X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yok böyle bir komedi!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yok böyle bir komedi!

  • Giriş Tarihi: 17.8.2013

Geçtiğimiz haftalarda 'Yeni sezonda birbirinden iddialı oyunlar bizi bekliyor' diye yazmıştım. Herkesi heyecanlandıran oyunların başında; Yıldız Kenter ile Haldun Dormen'i 60 yıllık sanat hayatlarında ilk kez bir araya getirecek 'Yıldız ile Haldun' ve Aydan Şener ile İlhan Şeşen'i aynı sahnede buluşturacak olan 'Bana Esmeyi Anlat' adlı oyunlar geliyor. Bu oyunlar, Hakan Altıner'in genel sanat yönetmenliğini üstlendiği Tiyatro Kedi çatısı altında seyirciyle buluşmak için gün sayarken, 'Yok Böyle Bir Kız' adlı iddialı oyun da şu sıralar provalarını sürdürüyor. Tiyatro Kedi'nin geçen sezon sahneye koyduğu oyun, yenilenen kadrosuyla bol kahkaha vâdediyor. 'Yok Böyle Bir Kız'ın kadrosunda, Tiyatro Kedi'nin genç ve dinamik ekibi yer alıyor. Bu isimler; Pamela Spence, Gamze Topuz, Yunus Günçe ve Suat Güzey... Oyunun yönetmenliğini ise 'Türk Malı' dizisinin 'Ezgi'si olarak tanınan Damla Cercisoğlu üstleniyor. Cercisoğlu oyunu; ünlü yönetmen Elia Kazan'ın oyuncu torunu Zoe Kazan'ın hem yazıp, hem başrolünü oynadığı 'Ruby Sparks-Hayalimdeki Aşk' adlı filmden uyarlamış. Hayalindeki kızı bir gün aniden karşısında bulan genç bir yazarın, yarattığı karakterle olan aşkını anlatan oyunun, geçen hafta Black Out Sahnesi'nde yapılan provalarını izledim. İzlenimlerime geçmeden önce, Black Out Sahnesi'nin tadilatta olduğunu ve yeni sezon için 200 seyirci kapasiteli, çok amaçlı bir salona dönüştürüldüğünü belirteyim. Bu yüzden oyuncular, Black Out'un bulunduğu AVM'de boş bir alanda prova yapıyor. Ekipte herkes enerjik ve çok neşeli... Onların bu enerjisi oyuna da yansıyor. Yunus Günçe'nin sorunlu yazar 'Ozan' rolündeki performansını ve Gamze Topuz'un 'hayali kız' ile tüm ödüllere göz kırpan bir oyunculuk sergilediğini görünce, oyunun sahneleneceği 13 Eylül'ü iple çeker oldum.

TEKNİK DİREKTÖR GİBİ
Genel Sanat Yönetmeni Hakan Altıner, yılların deneyimini oyuncularına gayet iyi iletiyor. Altıner, ince rötuşlarla oyuncuya müthiş yollar açıyor ve onların içindeki enerjinin dışarı çıkmasına yardımcı oluyor. Oyuncular performans sergilerken, Altıner de saha kenarındaki teknik direktör gibi 'o anı' yaşıyor ve oyunculardan da onu yaşatmasını istiyor. Tabii bunu çok samimi ve sakin bir üslupla, öğrencisi Cercisoğlu'nun yönetmenliğini ezmeden yapıyor. Genç yönetmen, "Daha önce böyle bir şey yapılmadı" dediği ve bir nevi 'bilimkurgu' olarak tabir ettiği oyuna çok güveniyor. Cercisoğlu, oyunu sahnelemeye nasıl karar verdiğini şöyle anlattı: "Filmi izledim ve çok etkilendim. Tiyatroda böyle bir dünya yaratmak istedim ve hemen Hakan Hoca'ma koştum. Bugüne kadar hiç yapılmamış bir tiyatro tarzı bu. Anlattığı şey, aslında tiyatro diliyle anlatılabilecek bir şey değil. Çünkü yoktan bir kız var etmek, hakikaten ütopik bir iş. Ben bilinen bir şeye sığınmak istemedim ve risk aldım. Hakan Hocam da bana inandı ve güvendi. Biz yarattığımız bu tarzla seyirciyi ikna etmeyi başaracağımıza inanıyoruz. Oyun bittiğinde seyircinin gözünden, gülmekten yaş gelecek. Kafasında ise 'Bu kız gerçek mi, değil mi? Bunların hepsi oldu mu, yoksa bunlar bir rüya mı?' gibi sorular olacak." "Hepimiz aşık oluyor, ardından da aşık olduğumuz kişiyi var gücümüzle değiştirmeye çalışıyoruz. Peki ya gerçekten değiştirebilseydik? Tatmin olur muyduk?" ya da "Olmasını istediğimiz ve değiştirmeye çalıştığımız kişi değiştiğinde mutlu olur muyuz?" sorularına yanıt arayan oyun, 'insanları olduğu gibi kabul etmeliyiz' düşüncesinin altını çiziyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.