X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Cebimde bir konserlik para kalsa Cengiz Kurtoğlu'na giderim!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Cebimde bir konserlik para kalsa Cengiz Kurtoğlu'na giderim!

  • Giriş Tarihi: 3.3.2013

Hayko Cepkin… Müziği kadar, arada sırada agresif haberleriyle de gündeme geliyor. Tamam, baktığınız zaman tedirgin edici bir adam; müziği, sahnesi, makyajı, saçı-başı; hiç alıştığımız türden değil. Ama tüm bunlar, 'güzel bir adam' olmasına engel mi? İşte ona da siz karar verin. Hem de bu satırları okumayı bitirir bitirmez…

"Neden bunlar benim başıma geliyor" deyip, hedef tahtası yapıldığını düşünüyor musun bazen?
Öyle kalıplaşmış bir düşüncem yok açıkçası. İlla üzerime oynanmış bir oyun, kurulmuş bir strateji olduğunu düşünmüyorum. Ama bildiğim bir şey var; benimle ilgili çok fazla magazinsel ve sansasyonel olay olmadığı için, fırsattan istifade ortaya çıkan bir zihniyet var. Ve basında; bu zihniyetten, bu pislikten beslenen iki-üç tane adam var. Böyle olaylarda onlar alevleniyor, o kadar. Normal hayatta pek bir malzeme vermediğimiz için, bu gibi durumlarda fırsatçılık belirebiliyor.
Bu son 'dayak' hadisesinde basının reaksiyonunu nasıl değerlendiriyorsun?
Dediğim gibi; zaten bu pislikten beslenen çok isim yok. İki-üç tanedir. Bunların derdi sadece benimle değil; genel olarak pislikle beslenmeye alışmışlar. İlk başta birkaç tane dibine kadar magazinsel yaklaşılmış, olayın detaylarını araştırmamış yazı çıktı; ondan sonra da işin rengi anlaşılmaya başlanınca, basın da daha doğru yaklaştı. İş magazine kalırsa yandık zaten. Bu yaz, gece-gündüz stüdyomda kayıt yaparken beni Bodrum'da yakaladıklarını da iddia etmişlerdi. Bir de bana benzeyen bir adamın fotoğrafını basmışlardı ki tam evlere şenlik.

İŞİN İÇİNDE ŞANTAJ VAR
Peki, bu tip agresiflik ihalelerini Hayko Cepkin'in üzerine bırakmak kolay olduğundan mı seni seçiyorlar?
Mizacımdan kaynaklanan bir şey bu. Sahnede agresifiz ya; normal hayatta da böyleyiz zannediyor insanlar demek ki. Sevdiği dizi kahramanı ölünce gıyabında cenaze namazı kılmış bir milletiz. Gördüğümüz her şeyi, gerçekte de var zannediyoruz. Yıllar boyunca ırkçılık meselesinden çok çektim ben; başıma neler geldi. Ama hangi birini gördünüz veya okudunuz? Bu gibi senaryolara son derece hazırlıklıyım. Kimle nasıl konuşacağımı, kime nasıl davranacağımı, hangi problemi yumuşatıp olaydan sorunsuz sıyrılabileceğimi çok iyi bilirim. Ama bu son olayda işi farklı bir yere, kadın düşmanlığına çekip beni hedef tahtası yapmaya çalıştılar. Biz de kanuni haklarımızı kullanmak için mahkemeye gidince, olay kendi içinde çözülebilir, sonuçlandırılabilir olmaktan çıktı tabii. Ama elimizde şantaj görüntüleri bile var. Hele mahkeme başlasın, hep beraber görürüz neler olacağını.
Neydi bu dayak işinin aslı peki?
Son derece eğlendiğimiz bir geceden evimize dönerken sokakta, ayakta duramayacak kadar alkollü bir bayan; ırkçı söylemlerle yakama yapıştı. Sonra mekânın güvenlikleri kendisini yanımızdan uzaklaştırdı. Ama ertesi gün öğrendik ki biz kendisine kafa atmışız, itmişiz, tükürmüşüz akabinde de yerde tekmelemişiz. Tüm bunları yaşayan kadın da 50 metre ötedeki iki hastaneye veya polise gitmemiş, sabahı beklemiş. Olacak şey mi? Sabaha kadar kafalarında bu şantaj hikayesini kurgulamışlar anlaşılan. Ertesi gün de kadının avukatı, menajerimi arayıp görüşmek istediklerini söylemiş. Allah'tan kameralı bir yerde buluşmuşlar ve şu anda elimizde görüntüler var. O buluşmada 50 bin TL vermezsek konuyu basına intikal ettirip kadın derneklerini harekete geçireceklerini söylüyorlar. Biz parayı vermeyi kabul etmeyince, adı geçen kadın geliyor bizzat toplantıya. Şu anda elimizde bu görüntüler de var. Biz de davamızı açtık tabii ki. Üstelik biz hem fiili saldırı ve tehdit, hem de şantaj davası açtık. Şimdi tüm gerçekler ortaya çıkınca, basında bizim ipimizi çekmeye çalışan abilerimiz ne yapacaklar; çok merak ediyorum.

