X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hepimiz maskelerin arkasına gizlenmiyor muyuz?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hepimiz maskelerin arkasına gizlenmiyor muyuz?

  • Giriş Tarihi: 20.4.2013

Kurulduğu 2006 yılından bu yana 'Can Tarlası', 'Sürmanşet' ve 'Gagarin Sokağı' gibi iddialı oyunlar sahneye koyan İstanbul Halk Tiyatrosu; halen 'Alevli Günler' ve 'Bezirgan' isimli iki oyun sahneliyor. Dört sezondur devam eden 'Alevli Günler'; sezonun son temsillerini yaparken; 'Bezirgan' Kasım ayında başladığı sahne yolculuğunu sürdürüyor. 'Can Tarlası' dışında tüm oyunlarını seyrettiğim İstanbul Halk Tiyatrosu'nun son oyunu 'Bezirgan'ı yeni izleme fırsatı buldum. Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi'nde Nisan ayı olmasına rağmen salonu dolduran oyun; Fransız yazar Moliere'in 'Tartuffe' eserinin bir uyarlaması... Yönetmenliğini Yıldıray Şahinler'in üstlendiği oyunda; Cem Davran, Şebnem Bozoklu, Bahtiyar Engin ve Erkan Can'ın yanı sıra Faruk Akgören, Ali İl, Aytek Önal, Selin Yeninci ve Selim Can Yalçın rol alıyor. Şahinler, yakınlık kurabilelim diye oyunu Fransa'dan Balkanlar'a taşımış ve hatta orta oyunundan öğelerle zenginleştirmiş. Bu yüzden de maskeleri katmış oyuna. Maskelerin oyunda farklı bir metaforik anlamı daha var sahtecilikle gerçekçiliği ayırmamızı sağlayan... Hepimiz bazen maskelerin arkasına gizlenmiyor muyuz? Oyundaki bir replik de bu durumu gayet iyi özetliyor: "Yüze de, maskeye de aynı saygıyı mı göstereceğiz? Sahteyle gerçeği birbirinden ayıramayacak mıyız?"

AAA ERKAN CAN'MIŞ!
Oyun, yüzünde maske olan iki büklüm yaşlı bir teyzenin elinde bastonuyla söylene söylene merdivenlerden inmesiyle başlıyor. Teyze konuşuyor da konuşuyor... Evlerine gelen 'Bezirgan' isimli yabancıyı öve öve bitiremiyor; çok sevdiğinden falan bahsediyor. Sahne ortasına gelip maskesini kaldırdığı anda, salondan "Aa!" sesleri yükseliyor. Maskenin altındaki oyuncunun Erkan Can olduğu ortaya çıkıyor. Usta oyuncu; incelttiği sesi, başörtüsü, ojeleri ve topuklu ayakkabısıyla öyle bir büyükanne portresi çiziyor ki; maskesini kaldırmasa oyuncunun erkek olduğu anlaşılmayacak! Kadın kimliğiyle sahneye çıkan bir diğer oyuncu ise evin hizmetçisi 'Delile' rolüyle Bahtiyar Engin... Engin'in oyundaki performansıyla Afife Ödülleri ve Sadri Alışık Ödülleri'nden 'Yardımcı Dalda En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne aday olarak gösterildiğini de hatırlatmakta fayda var...

İKİ ROLDE OYNUYOR
Bundan 20 yıl önce aynı oyunda evin küçük oğlunu canlandıran Cem Davran, bu kez oyunda 'Bezirgan' ve 'Zikret' karakterlerine hayat veriyor. Birinin masumiyeti ve saflığı, diğerinin ise kindarlığı ve sahtekarlığı temsil ettiği iki karakterin altından başarıyla kalkan oyuncunun; bu yıl herhangi bir ödüle aday gösterilmemesi tuhaf. Davran'ın oyununa diğer rol arkadaşları da ayak uydurunca, seyri zevkli bir komedi çıkıyor. Hikaye ise şöyle; Zikret, bir ibadethanede dua sırasında görüp imanına şahit olduğu 'Bezirgan'ı evine ve himayesine alır. Onun çok dindar bir adam olduğuna inanır; ona aşırı bir saygı ve bağlılık gösterir. Aile üyelerinin tüm direnişine rağmen evini, malını, mülkünü ona bırakır, hatta kızını onunla evlendirmeye çalışır. 'Bezirgan'ın göründüğü gibi biri olmadığı ve maddi kazanç peşinde olan ahlaksız bir sahtekâr olduğu konusunda kendisini ikna etmeye çalışanlara inanmaz ve bildiğini okumaya devam eder. Karısı 'Elmira'nın düzenlediği bir kumpas sonrası 'Bezirgan'ın gerçek yüzünü görür ama artık çok geçtir...

GUL YABANİ ETKİSİ...
İlk perdenin sonunda görünen 'Bezirgan'; görüntü itibariyle bana 'Süt Kardeşler' filmindeki 'Gulyabani'yi hatırlattı. İlk başta bakmaya çekindiğiniz, baktıkça da suratından nefret ettiğiniz itici bir yüz ifadesi düşünün... Ağzından Allah'ın adını düşürmeyen sahtekar, dinsiz ve bir o kadar da çapkın bir adam imajı var 'Bezirgan'da. Kukla bile olsa gerçekçi... İkinci yarıyı neredeyse tamamen kuklayla oynayan Cem Davran, zor bir iş başarıyor. Tek bedende iki karaktere hayat veren oyuncu, kuklayı konuşturduğu zaman bambaşka bir ruh haline ve ses rengine bürünüyor. Davran'ın kukla oynatırken çok keyif aldığı rahat tavırlarından ve kuklaya hakimiyetinden açıkça belli oluyor. Sanatçının sahnede kuklayı oynattığını görsek de; Davran, mimikleriyle Bezirgan'a odaklanmamızı sağlıyor. Benim gibi birçok kişinin, Davran'a değil de konuşturduğu kuklaya baktığını itiraf etmeliyim... "Davran, oyunda kukla oynatmak yerine kostüm giyip peruk taksaydı, yine aynı etkiyi yaratır mıydı?" diye soracak olursanız, oyunun sonundaki sürprizi beklemelisiniz...

BİLEKLERİNİ İNCİTMİŞ
Ünlü oyuncu; iki eliyle kukla oynatmanın çok zor olduğunu söylüyor. "Oyundan sonra kollarımı kaldıracak halim olmuyor" diyen Davran, kuklanın ağırlığının bileklerine zarar verdiğini ve sol elinde olan kuklayı sağ eline geçirmek zorunda kaldığını söylüyor. "Kadının içinde iki pençe vardır. Biri arzu pençesi, diğeri iffet pençesi" diyerek arzulu ve iffetli kadın rolüne bürünen Şebnem Bozoklu ile evin kızı 'Meryem' rolündeki genç oyuncu Selin Yeninci de alkışı hak ediyor. Oyundaki maske tasarımları Seda Candan Balaban'a, kostümler ise Duygu Türkekul'a ait. Her dinden simgelerin yer aldığı sahne tasarımında ise Barış Dinçel'in imzası var.

NEDEN 'BEZİRGAN'
Oyunun orijinal ismi olan 'Tartuffe'; bu oyun sayesinde çağdaş Fransızca'ya yerleşmiş bir kelime. 'Tartuffe'; hak etmediği bir kazancı elde etmeye çalışan kişi anlamında kullanılıyor. Farsça olan 'Bezirgan' da sözlük anlamı olarak 'Tartuffe'ye karşılık geliyor. Oyundaki baş karakter de zaten bir din bezirganı.

DOĞAÇLAMALARIYLA GÜLDÜRÜYOR
Oyunda Cem Davran; tam anlamıyla formundaydı... Yaptığı doğaçlamalarla sadece seyirciyi değil, oyuncu arkadaşlarını da güldürdü. Davran, kendisini gerçekleri görmesi konusunda sürekli uyaran kayınbiraderi rolündeki Faruk Akgören'e takıldı: "İkimiz de aynı parayı alıyoruz. İki cümleyle oyunu bitirdin, bir de bana bak!"

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.