X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kızıma zarar vereni gırtlaklarım!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kızıma zarar vereni gırtlaklarım!

  • Giriş Tarihi: 20.10.2013

Hülya Avşar, kızı Zehra ile beraber bayram tatili için dört günlüğüne Londra'ya gitti. Sokaklarda özgürlüğün tadını çıkaran Avşar, GÜNAYDIN'A; özel hayatının yanı sıra pek çok konuda itiraflarda bulundu!

Uzun yıllardır tanıdığım Hülya Avşar'la Londra sokaklarında karşılaşsam, elbette önce birlikte kahve içerim; sonra eski çocukluk fotoğraflarına bakarım... Ve şu sıralar kızı Zehra'nın üzerine yoğunlaşan haberleri konuşurum... Karşımda hâlâ şöhrete dil çıkartan ama Zehra dendiği zaman hayatın pestilini çıkartan bir anne duruyorsa, ben de bu anneye şapka çıkartırım... 'İsabet etmek istiyorsan hata yap' diye bir söz vardır... Hülya Avşar bu sözün arkasında duran bir anne olarak, "Zehra benim çocuğum. Hata da yapacak, yanlışları da olacak. Ama benim kızım benim haberim olmadan bir şey yapmadığına göre, kimse yargıçlık da yapmayacak" derken ben, "Çocuğunun üzerine kanatlanmış anne resmi size çok yakışıyor" dedim. Kızı Zehra'nın tüm yazı ders çalışarak geçirdiğini söyleyen Avşar, bayram tatilini fırsat bilip kızıyla birlikte Londra'nın yolunu tuttu.

LONDRA'DA İKİNCİ EVİ ALIYOR

Gözlerden uzakta, sakin bir tatil geçiren anne-kız ile Londra'da buluştuk. Bu kente dört günlüğüne giden Avşar'ın, aynı zamanda çok sevdiği Knigtsbridge semtinde bir arkadaşının önerdiği satılık, bahçeli bir eve de baktığını öğrendim. Emlakçıyla anlaşırsa Londra'daki ikinci evini de alacak olan Avşar, "Belki Zehra okula gittiğinde ona göz kulak olurum, ben de burada otururum" diyor ve kahkahayı patlatıyor! Londra'nın yeni gökdelenler semti Canary Wharf Peninsula'da yıllar önce bir ev satın alan Avşar, bugüne kadar evde arkadaşlarının İngiltere'de okuyan çocuklarının kaldığını söylüyor. Avşar, bayram tatilinde bu evini Norveçli bir kadına kiraya vermiş. Avşar, Londra'yla aralarındaki bağı ise şöyle anlatıyor: "Ben burada oturmak istemiyorum aslında; Zehra burada okursa, o oturur diye düşündüm. Zehra, Londra'yı çok seviyor. Onu iki müzikale götürdüm; biri 'Phantom of the Opera' ve 'Les Miserables'... Londra benim de, kızımın da ufkunu açıyor. Çok seviyorum, her fırsatta geliyorum." Bir yandan müzikaller, bir yandan alışveriş... Anne-kız kendilerini sokaklara atıp kafalarını boşaltıyor.

CADDELERDE KAYBOLDUK

Hülya Avşar'la birlikte, Londra Fashion Week ile BFI Londra Film Festivali'nin kalabalığı ve hareketliliği içinde kaybolduk. Ardından Londra'nın popüler restoranlarından Cecconi's'e gittik ve sohbetimizi orada sürdürdük. Sohbete başlarken dayanamayıp söyledim: "Gençler size kızıyor, dalga geçiyor. Genç sanatçılar örnek alıyor veya eleştiriyor. Yine de kimse sizden vazgeçemiyor." Bir işadamı holdingini nasıl yönetiyorsa, Avşar da kendisini öyle yönetiyor. Etrafında danışmanlığını yapan 10 kişi var. Herkes Avşar'ın onlar tarafından yönetildiğini zannediyor; oysa 10 kişiyi o yönetiyor. Siyaset, magazin, sanat, spor... Onun her konuda söyleyeceği bir şey var. Gezi Parkı olaylarında da Başbakan'ın yanına giden ilk oydu. Hiçbir konuda sözünü esirgemiyor. Avşar'a; "Ben anlatırken yoruldum, siz bunları yaşarken yorulmuyor musunuz?" diye sordum. Uzun uzun "Yoo, yorulmuyorum" deyip ekledi: "Çok düzenli ve disiplinli yaşıyorum. Aslında hayatımda kendimle ilgili çözemediğim tek konu bu. Herkes bunları hesaplı kitaplı yaptığımı zannediyor, oysa hayatım çok doğal gelişiyor. Gerçek hayatta oynamıyorum. 'Ben sanatçıyım, politikaya karışmayayım' demiyorum veya 'Ben sporcu değilim, spor konuşmayayım' demiyorum. İnsansam, insan gibi davranıyorum. Mesela Gezi Parkı olayları; mutlaka elimi taşın altına koyarım. 'Ben paramı kazandım, artık bu saatten sonra bana ne yaa!' diyemiyorum. Sohbetimiz ilerliyor... İşte Avşar'ın sorularıma verdiği içten yanıtlar…

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.