X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Müzik için iyi magazin için kötü profilim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Müzik için iyi magazin için kötü profilim

  • Giriş Tarihi: 24.3.2013

Sansasyonsuz bir hayatı, hayatını adadığı enstrümanı, ailesi ve bir müzik okulu var. 7 yaşında almış eline klarneti ve o günden bu yana gönülleri titretmeye, yeri geldiğinde de oynatmaya devam ediyor. Serkan Çağrı'nın kimselere açmadığı hayatını mercek altına alıyoruz...

Klarnetçi bir babanın oğlu o. Henüz 7 yaşındayken babasından gizli gizli çalmaya başlamış. Yakalandığı bir gün, babası tutmuş onu kolundan, çaldığı düğüne götürmüş. Gecenin sonunda bir tarafta sakin sakin duran Serkan'ın yanına yaklaşıp "Bak okumazsan; sabaha kadar, benim yaptığım gibi sarhoşlarla uğraşmak zorunda kalırsın" demiş. Okumuş Serkan; ama klarnetini bırakmadan. 13 yaşındayken girdiği yetenek yarışmasında babası yaşındakileri geride bırakmış. Keşan'ın tozlu sokaklarından konservatuvara çıkmış yolu. Okumuş; sanatına, ilmini katarak devam etmiş. Hikayenin sonraki kısmını biliyorsunuz. Küçüklüğünde babasından gizli gizli çalan o çocuk, şimdi tüm dünyaya dinletiyor klarnetini. Ondan ders alabilmek için Amerika'dan da, Avustralya'dan da insanlar geliyor…

STING'LE MUHABBET DEVAM

Düzgün bir hayatın var ve iyi bir aile babasısın. Elbet avantajları vardır ama dezavantajları nedir bunun?
İnsan zaman zaman, çok düzgün olmanın dezavantaj mı, avantaj mı olduğunu düşünüyor ama bu tamamen hayata bakışla alakalı bir şey. Hayattan beklentilerle, sanattan beklentileri iyi belirlemek gerekiyor aslında. İkisi arasında bir denge yakalamanın gerektiğini düşünüyorum. Bazı insanlar sanatını ön plana alıyor, aile hayatı deforme oluyor; bir kısmı aile hayatını ön plana alıyor, sanatı sekteye uğruyor. Hem pürüzsüz bir hayat yaşayacaksın, hem de sanatın üst seviyede olacak; bu çok zor bir denge.

Sansasyonun hiç olmaması; bu normal mi peki?
Normal, hem de son derece normal. Niye sansasyonum yok diye oturup üzülen adamlardan değilim. Ama bazen insan, donanımsız adamların sırf sansasyonlarla gündemde kalıyor olmasına da içerlemiyor değil. Ama basının gece sokaklardan topladığı bir adam değilim; bu anlamda çok sürprizim yok.

Bugüne kadar müzik için yaptığın en kötü şey nedir?
Vereceğim cevabın kişilerden bağımsız olduğunu söylemek isterim öncelikle. Bu sadece müzikal türle ilgili bir yorum olacak. Keşke klarneti elektronik müzikle birleştirmeseydim. O projenin içinde yer almasaydım. Benim elektronik müzikten beklentim bu değildi. Bir türlü bütünleşemedim. Klarneti entegre edeceğim elektronik tarz üzerinde denemeler yapmalıydım; biz, girip bildiğimiz şarkılara elektronik altyapılar ve klarnet ekledik. Çok dinlendi, çok da istek aldı ama benim içime sinmedi. Belki de doğru zaman değildi...

Sting'le de aynı sahneyi paylaştın. Muhabbetiniz devam ediyor mu?
Sting güzel bir adam. Buradaki konserinde beraber bir parça çaldık. Parçadan sonra biz dinlenmek için kulise gittik. Konser kapanırken güvenlikler koşarak geldi ve Sting'in bizi sahneye istediğini söyledi. Bir parça çalmış olmamıza rağmen, kapanışta seyirciyi beraber selamladık. Bu bir büyüklük gösterisidir. Yaz aylarında 35 günlük bir Amerika turnesine çıkacağım. Mutlaka haberdar olmak istedi. Fırsat olursa tekrar bir araya gelebiliriz.