50 BİN TL'LİK ONUR

Kadın örgütleri de işin içine sokulmaya çalışıldı diye biliyorum…
Evet. Onların desteğini de alabilir miyiz diye düşündüler ama olmadı. Aklı başında her organizasyon; bir tepki vermeden önce, işin aslını öğrenmek ister tabii ki. Hani ben olaya bir de başka bir açıdan bakmak istiyorum. Diyelim bu tüm söylenenleri yaptım; bir kadını yerlerde tekmeledim. Hani öyle olduğunu düşünelim; peki bu kadın, tüm kadınlık onurunu 50 bin TL'ye mi satıyor? Para karşılığında, kendisine yapılan tüm bu saldırıları unutmayı mı teklif ediyor? Bu mudur onur? Böyle basit numaraları kimse yemez.
Arada bir kendine, "Birazcık daha ihtiyatlı ol, geri planda dur" dediğin oluyor mu?
Benim hayatım ihtiyat zaten. Hiçbir adımımı düşünmeden atmadım bugüne kadar. Sadece reklamım olsun, yüzüm görünsün diye hiçbir programa çıkmadım. Bana sorulacak, beni köşeye sıkıştırma ihtimali olacak tüm sorulara hazırlıklıyım. Çünkü bunu kendi kendime çalışırım. Girerim stüdyoya; pratik yapar, cevap verir, dinlerim. Hiçbir soru karşısında teklemedim bugüne kadar. Çalışırım yani. Şimdi sen bana "Çıkıp biraz dolaşalım" de, hemen nereye gideceğimizi sorarım. Detayını bilmediğim, hâkim olmadığım olayın içinde olmam.

CENGİZ KURTOĞLU'NUN BÜYÜK HASTASIYIM

O zaman seni ikilemde bırakacak bir soru sorayım. Diyelim bir konser bileti alacak paran var; Cengiz Kurtoğlu'nu mu seçersin, Sting'i mi?
Cengiz Kurtoğlu'na giderim. Hele içkiliyse, tadından yenmez. Ben Cengiz Kurtoğlu'nu çocukluğumdan beri dinlerim. Turneye giderken arabada mutlaka çalar. Bizde elit olmanın birinci şartı Batı sempatizanı olmakmış gibi algılanıyor; buna da karşıyım. Sonuçta bu senin özün, senin kültürün. Çocukluğundan beri sen de dinledin bunu; neyin havasını, kime yapıyorsun? Bunu gizli gizli dinleyenler var bir de. Benim hiç öyle bir durumum olmadı. Çocukluğumdan bu yana ağır metalciyim, klasik müzik eğitimi aldım ama Cengiz Abi'nin sesine, onun şarkılarına da ağır hastayız. Sen zaten bunları dinlemiyorsan özünle barışamamışsın demektir. Ben bunları kendi müziğimde de kullanıyorum, çok da hoşuma gidiyor. Sonuçta yabancı adamın da hoşuna gidiyor; onun mistik dediği bu zaten.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.