X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Boğaz'ın gizli kalmış köyleri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Boğaz'ın gizli kalmış köyleri

  • Giriş Tarihi: 7.9.2013

İstanbul'un kaosundan kurtulmak için çok uzaklara gitmenize gerek yok. Touch İstanbul dergisi, şehre sadece birkaç kilometre mesafede bulunan, kır kahveleri ve plajlarıyla sakin bir kaçış noktası olan köyleri derledi

RUMELİ FENERİ
İstanbul Boğazı, tüm güzelliğinin yanı sıra içinde büyük bir gizemi de barındırıyor. Bu gizemi yaratan; hiç el değmemiş, doğasını korumuş, sakin insanların kendi dünyalarında yaşadığı birkaç köy... Otomobille Boğaz trafiğinde ilerlerken; birkaç virajı döndükten sonra kendinizi bu dünyanın içinde buluveriyorsunuz. İşte İstanbul'un hâlâ bakir kalabilmiş, trafik karmaşasından uzakta ve denizin cam gibi şeffaf olduğu noktalarından; Rumeli Kavağı, Anadolu Feneri, Rumeli Feneri ve Garipçe hakkında bilmeniz gerekenler...

GARİPÇE
BİR GÜNLÜK CENNET KÖŞESİ
Kendi halinde ama çok güzel bir köy Garipçe... Küçük sahili ve sakinlik içinde yaşayan insanları ile birkaç saatliğine bile olsa kaçabileceğiniz bir cennet... Garipçe'ye gitmişken, köyün en ünlü restoranı Aydın Balık'a uğramadan dönmek de olmaz... Hafta sonlarında sabah kahvaltılarının da büyük rağbet gördüğü mekan, o kadar güzel bir lokasyonda kurulmuş ki, burayı es geçmeniz zaten imkansız.

BAKLAVASI PARMAK ISIRTIYOR
İçki satışı olmayan restoran; önceden yıllarca çay bahçesi olarak hizmet vermiş. Ardından bu güzel mekan, bir balık restoranına dönüştürülmüş. Deniz ürünlerinin yanı sıra, Gürcistanlı bir hanım tarafından yapılan baklava da parmak ısırtan cinsten.

ANADOLU FENERİ
ASYA'DAN PARLAYAN IŞIK
Tepelerinden denize bakmak ayrı keyif, sahiline inerek denizine adım atmak ayrı... Anadolu Feneri; Rumeli Feneri'ne tam karşı kıyıdan bakıyor. Fakat oraya göre daha sade, daha sakin ve daha bakir. Anadolu Kavağı'na doğru ilerlerken, yolda ne bir toplu konut görüyorsunuz, ne de büyük bir sosyal tesis... Topu topu birkaç şık ev ve yamacın kenarında konumlanmış tek tük çay bahçesi... Gerisi sadece orman... Fener'e vardığınızda; ufacık bir köy kahvesi dikkatinizi çekiyor. O kadar sessiz ve sakin ki, burayı terk edilmiş sanırsınız. Tepenin muhteşem bir manzarası var. Fener tüm ihtişamıyla karşınızda duruyor, yanında ise yüzyıllık tarihi bir cami var. Tertemiz denizde yüzmek de ayrı bir keyif...

RUMELİ KAVAĞI
SARIYER'İN SONUNDAKİ HUZUR

Sahilde sıralanan birkaç restoran, bir iskele, kayıklarını sıralamış balıkçılar, banklarda oturanlar ve denize giren çocuklar... Deniz, turkuvaz bir taş gibi parlıyor Rumeli Kavağı'nda. Kendinizi başka bir ülkenin sahilinde sanıyorsunuz. Yamaçlarda, denize bakan evler dikkatinizi çekiyor. Rumeli Kavağı'nın tepelerine ağaçlarla kaplı yollarla çıkılıyor. Sahil kısmında ise iki plaj var. Plajların birinden herkes faydalanabiliyor, diğeri ise sadece kadınlara hizmet veriyor. Bu hat üzerindeki köylere baktığınızda; Kavak Köyü şehrin kalabalığına en yakın olanı. Dikkat çeken mekanı ise; Ayder isimli balıkçı... Onu Ayder Latife takip ediyor. Bu iki mekan; Rumeli Kavağı'nın en bilindik iki yeri haline gelmiş. Sabahın erken saatlerinden gece yarısına kadar, her iki yerde de rahatlıkla vakit geçirebilirsiniz. Elbette hafta sonları çok kalabalık oluyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.