KLARNET POPÜLER

Klarnetin imajı değişiyor. 20 sene öncesi ve bugüne dair iki fotoğraf anlatmanı istesem, ne dersin?
20 sene önce; köyde, klarnetinin her yerine toz toprak kaçmış genç bir adamdım. Klarnetin bir gün insanların çok beğendiği, çalanların saygıyla karşılandığı bir enstrüman olma ihtimalini çok zor görürdüm. İğneyle kuyu kazdığımı düşünüyordum. İçimde bir inanç vardı ama klarnet çalan bir adamdan imza alınması, albümlerinin satması, hayranlarının yolda görünce fotoğraf çektirdiği bir kişi olması hayal gibiydi. Şimdi klarnet iyi bir dinleyicisi olan, konser salonlarının tıka basa dolmasına yol açan bir enstrüman haline geldi. Eskiden, düğünden istediğimiz para konuşulurdu; şimdi performansımız üzerine sayfalarca yazı yazılıyor. Klarnet hak ettiği yere geliyor yavaş yavaş. Bu da beni çok mutlu ediyor.

Klarnete artan bir talep var…
Klarnetin imajının doğru yönde gelişmiş olması müthiş bir talep yarattı. Hatta bir dönem, gelen talepleri karşılayamayacağımızı bile düşünmeye başlamıştık. Öyle günler oluyor ki, bütün Beşiktaş sokakları bizim okuldan yükselen klarnet seslerini dinliyor. Millet repertuvarımızı ezberledi yani.

Tüm şartların sağlandığını düşün; yapmak istediğin proje ne olurdu?
Galiba tek hayalim; bahçeli bir kır evi. Dertten tasadan uzak olalım. Sevdiğim müzisyen arkadaşlarım gelsin oraya, kafamıza göre müzik yapalım. Bunu çok isterim. İşten, güçten uzak bir müzik evi hayalim var. Müzikal olarak bir şansım olsa, alırım klarnetimi sırtıma; bir dünya turuna çıkarım. Balkanlar'dan başlarım, sevdiğim ne kadar müzisyen varsa köylerinde ziyaret ederim. Uzaya falan çıkmak bana göre değil. Dünyanın dört bir yanında müzik yapma şansım olsa yeter.

Kendini dünya müziği ölçeğinde nerede görüyorsun?
Balkan, caz, etnik, klasik... Nerede müziğin büyüsünü yakalayabiliyorsam, orada oluyorum. Benim herhangi bir sınırım yok; her şeyi çalarım. Önemli olan o müzik tarzının içine girebilmek; kendimi ait hissettiğim her türü çalarım.

KLARNET İNSAN OLSA İKİZLER BURCU OLURDU
Klarneti bir insana benzetsen, nasıl biri olurdu?
Klarnet insan olsaydı, kesin benim gibi İkizler burcu olurdu. Bir andaki neşeli halinden kopup ağlamaya başlayabiliyor. Ruh hali geçişleri çok hızlıdır klarnetin. Bir çalarsın ağlatırsın, hemen arkasından oynatırsın. Sanatçıların birçoğunda vardır bu inişler çıkışlar. Klarnet çok sanatçı ruhlu bir enstrüman zaten. Klarneti seçmemin nedeni, İkizler burcu olmam da olabilir. 'Hababam Sınıfı'nın meşhur müziği vardır; yavaş çalınınca hüzünlendirir, hızlı çalınca neşelendirir. Klarnet tam da böyle bir enstrüman.

Bir filmin müziğini yapma şansın olsaydı, hangisini seçerdin? Yerli veya yabancı olabilir…
Türkiye'de benim müziklerini yapabileceğim proje sayısı az. Ben doğru projeyle çıktım insanların karşısına. "Eyvah Eyvah", her anlamda tam üzerime oturmuş bir projeydi. Klarnetin, filmin başrolünde olduğu ilk projeyi Ata Demirer yaptı bu ülkede. O projede olmasaydım, çok üzülürdüm mesela. Bir de Tom Hanks'in 'Terminal' filmi var tabii. Çok hareketli bir film değildir ama ara ara yaşanan hüzünlerin, klarnetle çok iyi anlatılabileceğini düşünürüm her izlediğimde. Tom Hanks'in havaalanında tek başına kalma, pes etmeme ve sürekli çabalama haline bir şeyler yakıştırabilirdim. Zaten adamın yolculuğa çıkma sebebi, efsane müzisyen Beny Golson'la tanışmak. Filmin beni çeken öyle bir yanı da var tabii…

ATA DEMİRER KLARNETİYLE YAŞAYAN BİR ADAM
Ata Demirer, Necati Şaşmaz gibi birçok ünlü öğrencin de var…
Klarnet çok emek istiyor. Tabii ünlü isimlerin işleri dolayısıyla bu zamanı ayırması bazen zor oluyor. Ata çok yetenekli bir adam. Her şeyden önce konservatuvar eğitimi var ve klarneti çok seviyor. Evinde klarneti, devamlı çalınmaya hazır. Biz ders yapamasak bile, o kendi kendine devam ediyor. Hatta parçaları farklı yerlerden çaldığı zaman beni arayıp söylüyor. Necati Şaşmaz ve Beyazıt Öztürk de klarnet tutkunu. İkisinin de çok güzel klarnetleri var ama onların yoğunluğundan dolayı oturup çalışmak daha zor. Ünlülerin klarnete olan ilgisi, toplumun da ilgi göstermesine yol açıyor.

