X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Konserlerim ibadet gibi hep birlikte arınıyoruz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Konserlerim ibadet gibi hep birlikte arınıyoruz

  • Giriş Tarihi: 12.8.2013

16 Ağustos'ta Harbiye Açıkhava'da konser vermeye hazırlanan Erol Evgin: Konserleri toplu eğlence olarak görüyorum; seyirciyle birlikte yükseliyor, adeta ibadet eder gibi arınıp yıkanıyoruz

Sanatçı Erol Evgin, Turkcell Yıldızlı Geceler kapsamında 16 Ağustos'ta Harbiye Açıkhava'da konser verecek. 'İşte Öyle Bir Şey', 'Sevdan Olmasa' ve 'Bir de Bana Sor' gibi unutulmaz şarkılarını sevenleriyle birlikte söyleyecek olan Evgin, 44 yıllık sanat hayatında verdiği sayısız konserlerine bir yenisini daha ekleyeceği için heyecanlı olduğunu söylüyor. Ünlü sanatçıyla "Kaçış noktam" dediği Polonezköy'deki çiftlik evinde bir araya geldik ve konser detaylarını konuştuk...
16 Ağustos'taki 'Yıldızlı Geceler', kaçıncı konseriniz olacak?
Kesin rakamı bilmiyorum ama bini geçti. 1970'li yıllarda; 10 Kasım'lar hariç, neredeyse 364 gün Maksim, Caddebostan ve Köşk isimli gazinolarda sahneye çıkardık. Bunları da düşünürsek, sayı 10 binleri bulur.
16 Ağustos'taki konserinizde izleyicileriniz için nasıl sürprizler hazırladınız?
Daha önce Nefise Karatay ve Zeynep Beşerler'i sahneye çıkartıp şarkı söyletmiştim. 16 Ağustos'ta yine sürpriz bir konuğum olacak. Şarkıcı kimliğiyle tanınan biri değil; şimdilik ismini söylemeyeceğim. Sahnede bana, 30 kişilik bir orkestra eşlik edecek. Ayrıca Devlet Opera ve Balesi'nden Canan Şabalak danslarıyla konsere renk katacak.
Size 'hayır' diyecek kimse yoktur herhalde... Bu etkiyi nasıl yarattınız?
Yaptığım işi çok seviyorum; beni sevenler bunu çok iyi biliyor. Onların sevgisini hak etmek için çabalıyorum. O sevgiyi sürdürmek çok daha zor ve önemli. Bu güveni boşa çıkarmadığımı görmek, hayal kırıklığı yaşatmadığımı bilmek çok güzel.

