X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çirkini oynamak daha eğlenceli
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çirkini oynamak daha eğlenceli

  • Giriş Tarihi: 20.11.2013

'Hükümet Kadın 2' filminde rol alan Gülhan Tekin, çirkini oynamanın daha eğlenceli olduğunu söylüyor: Çirkini oynamak, bir şeyin arkasına saklanmak ve kamufle olmak gibi... O yüzden ben çok eğlendim

BKM'nin 'Çok Güzel Hareketler Bunlar' adlı programıyla tanınan Gülhan Tekin, bugünlerde 'Hükümet Kadın 2' filminde canlandırdığı 'Fehime' karakteriyle adından söz ettiriyor. Serinin ilk filminde de rol alan ve yarattığı tiplemenin sevilmesiyle ikinci filmde rolü daha da artırılan Tekin, başarılı performansıyla ustası Demet Akbağ'dan rol çalıyor. Gülhan Tekin'le oyunculuk macerasını ve özel hayatını konuştuk...
'Hükümet Kadın' filminin ikincisinin çekileceğini öğrendiğinizde ne hissettiniz?
Aslında bizim için sürpriz olmadı. Çünkü film vizyona girdikten sonra gelen ilk üç günlük raporlar çok iyiydi. İkinci filmin çekileceğini öğrendiğimizde şaşırmadık.
Bu filmin gişesi sizce kaç olur?
İlk film 1.5 milyon civarıydı. Bu filmi 2 milyon kişinin izleyeceğini düşünüyorum.
Film hakkındaki yorumlar nasıl?
Filmden çıkan herkes güzel şeyler söylüyor. Sosyal medyada da; 'çok komikti' ve 'harikaydı' gibi yorumlar okuyorum. Komik bulunmak ve insanları eğlendirmek çok güzel bir duygu.

İLKİNDEN DAHA KOMİK
Sizce izleyici bu filmi neden sevdi? Çünkü bizden bir film. Doğu işleri genellikle seviliyor. Çoğumuzun kökeni Doğu'ya dayanıyor; yakın buluyoruz o coğrafyayı. Ayrıca filmde inanılmaz bir azim hikayesi var. Çok samimi olduğu için de seyirciyi yakaladığımızı düşünüyorum.
Bu film, ilkinden daha mı komik? İlk film Sermiyan'ın (Midyat) babaannesinin hikayesiydi. Hikayeyi anlatabilmek için daha çekimser davranmış olabilir. İkinci filmde daha rahattı. Çünkü hikayesini anlatıp karakterleri tanıtmıştı. Bu filmde o karakterlerin şovu vardı.
Sizin karakterinizin rolü de artmış. Bunu neye bağlıyorsunuz?
'Fehime' karakteri ilk filmde çok sevildi. Durum böyle olunca bu filmde ona biraz daha fazla yer ayrıldı. Bence çok güzel oldu.

ÇOK GÜZEL BİRİ DEĞİLİM
'Fehime'nin bu kadar sevilmesinin sebebi ne?
Biz toplum olarak dobra, atarlı- giderli insanları seviyoruz. 'Fehime' öyle bir karakter. 'Fehime'; çirkin, biraz ezik, zavallı, çocuğu olmuyor, kocası tarafından beğenilip sevilmiyor... O da bütün öfkesini çirkeflik yaparak ortaya çıkarıyor. 'Fehime'nin, görünüşüne ve acınacak halde olmasına rağmen kendini ezdirmemesi seyirciye güzel geliyor.
Herkesi dış görünüşle değerlendirmemek gerektiğini vurguluyor, değil mi?
Tabii ki. Biz herkesi dış görünüşe göre yargılıyoruz ama öyle olmaması gerekir. 'Fehime' belki çok çirkin ama bir o kadar da temiz kalpli, iyi niyetli ve saf bir kadın.
Çirkin bir karakteri oynamak sizin için zor muydu?
Benim için çok zor değildi. Malum; ben de o kadar güzel olmadığım için... (Gülüyor).
Kendinizi çirkin mi buluyorsunuz yani? Ortalama bir Türk kadınıyım diyelim. Çirkini oynamak çok zevkli, çok eğlenceli. Güzel çok göreceli bir kavram ama çirkin, herkese göre çirkindir. Çirkini oynamak bir şeyin arkasına saklanmak ve kamufle olmak gibi. O yüzden ben çok eğlendim bu rolde.
Karakteri nasıl yarattınız?
Karakterle ilgili ipuçları senaryoda vardı. Gözleri çok az görüyor, 12 numara gözlük takıyor, kulakları ağır işitiyor ve bir ayağı aksıyor. Beni en çok zorlayan gözlük kullanmaktı.

'FEHİME' BİLE EVLENDİ, BEN EVLENEMEDİM
'Fehime' var olma mücadelesi mi veriyor?
'Fehime' çirkin ama şanslı. 'Allah çirkin talihi versin' derler ya... Bana vermedi bir türlü ama 'Fehime'ye vermiş. (Gülüyor) 'Fehime' bile evlendi, ben evlenemedim.
Evlenemediğiniz için rahatsızlık mı duyuyorsunuz?
Rahatsızlığı ben değil, annem duyuyor.
Siz evlenmeyi istemiyor musunuz?
İstiyorum tabii ama kısmet. Belki biri, beni de 'Fehime' gibi evleneceği kişiyle karıştırır! Böylece ben de evlenirim.
'Faruk', sürekli 'Fehime'yi aşağıladığı için eleştiriliyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
'Faruk' gibi dış güzelliğe önem veren çok insan var aramızda. 'Faruk' karakteri de onları temsil ediyor. Sermiyan bunu vererek çok güzel bir eleştiri yapıyor.

YAZARLIK OKURKEN OYUNCU OLDUM
Sizi İzmirli'siniz. İstanbul'a gelişiniz ve oyunculuk serüveniniz nasıl gelişti?
Dokuz Eylül Üniversitesi Dramatik Yazarlık Bölümü mezunuyum. Mezun olduktan sonra İstanbul'a geldim. İlk patronum İbrahim Tatlıses'tir. 'İbo Şov'un skeçlerini yazarak başladım. İstanbul'a geldikten beş yıl sonra BKM'ye girdim ve orada oyuncu oldum.
BKM'ye nasıl dahil oldunuz peki?
Rıza Kocaoğlu benim kuzenim, dayımın oğlu. Aynı okuldan mezun olduk. İstanbul'a benden sonra gelmişti ama BKM'ye önce o girdi. Sonra da beni, Yılmaz Abi'yle (Erdoğan) tanıştırdı.
Rıza Kocaoğlu'nun torpiliyle oldu yani...
BKM Mutfakta 20 kişilik bir ekip vardı. Ben 21'inci kişiydim ve tek yazardım o ekipte. Yılmaz Abi de "Sen de çık sahneye. Bu eğitimden geçen herkes hem yazmalı, hem oynamalı" dedi. Ben sahneye o sayede çıktım ama yazar olduğum için çok rahattım.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.