SÜRPRİZİMİZ WOODY ALLEN
Geçen sene Edirne'de bir klarnet festivali düzenlemiştin. Bu sene İstanbul'a taşındı galiba proje; yanılıyor muyum?
Bu sene festivali daha büyük bir katılımla, İstanbul'da yapma kararı aldık. İstanbul sanatın merkezi, kültürlerin kesişim noktası. Bu sene yine çok önemli isimleri ağırlamak istiyoruz. Woody Allen'la görüşüyoruz. Klezmer müziğinin en büyük ismi olan Giora Feidman burada olacak. Kültür Bakanlığı'mız da bu festivale çok sıcak yaklaşıyor. Biz klarnet üzerinden sınırları kaldırmak; dil, din, ırk ve cins farkı gözetmeksizin müzik paydasında birleşmek istiyoruz.

KLARNET DEYİNCE AKLA HÂLÂ MUSTAFA KANDIRALI GELİR
Klarnet severlerin arşivinde mutlaka bulunması gereken isimler kimlerdir?
Ivo Papazov listenin başında gelir. Balkan müziği diye sınıflandırılır ama bence dünya müziğinin en büyük isimlerinden biridir; heykeli dikilecek adamdır. Vasilis Saleas'ı konser salonunda mutlaka dinlemeliler. Klasik müzikle klarnetin bir araya gelişini dinlemek ve biraz da çıldırmış sahne şovları izlemek isteyenler için tavsiyem Martin Fröst. Caz ve batı Balkan ezgilerinin harmanını dinlemek isteyenler için doğru adres, İsmail Lumanowski.

Bizden kimler olacak peki?
Somalı Mustafa derim. Ödemişli Mehmet yine mutlaka dinlenmesi gereken bir isim. Ve benim için çok ayrı yeri olan Ramazan Sayan.

Mustafa Kandıralı ve Şükrü Tunar'ı bu listenin neresine koyuyoruz?
İkisi de dünya müzik tarihine damga vurmuş isimler. Artie Shaw diye Amerikalı bir caz klarnetçisi vardır, dünyayı kasıp kavuran. Şükrü Tunar onunla aynı dönemin sanatçısıdır mesela. Shaw'dan sonra Benny Goodman popüler oluyor; onla aynı dönemde de Mustafa Kandıralı çıkıyor bizde. Türkiye'den, dünyada en çok tanınan klarnetçi; hâlâ Mustafa Kandıralı'dır. Hiçbirimiz yokuz orada, Mustafa Kandıralı var. Mustafa Kandıralı müthiş bir performansçıdır. Şükrü Tunar hayatını müzik üzerine kurmuş bir adamdır, her saniyesini müziğe vermiştir. Sahnede klarnet çalarken ölmüştür bir kere. Bugün Mustafa Kandıralı bile Şükrü Tunar'dan, "Ustam" diye bahseder. Hatta onun lafı açıldığı zaman oturuşunu değiştirir.

Şükrü Tunar sahnede öldü. İster misin böyle bir ölümü?
Sahnede ölmek bir müzisyen için şehitlik mertebesidir. Tabii ki isterim.

MÜSLÜM BABA'YI AĞIRLAMAYI ÇOK İSTERDİM
"Müslüm Baba'yı çok ağırlamak istedim ama olmadı. Mekanı cennet olsun. Program başladığında yapımcımla konuşmuştuk. O sıralarda hastaneye yattığını öğrendik. Çıktıktan sonra birlikte oluruz diye umut etmiştik ama olmadı. Müslüm Baba'yla müzik yapamamış olmak içimde yaradır. Yurtdışından da; Buika, Jasmin Levi ve Haris Alexiou'yu ağırlamak isterdim."

KLARNET ANATOMİSİ
Serkan Çağrı'nın geliştirdiği klarnet modeli, Amati tarafından piyasaya sürüldü. Türk klarnetine ekstra bir tuşun eklenmesiyle bazı geçişlerin daha hızlı yapılmasını sağlıyordu. Amati'den sonra bir diğer üretici firma olan Hammerschmidt de Serkan Çağrı modelini üretti.

GIORA FEIDMAN NE DEDİ?
Dünyanın en ünlü klezmer klarnetçilerinden biri olan ve 'yaşayan efsane' olarak nitelenen Giora Feidman, beraber sahne aldığı bir konser sonrasında Serkan Çağrı ile ilgili şu cümleyi sarf etti: "Serkan Çağrı klarnet çalmaya, şu anda benim olduğum seviyeden başlamış gibi!"

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.