HER TARZDA ŞARKI SÖYLERİM

'Erol Evgin tarzı'nın dışına çıkacak mısınız? Konserlerimde hareket alanım geniştir. Her tarzdan şarkılar söyleyebiliyorum. 40 yıldır anılara fon müziği olmuş Melih Kibar-Çiğdem Talu şarkılarının yanı sıra yeni şarkılarımı da seslendiriyorum konserlerimde. Bu sefer de öyle olacak.
Bazı sanatçılar konserlerde sadece şarkılarını söylemeyi tercih ediyor; konuşmayı, sohbet etmeyi sevmiyor. Siz, seyirciyle sohbet etmeyi seviyorsunuz, değil mi?
Ben seyirciyle paylaşımda bulunmayı seviyorum. Anılarımı anlatıp şakalar ve espriler yapıyorum; hep beraber gülüyoruz. Konserleri toplu eğlence olarak görüyorum; seyirciyle birlikte yükseldiğimizi, adeta ibadet eder gibi arınıp yıkandığımızı düşünüyorum. Bir konsere gittiğimde; albümdekinin ötesinde bir şey görmek, duymak isterim. Bu nedenle kendi konserlerimde de özenli davranırım. Sevenlerimle birlikte yaklaşık üç saat süren bir yolculuğa çıkıyoruz.
Bu yolculuğa hazırlık nasıl geçiyor peki?
Çok heyecanlı... Şafak sayan asker gibi konser gününü bekliyorum. Her sene büyük bir hevesle atılıyorum; ondan sonra "Ne yaptım ben?" diyorum. Çok ciddi bir hazırlık sürecine giriyoruz. Repertuvar çalışmaları, okuma provalarının yanı sıra anlatacağım anekdotlarımı gözden geçiriyorum.
Bir konser gününüz nasıl geçer?
Konser günü uykumu iyi alırım, iyi dinlenirim. Asabi veya gergin olmam; her zamanki gibi neşeli olurum. Öğlen et yerim çünkü uzun saatler midede kalıyor ve tok tutuyor insanı. Öğleden sonra konser alanına gidip sound check yaparım. Birçok sanatçımız bunu vokaline yaptırır; bence bu çok yanlış. Ben bizzat kendim gider yaparım; mekanın her noktasında sesin homojen olmasına çok dikkat ederim. Çünkü seyirci sahnede olanları iyi duymadığı zaman kendi arasında konuşup sahneden kopar. Seyircinin kopmaması için ses çok önemli.
Sahneye çıkmadan uyguladığınız bir ritüel var mı?
Son dakika moralimi bozacak şey duymamak için kuliste telefonları açmamaya özen gösteririm. Sahneye çıkarken "Allah'ım beni utandırma" diye de dua ederim, torunlarımı hatırlarım. Onun dışında totem tabir edilen uğurlarım falan yok.
Peki nasıl bir yaz sezonu geçirdiniz?
İzmir Karşıyaka Açıkhava Tiyatrosu'nda ve Kıbrıs Yavuz Çıkarma Plajı'nda konserler verdim. İstanbul Açıkhava konserinin hazırlıklarını sürdürdüm. NTV için bayram özel solo konser programı çektik. Sonbaharda çıkacak single ile yılbaşına hazırladığım albüm için şarkı seçimleri yaptım. Yazın sıcak günlerinde biraz da yüzerek form tuttum.

STİLİMİ ÇOK ERKEN YAŞLARDA BULDUM
Başarınızın sırrı nedir?
Ben stilimi erken buldum ve onu hiç değiştirmedim. Stilimi, içtenlik ve samimiyetten yola çıkarak oluşturdum; konuşma sesime en yakın şekilde şarkı söyledim. Arayış içinde olmadığımdan, yol almak için vakit kaybetmedim. Modaya uygun davranmadım. Bunun da çok avantajını yaşadım. Çünkü Türkiye'de sanat yapmak, kendini kabul ettirmek zordur.
Neden?
Türkiye'nin lokasyonu belli; dünya piyasasıyla ilişkimiz çok zayıf.

MESLEĞE KÜSTÜĞÜM ZAMANLAR OLDU
44 yılınızı bu işe vermiş bir sanatçı olarak, tükenmişlik sendromuna kapıldığınızı hissettiğiniz oldu mu?
Hayır, tükenmişlik sendromuna yakalandığımı hissettiğim anlar olmadı ama zaman zaman küskünlükler oldu. Bazen yaptığınız iş seyirciye geçmiyor, hata yapabiliyorsunuz. Hata yapmadığınızda da 'Beni anlamıyorlar' diye dert ediniyorsunuz. İçinize çekilip küsüyorsunuz. O zamanlarda başka işlerle meşgul olmak gerekiyor. Ben de bunları yaşadım ve kabuğuma çekildiğim dönemlerim oldu.

TV ŞOVU YAPTIM

Küskünlük yaşayıp kabuğunuza çekildiğiniz o dönemlerde unutulma endişesi yaşadınız mı?
O dönemlerde mimarlık ve resimle ilgilendim ama hayatımın merkezinde her zaman müzik oldu. Popüleritemin zayıfladığı dönemlerde yanıma gelip "Erkin Koray mı?", "Erol Büyükburç, değil mi?" diye sorduklarında, TV şovu yapma zamanım geldiğini anlıyorum. Sahnede olmadığım zaman TV programları yaptım. Bir şekilde hep Erol Evgin ismini yukarıda tutmayı başardım.
Siz de dünya starı olurdunuz...
Dünya starı olamamış ama bunu hak etmiş çok sanatçı var. Pop müziğin patladığı yıllarda biz de, Avrupalı meslektaşlarımızla aynı sahneleri paylaşmak isterdik. O dönemde Türk parasını koruma kanunu vardı. Demir perde ülkesi gibi her şeyi zorlukla yaptık.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.