X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Aşk hayatım 10 üzerinden 0!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Aşk hayatım 10 üzerinden 0!

  • Giriş Tarihi: 12.5.2013

Karnesindeki tek kırık, aşktan... Yoksa diğer konularda fevkalade başarılı bir öğrenci. Ses, sahne, mutluluk, huzur; hepsinde yıldızlı pekiyisi var. Ziynet Sali'den bahsediyorum. Bu hafta piyasada olacak konser DVD'si 'Bir Akdeniz Rüyası' öncesi kendisini, burada imtihana çekiyor...

Röportaja gitmeden önce; karşıma çıkacak insanla ilgili ne var, ne yok okumayı severim. Röportajlar, videolar, forumlara yazılan okur yorumları da buna dahil. Ziynet Sali'yle buluşmadan önce aldığım notlar birkaç ortak paydada birleşiyor; müthiş ses, güzel kadın, canlı performansta bir numara, Kıbrıs'ı daha da bir sevme nedeni... İtiraf edeyim; bugüne kadar televizyon programları haricinde kendisini canlı dinlemişliğim veya izlemişliğim yoktu. Ama kanlı canlı karşıma oturduğu zaman nasıl bir insan olduğunu anlamam için onunla beş dakika geçirmem yetti. Detaylarını zaten alt satırlarda okuyacaksınız ama ben ipucu vermiş olayım: Ziynet Sali; fevkalade enerjik, en az o kadar samimi, müthiş güzel gülen, bir o kadar dobra ve ne olduğunun farkında bir kadın... Tüm bunları alt alta yazdığınızda, ortaya çıkan profilin son derece iyi olduğunun farkındayım. Şimdi o Ziynet Sali profilini aklınızın bir yerinde tutun ve röportajı okumaya başlayın. Bu röportaj bittiğinde onu daha fazla seveceğinize bahse girerim. Nesine?

ADALI OLMAK BİR ZENGİNLİKTİR

Siz Kıbrıslılar bizi sevmiyor musunuz gerçekten?
Bu, hep konuşulur ama nereden çıktığını gerçekten bilmiyorum. Aksine, bırakın sevmemeyi; Kıbrıs'ta, Türk ordusu gelmeseydi biz yoktuk diye düşünülür hep. Aksini düşünen varsa da kınarım.
Adalı olmanın özel bir yanı var mı? Yaşamını, müziğini çok etkiledi mi bu durum?
Kesinlikle var. Kıbrıslı olmanın başlı başına bir zenginlik olduğunu düşünüyorum. Anadolu var, Osmanlı var, Roma var, İngiliz var... Birçok kültürün karışımı orası ve bunların hepsinin ruhunu çok iyi korumayı bilmiş bir coğrafya. Benim müzikal yolculuğum da bu temel üzerine kurulu.
Coğrafya itibariyle dış etkilere kapalı oluyor mu ada hayatı?
Aksine; Kıbrıs dış dünyaya çok açık bir coğrafyadır. Ben küçükken bir yandan Michael Jackson ve Madonna, diğer yandan Edip Akbayram, Orhan Gencebay ve Barış Manço dinliyordum. Bizim oralar kendini dış dünyaya hiç kapatmaz. Rock da dinleriz, türkü de. Protest tarafımız da vardır bizim.

ER MEYDANI SAHNEDİR

Uzun süre sahne programı yaptın. Yurt dışından bir misafirin gelse ve imkanın olsa; kimi canlı dinletmeden geri göndermezsin?
Kenan Doğulu, Sezen Aksu ve Tarkan. Tabii bunların haricinde de isimler olabilir ama benim ilk üçüm budur. Bir de kendimi dinletirim; o kadar yol gelmiş insanlar, Ziynet Sali dinlemeden mi gitsin!
Sen gerçi ikisini de yapıyorsun ama sahne sanatçısı olmakla albüm sanatçısı olmak çok farklı şeyler. Hangisini daha çok seviyorsun?
İkisi çok farklı şeyler. Ben sahnede büyüdüm, oraya daha alışığım. Sahne zordur, işin matematiğini bilmen gerekir. Ben stüdyoya ilk girdiğimde çok zorlanmıştım; sesimi ilk duyduğumda hiç sevmemiştim. Zaten teknolojiyi mümkün olduğunca az kullanmaya çalışırım.

ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORDUM

Sende ses var ama... Ya sesi olmayanlar ne yapsın?
Sesi olmayan da albüm yapmasın. Teknoloji çıktı, mertlik bozuldu. Bu işin er meydanı sahnedir.
15 yıl önceki Ziynet olarak cevapla bu soruyu; şu anda bulunduğun yer hayalin miydi?
Hayallerimin hepsi müzikle ilgiliydi tabii. Ama konservatuvara gelirken amacım müzik öğretmeni olmaktı. Okulumu bitirip, memleketime dönüp öğretmen olacaktım. Ama kader ağlarını o zaman örmüş demek ki. Mezun olduğumuzda bütün arkadaşlarımın tayini çıktı, benimki çıkmadı. Okuldayken de grubumuz vardı ve sahneye çıkıyorduk. Öğretmenlik planı suya düşünce, sahneye devam etme kararı aldım ve bugüne geldim. Sen hayatı planlarsın ama o kendi ne istiyorsa onu yaşatır sana.
Biri hariç tüm albümlerini senden geri alacak olsalar, hangisinin kalmasını isterdin?
'Herkes Evine'. O albüm benim dönüm noktamdır. O albüme kadar hep Türkçe- Yunanca bir repertuvarla var olmuştum. O albümle beraber daha planlı ve sistematik olarak müzik yolculuğumu şekillendirme şansım oldu.
Seni en iyi anlattığını düşündüğün şarkı hangisi?
'Yakarım Roma'yı da Yakarım'.
Böyle mesajlar verirsen aşkı bulamazsın...
Ne yapayım peki? Karmakarışık olduğumu söylemiştim sana. Önce benim kendimi çözmem lazım zaten. Ama Türk sanat müziğinden seçme şansım olsaydı, kesinlikle 'Avuçlarımda Hâlâ Sıcaklığın Var' şarkısını şeçerdim. Konservatuvara girdiğim şarkıdır o; bende yeri çok ayrıdır.
Bu hayattan ne öğrendin?
Bu hayat bana çalışıp mücadele ettiğim sürece her şeyi elde edebileceğimi öğretti. Hayata tutkuyla bağlanırsan; o da sana bağlanıyor ve istediklerini veriyor.
Peki erkeklerden ne öğrendin?
Bu hayatta erkekler bana tek bir şey öğretti; fazla sıkmayacaksın. Erkekler kuş gibi; fazla sıktığın zaman ölüyor, bırakırsan uçuyor. Ben henüz bu balansı yakalayacağım bir partner bulamadım ama inşallah bulurum.
Daha ne kadar süre şarkı söylemek istiyorsun?
Valla ömrüm el verdiğince söylemek istiyorum; güçlenerek, güzelleşerek söylemek... Sadece ara sıra ruhsal olarak çok yorulduğumda böyle evimin kadını olmayı da düşünmüyor değilim ama çok kısa sürüyor o ruh halleri.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.