Bu oyun korkunun sınırlarında dans ediyor

Giriş Tarihi: 25.3.2013

'Mi Minör' isimli interaktif tiyatro oyununda aynı sahneyi paylaşan Memet Ali Alabora ile eşi Pınar Öğün: Bu oyun, korkunun sınırlarında dans ediyor. İzleyiciye muhalefet yapmanın suç olmadığını gösteriyor ve farkındalık yaratıyoruz

Ünlü oyuncu Memet Ali Alabora ve eşi Pınar Öğün'ü tiyatro sahnesinde buluşturan 'Mi Minör'; seyirciye interaktif bir deneyim sunuyor. 'Pinima' isimli hayali bir ülkede geçen oyunda; Alabora ülkenin başkanını oynarken, eşi Öğün de isyankar bir piyanisti canlandırıyor. Oyunun yönetmenliğini de üstlenen Alabora ve Öğün ile 'Mi Minör'ü konuştuk.

Bu oyunu sahneye koymaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?
MEMET ALİ ALABORA:
Oyun Meltem Arıkan'ın fikri. Meltem, iki-üç yıldır Arap baharı ve işgal hareketleri başta olmak üzere tüm dünyayı sosyal medya üzerinden takip etti. Dünyadaki bu dönüşüme bakarak 'Pinima' isimli bir ülke kurguladı. Metin üzerinde 1.5 yıl çalıştıktan sonra 2012 yazında prodüksiyon sürecine girdik.

OYUNA BİLİMKURGU DİYENLER OLDU
Oyunun adı neden 'Mi Minör'?
M.A.A.:
Meltem Arıkan'ın 'mi' ve 'mi minör' tonuyla özel bir bağı var. Bunlar, kadın sesine en yakın ton olarak biliniyor ve Meltem'e isyanın sesi gibi geliyor.

Oyun hem interaktif, hem de internetten canlı izlenebiliyor...
PINAR ÖĞÜN:
Bizim oyunu bilimkurgu olarak tanımlayanlar oldu. Bu güzel bir şey. Bizim yaptığımız; ataerkil sistemi absürt bir şekilde ifade etmek.
M.A.A.: Oyunu ilk okuduğumda, bunu normal bir tiyatro sahnesinde oynayamayız dedim. Bu oyun bu şekilde oynanmalıydı. Bu nedenle, oyunu yönetmeye karar verdim.

Ne anlatmak istiyorsunuz bu oyunla?
P.Ö.:
Ben piyano çalması yasaklanan bir piyanisti oynuyorum. Mi notasını ve erkek bestecilerin eserlerini çalması yasaklanıyor. Piyanist de bunun sebebini öğrenmeye çalışıyor. Her şeyi elinden alınınca, hakkını aramaktan öte, kendini ifade etmeye çalışıyor.
M.A.A.: Oyunun temeli, ifade özgürlüğüyle ilgili. Bugün üzerimizde bu kadar yoğun baskı varken, izleyicinin bu baskıya karşı kendi ifade özgürlüğünü nasıl kullanabileceğini gösteren bir deney alanı kurduk. Muhalif mi olmayı seçiyorsun, düzenden yanaymış gibi mi görünmek istiyorsun?

OYUNU İZLEYİP "OH BE!" DİYORLAR
İnsanlar oyuna katılarak deşarj oluyorlar aslında değil mi?
M.A.A.:
Biz bir deney alanı yarattık. Bu oyunla farkındalık yaşayanlar oluyor. Ben, gerçekten bu şekilde deşarj olup "Oh be!" deyip rahatlayanlar gördüm. Bunu yaşayanların gençler olması da çok sevindirici.

Oyunda, 'Başkan' gençlerin düşünemedikleri şeyleri onların yerine savunuyor. Siz de öyle mi düşünüyorsunuz?
M.A.A.:
Böyle bir genel klişe var ya; 'Gençler apolitiktir' diye. Aslında biz öyle olmadığını ve onlarla başka bir iletişim kurulduğunda bambaşka şeyler olabileceğini gördük. 'Mi Minör' ile bugüne kadar en acayip ilişkiyi gençler kurdu bence.
P.Ö.: Henüz kafası karıştırılmamış, kirlenmemiş, her şeyi yalın olarak görebilen tertemiz akıllar, daha doğru ve çıplak tepki verebiliyor.

Oyunda 'Başkan' olarak katılımcılardan birçok protesto görüyorsunuz. Şimdiye kadar yapılan en ilginç protesto neydi?
M.A.A.:
Benim tek silahım hitabetim. Kimseyle karşılıklı diyaloğa girmiyorum. Bir oyunda gençler, "Katil Başkan!" diye bağırdı. Ben de "Alın size tatil gençler" dedim. Kitleye zeka oyunu yapmaya çalışıyorum. Bugüne kadar; pinpon topu, ayakkabı, sutyen, çikolata, pet şişe, bayrak gibi şeyler atıldı sahneye... Oyunda, benim polisim çıkarıp kendi pelerinini attı bana...

KOCAMI NEDEN DÜŞÜREYİM?

Size hiç tepki geldi mi Pınar Hanım?
P.Ö.:
Maçka Küçükçiftlik Park'ta oynadığımız bir gün bir kadın yanıma geldi ve Memet Ali merdivenin üstündeyken, "Sallayalım da düşsün" dedi. İçimden diyorum ki; "O benim kocam, neden düşüreyim onu?" Sonra kadına "Sorun 'Başkan' değil ki, sistem" dedim ve geçiştirdim. Bir de oyunla gerçeği karıştıran bir adamın tepkisi çok ilginçti. 'Piyanist'in yaralandığı sahnede, "Sen kolunu boyamışsın, gerçek değil ki o" dedi. Oyunumuzu bozmaya çalıştı. Daha sonra güvenlik görevlileri gelip çıkardı o kişiyi salondan...

Oyunda düşünce özgürlüğü satılıyor... Siz olsanız satın alır mıydınız?
M.A.A.:
'Başkan', "Ben sizin yerinize düşünüyorum, düşünmenize gerek yok diyor" ama parayla satılsa alırım. Sen almaz mısın?
P.Ö.: Ben gizli gizli düşünürüm; para vermem.
M.A.A.: Bak bunlar korsancı! Ver parasını al işte, aslanlar gibi...

İZLEYİCİDE FARKINDALIK YARATIYORUZ
Bu deneyimi yaşamaya karar veren tiyatroseverlere söylemek istediğiniz bir şey var mı?
P.Ö.:
Bu oyunla, korku sınırlarında dans ediyoruz. Bu oyunun korkuyu tanımlamak adına insanlarda bir farkındalık yaratacağına inanıyorum. Korkunun aslında ne kadar basit temellere oturduğunu gösteriyoruz. Muhalif olmanın suç, muhalefet yapmanın da bir ideolojik pozisyon belirlemek olmadığını, tamamen insani bir şey olduğunu gösteriyoruz. Herkes keşke kendini özgürce ifade edebilse...

SAHNEDE İŞLER KONTROLDEN ÇIKABİLİYOR
Oyunun internetten canlı yayınlanması sizin üzerinizde baskı yaratıyor mu?
P.Ö.:
Benim üstümde büyük bir sorumluluk var. Oyun interaktif olduğu için izlemeye gelenler aynı zamanda oynuyor. Oynamaya gelenler çok heyecanlı oluyor ve bazen oyun kontrolden çıkabiliyor. Öyle olunca da tekrar kontrolü sağlamak için bana çok iş düşüyor. Hem piyanist rolünü oynuyorum, hem de kendim olarak olayları kontrol etmeye çalışıyorum. Sokak tiyatrosu gibi bir şey... Kalabalıkla oynamak şizofrenik bir hal aslında. Oyunda, insanları 'Başkan'ın taraftarları ve muhalifleri diye ikiye ayırıyoruz. Bu muhaliflik içinde agresiflik artabiliyor ve 'Başkan'ı protesto etme ihtiyacı hissediyorlar. O noktada ben insanları şiddete şiddetle karşılık vermeyip eğlenerek protesto etmeye yönlendiriyorum. Benimle birlikte kaçanlar, saklananlar, "Bir şey olmayacak değil mi?" diye soranlar oluyor. Eski sokak oyunlarına döndürdü bu oyun beni...
M.A.A.: Bugün ülkemizde de olduğu gibi; şiddet, şiddet doğurur. Biz bunu oyunda çok net görüyoruz. Oyun oynandığını herkes biliyor ama bazen kontrolden çıkabiliyor işte... Mesela oyuna katılanlardan bazıları; bizim polislerimizden birinin boynuna asılmış, o da copu savurmak zorunda kalmış. Küçücük bir anda böyle bir şey yaşanmış...

HİÇ BÖYLE BİR DENEYİM YAŞAMADINIZ
Oyunu izlemeye karar veren tiyatroseverlere ne söylemek istersiniz?
M.A.A.:
Oyunu, isterseniz tiyatroda, isterseniz evinizde izleyin... Ben gelmenizi isterim çünkü daha önce hiç böyle bir deneyim yaşamadığınızı iddia ediyorum. Gelirken cep telefonunuzu veya tablet bilgisayarınızı getirmeyi de unutmayın. Eğer oyunu evden izlemeye karar verirseniz, pianist. miminor.net adresine girip dijital izleme rehberinden seyredebilirsiniz. Aynı anda Twitter'da yazılanları takip ederek oyuna katılın. Oyuna katılın, bağırıp çağırın ve tepkinizi gösterin...

BAŞKANLIĞA İHTİYACIM YOK
M.A.A.:
Ben Oyuncular Sendikası başkanıyım. Bir yerde başkanlık yapmak, bu oyunda bana avantaj sağladı. Başkanlık denen şeyin nasıl bir illüzyon olduğunu görmemi sağladı. Hayatımı başkan olarak geçirmek istemem, o iktidara ihtiyacım yok.

ARKADAŞINA GÖNDER
Bu oyun korkunun sınırlarında dans ediyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz