düşünerek hareket ettim. Her şey Rüzgar için.

Pişman mısınız hiç kavga etmediğiniz için?
Tartışmak, evlilikte önemli bir şey. Bizim Burak'la, aynı evin içinde mektuplaştığımız dönemler oluyordu. Çünkü ağızdan çıkanın geri dönüşü yok. O anda tartışmada kırıcı bir kelime kullanmaktan, Burak'ın kalbini kırmaktan çok korktum. Yazarken daha dikkatli oluyorsun. Kavga etmek hayır ama tartışmak evet, gerekliymiş. Ancak ben kadere inanan biriyim; böyle olması gerekirmiş. Ben elimden geleni yaptım; her şeye rağmen savaşımı verdim. Bu yüzden vicdanen çok rahatım.

Burak Bey'in sizi aldattığını iddia etmiştiniz; iddialarınız doğruysa ya da Burak Bey haklıysa, birbirinizle iletişiminiz nasıl devam edebiliyor?
Saygı...

Boşanma sürecinizde aldatıldığınıza dair deliller sundunuz. Burak Hakkı da bunları her seferinde yalanladı. Hiç yüzleşip bunları konuşmayı denemediniz mi?
Hayır. Önemli değil. Benim hissiyatım önemli. Önemli olan birbirimizi mutsuz ediyor oluşumuzdu. Aynı evde ayrı odalarda yaşıyorduk. Ben mutfakta, o çalışma odasında. Sadece Rüzgar için bir araya geliyorduk.

'İdeal çift' olarak gösterilirken nasıl bu noktaya geldiniz?
Hayatta büyük konuşmayacaksın. Ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin.

BOŞANIRKEN 'LANET OLSUN ŞU ÜNE' DEDİM!
Neden olaylı bir şekilde boşandınız; intikam için mi, mal paylaşımı için mi, konuşulmak için mi?
En üzüldüğüm nokta buydu. Boşanırken "Lanet olsun şu üne" dedim. Normal insanlar bu şekilde boşanmıyor. Ancak nedeni asla gündem olmak, intikam almak ya da Burak'ı rencide etmek ya da maddiyat da değil... Sadece çok ufak bir güvence diyelim. Manevi bile olabilir bu.

Neden boşanacağınız dönemde silikon taktırdınız; kendinizi daha iyi hissetmek için mi?
Boşanmadan önce taktırdım silikonu. Emzirmek hayattaki en güzel duygu; bırakırken de hayatımın en büyük acısını yaşadım. Oğlumu 18 ay emzirdim. Emzirme sonunda kendi görüntümden mutsuz oldum. Yani silikonu, kendim için yaptırdım.

HAYATIMA BİRİNİ ALMAM ÇOK ZOR
Boşanmanızın ardından Burak Bey ile ilişkiniz nasıl devam etti?
Çok iyiyiz, çok iyi arkadaşız. Rüzgar için bir araya geliyoruz, birlikte tatile gidiyoruz. Evlenmeden önce de çok iyi arkadaş olduğumuz için; nasıl iyi arkadaş olunur, çok iyi biliyoruz.

BİRAZ ESKİ KAFALIYIM

Peki, hayatlarınıza yeni insanlar girdiğinde nasıl olur?
Ben bilmiyorum Burak'ın hayatında birinin olup olmadığını. Benim hayatımda kimse yok. Çocuğum varken olması da kolay değil. Ben biraz eski kafalıyım; hayatıma birini almam çok zor, çocuğuma layık biri olmalı. Burak'ın hayatına yeni biri girerse, hakkında bir şeyleri bilmek isterim çünkü o hayata Rüzgar da dahil olacak... Ama böyle bir şeye karşı çıkmam yani.

Yaşadıklarınız yüzünden hiç mi kırgınlığınız yok?
Kırgınlıklarım var, ancak bunlar Burak'la aramda yaşadıklarımla ilgili değil. Rüzgar'ın hissettikleri ile ilgili kırgınlıklarım. Burak'la ilgili yaşadığım hiçbir şeyin kırgınlığı yok. Affetmezsen ağırlığı sende kalır ve altında ezilirsin.

İYİ Kİ BURAK İLE EVLENMİŞİM
Burak Bey her zaman, "Ben, Sema karşıma çıktığı için evlendim. Bir daha evlenirsem bu kişi yine Sema olur" diyor. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Bunu hep söyler, doğruluğuna da inanıyorum. Beni sevdiğini de biliyorum, gerçekten. Ben de Burak'ı seviyorum. "Ondan nefret ediyorum, onu sevmiyorum" desem, kendime haksızlık etmiş olurum. Bu noktaya gelmemizde benim de hatalarım var. Belki fazla sorumluluk aldım. Sorumluluklar eşit olmalı oysa. Manevi sorumluluklar da dahil...

EVLİLİK GÜZEL BİR ŞEY

"Tek gecelik ilişki affedilmez" dediniz. Burak Bey'i de bu yüzden mi affetmediniz?
Olay sadece o değil ki... Bardağı taşıran damla o... Ben kimsenin kalbini kırmak istemiyorum. Biz ikimiz de birbirimizi mutsuz ediyorduk. Güler yüz yok, evde gerginlik... Biz birbirimizi mutsuz ettiğimiz için boşandık.

Yaşadıklarınız evliğe bakış açınızı değiştirdi mi?
Hayır, evlilik gerçekten güzel bir şey. İyi ki evlenmişim, iyi ki Burak'la evlenmişim; bunun için hiç pişman olmadım.
ARKADAŞINA GÖNDER
Boşanmamızın nedeni hiç kavga etmememiz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz