Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kebabın iyisini bulursam affetmem!

Giriş Tarihi: 31.3.2013

Biscolata reklamında oynayan yakışıklılardan biriydi. Tamam kabul, en yakışıklısı oydu. Türk kadınları onun gülüşüne hasta oldu. Carlos Martin, reklam filminden sonra şimdi de atv'de 'Yağmurdan Kaçarken'le memleketi sallayacak

Plajda dans eden, gitar çalan biribirinden yakışıklı adamlar olarak çıktılar karşımıza. Pirelli takvimi gibi takvimleri yapıldı, hatta gazetecilere bizzat gelerek teslim ettiler. O gün yaşanan heyecan dalgasını, ayrı bir gündem maddesi olarak ele almak gerekir. Carlos Martin o adamlar içinde en dikkat çekeniydi. İspanyol'du bir kere, sıcak kanlıydı... Bunlar yetmezmiş gibi bir de güzel gülüyordu. Twitter'da, Facebook'da hayran siteleri açıldı. Türk erkeğinin Victoria's Secret kalesine karşı, kadınların koçbaşı olarak kullanıldı. İstedim ki ortalıklarda baklava desenli vücuduyla dolaşan ve bizi haset diyarlarında mecnun yapan bu adamı ocakbaşına oturtayım. Önüne vereyim çöp şişi, alayım ciğeri. Bakalım el mi yaman, bey mi yaman... İstikamet Zübeyir Ocakbaşı; huzurlarınızda plajlardan hatırladığınız Carlos Martin; ya da bu röportajlık 'Amcaoğlu Carlos'...
Türk insanının kalbini model olarak fethetmiştin, şimdi sıra oyunculukta. İlk oyunculuk tecrüben mi?
Televizyona iş anlamında konuşuyorsak evet, bu ilk tecrübem. Ama zaten çok uzun yıllardır, çeşitli markaların reklam filmlerinde oyunuyorum. Bunu da bir anlamda oyunucluk sayarsan, tecrübem var. Ama televizyon için bu denli büyük bir projenin içinde ilk defa yer alıyorum.

İNSANLAR BENİ ÇABUK BENİMSEDİ
Nasıl başladı Türkiye hikayen? Aklının ucundan geçmiş miydi burası?
İlk kez 2006 yazında modellik yapmak için gelmiştim. Üç ay kalıp geri dönmüştüm. 2007 yılının yazında tekrar geldim ve yine üç ay kaldım. Sonra burayla bağlantım kesildi. 2010 yılında Meksika'da çalışırken, Biscolata reklamı için model aradıklarını duydum. Benimle de bağlantıya geçtiler. Türkiye'de çalıştığım dönemlerden biliyorlarmış beni. İlk reklam filmini Küba'da çektik. Sonrasında kampanyanın devamında bulunmak için İstanbul'a geldim.
Bu kadar büyük etki yaratacağını tahmin ediyor muydun peki?
Açıkçası reklam filmini çektikten sonraki dönemlerde yurt dışındaki işlerime devam ettim. Türkiye'de bulunmadığım için, burada yarattığı etkiyi de bilemiyordum. Ne zaman döndüm; anladım ki iş fena büyümüş.
Bir anda markanın bile önüne geçen bir popülarite oldu...
Dedim ya, ilk başlarda nasıl bir etki yarattığını bilmiyordum. Ama insanlar beni "Biscolata Carlos" diye çağırmaya başlayınca anladım neler olduğunu. Bu bizim açımızdan bir ilkti. Bunun yanında markaya da çok faydası olduğunu düşünüyorum. Markanın da bilinirliği bu çalışma sonrasında inanılmaz derecede yükseldi.

TÜRKİYE'YLE BAĞIM KUVVETLİ
Adının, rol aldığın bir reklam filmiyle bu kadar özdeşleşmesinden, profesyonel anlamda rahatsız oldun mu?
Hayır. O dönem için normaldi ama yeni yapacağım işlerle bu algının da silineceğini düşünüyorum. Bu hafta başlayan dizimiz, bu anlamda benim için büyük şans.
Dizi teklifi nasıl geldi peki?
Yapımcıların dikkatini çektim demek ki. Ajansım vasıtasıyla teklif yapıldı. Yapımcılarla birkaç kez görüşmeye gittim ve iş oldu.
Sevdin mi rolünü?
Yarı İspanyol, yarı Türk bir fotoğrafçıyı canlandırıyorum. Babam Türk. Türkiye'de büyümüşüm, İspanya'ya sadece tatillerde, akrabalarımı görmeye gidiyorum. Burada fotoğrafçılık yapıyorum.
Kadınların sevdiği bir adam mı olacaksın yine?
Öyle denebilir. Biraz çapkın bir tip. Evlenmek istiyor ama evleneceği kadını da bulamıyor. İlk bölümü de dün yayınlandı. Umarım beğenilmiştir.
Seni daha uzunca bir zaman burada göreceğiz o zaman...
Türkiye'yle ilginç bir bağım var benim. Reklam filminden önce de iki defa gelip üçer ay yaşamıştım burada. Modelliğin doğasında vardır çok gezmek ama daha önce hiçbir ülkede bu kadar fazla kalmamıştım. Umarım dizi uzun soluklu olur ve burada yaşamaya devam ederim.
Sadece işle alakalı değil o zaman; burayla bir bağın da oluştu...
Evet. Artık burada arkadaşlarım var. Hani bir yere gittiğinizde arkadaşlarınızı özlersiniz ya; ben de Türkiye'den ayrılınca öyle hissediyorum. Hava güzel, insanlar güzel, yemekler güzel...
Yemekler demişken; kebap konusunda maşallahın var. Benim gibi bir Adanalı'dan geçer not aldın...
Yemek yemeyi seviyorum. Hayatta hiçbir şeyi kendime yasaklamam; özellikle yemek konusunda. Yemem gerektiği zaman yerim. Evimde çok sağlıklı beslenirim. Ekmek bile yoktur evimde mesela. Düzenli olarak spor yaparım. Ama asla yemediğim şeyler yoktur.

ŞALGAMA BAYILDIM
Hangi mezeyi sevdin en çok?
Yoğurtlu olanlara zaten bayılırım ben. Ama bu balkabaklı olan da ilginçmiş. Sen patlıcanlıyı önüne çektin ama ondan bir tane daha isteyelim derim ben. Bir de şu ince ekmeklerden istersen nefis olur.
Şalgam nasıl?
İlk defa içiyorum biliyor musun... Ama etin yanında güzel oluyormuş. Bugüne kadar hep ayran içtim ama bundan sonra favorim bu.

Not: Yolunuzu mutlaka Beyoğlu'ndaki Zübeyir Ocakbaşı'na düşürün ve Carlos'un yediklerinden isteyin. Kebabın iyisi Carlos gibi adamı bile nasıl 'bizden' yapıyor, kendiniz görün…

ARKADAŞINA GÖNDER
Kebabın iyisini bulursam affetmem!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz