X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Tiyatro sahnesinde Şebnem'den kime ne!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Tiyatro sahnesinde Şebnem'den kime ne!

  • Giriş Tarihi: 21.5.2013

Rol aldığı dizilerle dikkat çeken ödüllü oyuncu Şebnem Hassanisoughi: Oynadığım karaktere kendimden çok şey katmam; Şebnem'den kime ne! Ne ekranda, ne de tiyatroda gerçek hayattaki Şebnem'in yeri yok

Herkes onu 'Kayıp Şehir' dizisinin 'Zeynep'i ya da 'Tatar Ramazan' dizisinin 'Güzide'si olarak tanısa da; Şebnem Hassanisoughi aslında tiyatro sahnelerinin tozunu yutmuş başarılı bir oyuncu. Hatta rol aldığı 'Geriye Kalan' filmi ile Uluslararası İzmir Film Festivali'nden 'En İyi Kadın Oyuncu' ödülü bile var. Başarılı aktrist; Esquire dergisinden Seda Karan'a, hayatı ve oyunculuğuyla ilgili konuştu:
Babam, İran kökenli bir ailenin ferdi. Annemin mesleği nedeniyle birçok kez şehir değiştirdik. Oyuncu olmaya karar verdikten sonra Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı sınavlarına girdim. Ardından da Kadir Has Üniversitesi'nde drama üzerine yüksek lisans yaptım.

'TATAR RAMAZAN' FARKLI BİR İŞ
'Kayıp Şehir'in ilk yönetmeni Cevdet Mercan, daha sonra yönetmenlik koltuğunu Nisan Akman'a devrederek projeden ayrılmıştı. Bir süre sonra yeni projesi 'Tatar Ramazan'ı çekmeye başladı. Bizim proje bitince, beni de diziye dahil etmek istedi. Konuştuk ve kadroya girdim.
'Tatar Ramazan'; bildiğimiz, Kadir İnanır'ın yer aldığı 'Tatar Ramazan' gibi bir proje değil. Farklı birçok öyküden oluşacak bir proje bu. 1955'li yıllarda geçen bir dönem dizisi... Ben de bu dizide; 'Güzide' adlı, son derece girişken bir kadını canlandırıyorum.

ÖZGÜRLÜĞÜME DÜŞKÜNÜM
Geçen yıl, Uluslararası İzmir Film Festivali'nde; 'Geriye Kalan' adlı sinema filmiyle 'En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü aldım. Aslında bu şöyle bir şey; ödül almak için bir şey yapmıyorsunuz ama sonucunda bir ödül kazanıyorsunuz. Birbirinden farklı duyguları bir arada yaşamak güzel bir şey.
Canlandırdığım karaktere kendimden çok şey katmam. Açıkçası, ne ekranda ne de tiyatro sahnesinde, gerçek hayattaki Şebnem'in bir yeri olmadığını düşünüyorum. 'Şebnem'den kime ne!' diye düşünüyorum demek daha doğru olur.
Özel hayatımda özgürlüğüme inanılmaz düşkünümdür. Özgürlüğün tanımı; kimine göre uçaktan paraşütle atlamak ya da bir yerden bungee jumping yapmak olabilir ama bana bunun gibi şeyler, özgürlük ya da çılgınlık gibi gelmiyor. Kalp çarpıntısı yaratan ve heyecan veren şeyler kolay geliyor. Hani ne bileyim, hiçbir şeyi, hiç kimseyi umursamadan ve hiç kimseye bir şey söylemeden bir anda çıkıp gidebilmektir bence çılgınlık. Bu, başıma gelirse hoşuma gider mi diye sorarsan; bir yandan "Helal olsun" derim, bir yandan da kızarım sanırım.

DİSİPLİN SIKICI GELİYOR
Çok disiplinli ve çalışkanımdır. Severek ve isteyerek içinde bulunduğum bir proje olursa, o işe yoğunlaşmaktan kendimi alamam. Ancak genellersek, disiplinli değilimdir. Hayatınızın her alanında disiplinli olmak, biraz sıkıcı geliyor.
Bugüne kadar herhangi bir batıl inancım yoktu ama nereden, ne zaman çıktığını bilemediğim yeni bir huyum gelişti; bir şey konuşurken, kendimi tahtaya vururken buluyorum. Ama nazara inanırım. Daha doğrusu; gözlerin ve kötü bakışların nazarına inanıyorum.

10 AYDIR SEVGİLİM VAR

Özel hayatımda 10 aydır birlikte olduğum bir sevgilim var ve onunla vakit geçirmekten çok mutlu oluyorum. Beni, karşı cinsin sadece tipi değil de karakteriyle birlikte bütün özellikleri çekiyor. Mesela eskiden "Sarışın biriyle hayatta birlikte olamam, etkilenmem" derdim; sevgilim, sarışın! Yani büyük konuşmamak lazım. Benim için birlikte eğlenebilmek çok önemli.