X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Normallik baskıcıdır delilik daha özgür
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Normallik baskıcıdır delilik daha özgür

  • Giriş Tarihi: 7.4.2013

Özge Özpirinçci... Onu; ülkenin en popüler adamlarından biriyle yaşadığı uzun ve mutlu ilişkisiyle, oyunculuğuyla ve o sevimli halleriyle tanıyorsunuz. Peki, hayallerini biliyor musunuz? Özge Özpirinçci ajan olsaydı nasıl olurdu mesela? Tam da bu sayfalardaki gibi 'çok iyi' olurdu. Hayallerinde, o sevimli imajının dışına çıkmak var çünkü...

"Çıtıpıtı...", "Ay çok tatlı...", "Evimizin kızı gibi; insanın sarılası geliyor..." Konu, Özge Özpirinçci olunca; bu üç cümleyi ve muadillerini duymuş olmanız yüksek ihtimal. Peki, gerçekten öyle mi? Hakikaten öyle; buna yapacak bir şey yok! Hani hayatta ne yapsa kızamayacağınız insanlar vardır ya; onlardan bir kere. Eminim küçükken yaptığı bütün yaramazlıklardan sıyrılmıştır. Vazo kırmıştır mesela ama sevimliliğiyle yırtmıştır. Bilmiyorum; en azından tahmin ediyorum. Ama çok da şanslı bir kadın; her şeyden önce mutlu bir ilişkisi var. Evet, çok şanslı bir kadın. Yıllık iznime denk gelen şu günde; Malibu'da okyanus kenarında sabah yürüyüşü yapmak varken oturup onun röportajını yazıyorum. Pişman mıyım? Değilim. Anlattığı o kadar çok şey var ki; sizler de bilin istiyorum. Bu, Özge Özpirinçci'nin kendini anlattığı bir söyleşidir; ben müsaadenizle aranızdan çekiliyorum...

İnsanların gözünde yarattığın bir 'cici kız' algısı var. Memnun musun bundan? Bu, sen misin yoksa değil misin?
Ben algıların; senin ne yaptığından çok, insanların sana neyi yakıştırdığıyla alakalı olduğuna inanıyorum. Beş senedir oyunculuk yapıyorum ve yine bir o kadar süredir devam eden bir ilişkim var. Hayatım dışarıdan çok durağan görünüyor olabilir. Bu yüzden biraz 'evimizin kızı' muamelesi görüyorum, evet. Normal hayatta bununla çelişen en ufak bir şey olunca da şaşırıyorlar. 'Melekler Korusun' dizisinde baskıcı bir annenin kızını canlandırıyordum. Gece dışarıda arkadaşlarımla eğlenirken gördüklerinde yanıma gelip "Bak seni annene söyleriz" diyenler oluyordu.
Bu, tüm oyuncuların yaşadığı bir durum değil mi? Sana özel bir durum yok ki...
Tabii. Bundan şikayetçi olduğum da düşünülmesin. İlgi görmek, emeğinin boşa gitmediğine şahit olmak; her oyuncuyu mutlu eden bir durum aslında. 'İlgiden bunaldım, sokaklara çıkamıyorum' yalanları atacak değilim. Öyle düşünen varsa, bu işi yapmasın. Hem hayatını ilgiden kazanacaksın, hem de bundan sıkılacaksın; olacak şey mi?

DÜZGÜN OLMAK DAHA BASKICI
Çok düzgün diye bilinmek belli bir noktadan sonra sıkıcı oluyor mu?
Normallik baskı yaratan bir durum; delilik daha özgür. Evet, düzgün bir hayatım var; ailemden böyle öğrendim çünkü. Ama normal de bir hayatım var; herkes kadar gezmeyi ve eğlenmeyi seven biriyim. İşte bahsettiğim algı, tam da o noktada sıkıntı yaratmaya başlıyor. Benim çevremde, birlikte eğlenmekten zevk aldığım arkadaşlarım var. Gecenin bir yarısı Asmalımescit'te arkadaşlarımla hafif çakırkeyif muhabbet ederken resmimizi çekip 'Şişede durduğu gibi durmuyor!' diye başlık atıyorlar. Halbuki ben arkadaşlarımla normal normal eğleniyorum. Böyle haberler yapılınca, toplum da seni her gece o şekilde yaşıyorsun sanıyor. Herkese ayrı ayrı laf anlatamayacağın için daha dikkatli davranmaya başlıyorsun. Düzgün diye bilinmenin daha sıkıcı olduğunu söyleyemem ama kesinlikle daha baskıcı olduğunu söyleyebilirim.
İhtiyatlı davranmaya şartlanmışsın...
Dengeli demek daha doğru olur. Ben zaten hayatın dengeyle alakalı bir durum olduğuna inanırım.

BİZİM DE İNİŞ-ÇIKIŞLARIMIZ VAR
Uzun süreli ve pürüzsüz bir ilişki yaşamak, sektörün gerekleriyle ters gibi de sanki. Göz önünde olmayan bir hayat yaşıyorsun...
Bu sektörün gereklerinin ne olduğu da henüz tam belli değil aslında. Ama içinde bulunduğum iş onu gerektiriyor diye ilişkimi belirli şekillerde yaşayacak da değilim. Ben aslında hayatımı yaşıyorum; siz dışarıdan bakınca ona kariyer diyorsunuz. Evet, çok düzgün giden bir ilişkim var. Altan'la inişlerimiz, çıkışlarımız elbette oluyor ama bunu hep kendi içimizde yaşıyoruz. Çapkınlıklarıyla, serseriliğiyle tanınan bir adamla birlikte olsaydım; onun kendine göre riskleri olurdu elbet.

kalan karakter 1000

Kaan Aydın Kaan Aydın

Çok itici bi biscolata erkeği değil...

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır1
cevapla 08.04.2013 04:49

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.