X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Devlet 'oyna' dedi ben de oynadım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Devlet 'oyna' dedi ben de oynadım

  • Giriş Tarihi: 10.12.2013

Üç yıl ara verdiği tiyatro sahnelerine 'Sokak Kızı İrma' müzikaliyle dönen Ragıp Savaş: Devlet memuru olduğum için 'Bu oyunda sen oynayacaksın' dediler. İsmimi astılar, ben de oynadım. Şarkı söyleyebiliyor olmam, seçilmemde büyük etken oldu sanırım

Haldun Dormen'in 55 yıl aradan sonra sahneye koyduğu 'Sokak Kızı İrma' adlı oyunda iki farklı karakteri canlandıran Ragıp Savaş; oyunu ve sahnelere neden üç yıl ara verdiğini anlattı...

HALDUN DORMEN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN!


Sahnede olmayı özlemiş misiniz?
Evet, çok özlemişim.
Neden sahnelere üç yıl ara verdiniz?
Çok ağır bir bel rahatsızlığı geçirdim. Bel fıtığı olmuşum. Onun tedavisi neredeyse iki yıl sürdü. O yüzden bırak oyun oynamayı; yürüyemiyordum bile.
Şimdi nasılsınız?
Çok daha iyiyim ama daha kontrollü davranıyorum. Her zaman dikkat etmek zorundayım. Bizim tiyatrocuların meslek hastalığıymış bu; sürekli ayakta olmaktan, yanlış hareketten kaynaklanıyormuş.

DÜŞÜNMEK BİLE BENİ ÜZÜYOR

Zorlanıyor musunuz bu oyunda? Bu oyunda zorlanmıyorum ama bundan sonrası için soru işaretleri var kafamda. Çok daha hareketli ve zor bir oyun söz konusu olduğunda nasıl altından kalkacağım bilemiyorum. Bunu düşünmek bile beni üzüyor.
'Sokak Kızı İrma'da rol almanız nasıl oldu?
Devlet memuru olduğumuz için "Sen oynayacaksın" dediler. İsmimi astılar; oynadım. Şarkı söylüyor olabilmem en büyük etken oldu sanırım. Çünkü maalesef genel anlamda şarkı söyleyip dans edebilen oyuncu çok yok. Ben bu tür rollerde çokça yer aldığım için avantajlıyım. O yüzden bu tür müzikallerde ilk akla gelen isimlerden biri olmam normal. Keşke eskisi gibi fazla müzikaller olsa da oynasak. Ben çok seviyorum müzikalde yer almayı.
Oyun, başladığından beri kapalı gişe oynuyor. Nasıl yorumlar alıyorsunuz?
Kasım ayının ilk haftasından beri oynuyoruz. Çok güzel tepkiler geliyor. Seyirci beni özlemiş, ben de seyirciyi özledim. Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nda oynuyoruz ve burası benim yuvam. Mimar Sinan'dan mezun olduktan sonra kendimi burada buldum. Zeliha Berksoy okulda hocamızdı; biz de onun sayesinde buranın kurucularından olduk. Burada çok emeğim, çok hatıram var. Seyirciyle de aile gibiyiz burada. Özellikle benim rol aldığımı duyup gelen insanlar var. Hatta bir oyunda, aynı sitede oturduğum 80 arkadaşım geldi. Bu oyunda dans var, müzik var, eğlendiriyor ve çok düşündürmüyor.

HAMLET BİZDEN GEÇTİ!
Neden? İnsanlar maalesef çok fazla düşündüren oyunları tercih etmiyor. Kafalarını yormak, düşünmek istemiyorlar çünkü televizyon ve bilgisayar gibi istediklerine hemen ulaşabildikleri bir alet var karşılarında.
Böyle mi olmalı sizce; doğrusu bu mudur?
Değildir tabii ki. Tiyatro düşündürmeli, sorgulamalıdır. En basit oyunun bile düşündürdüğü şeyler vardır. Tiyatronun seyircisi hiç bitmez. Ama seyirci kolaya çok alıştı. Tiyatrolar da, seyircinin bu durumunu göz önünde bulundurup kolay oyunları seçmeye ve sahnelemeye başlıyorlar. O yüzden ciddi bir seviye düşüklüğü var.
Bu anlamda 'Sokak Kızı İrma' nasıl bir yere oturuyor peki?
'Sokak Kızı İrma'; müzikal olarak baktığınızda eli yüzü düzgün, sağlam kotarılmış, büyük emek harcanmış, Haldun Dormen gibi bir ustanın uyarlayıp yönettiği bir oyun. Seyirci de çok memnun, biz de çok memnunuz.
Ne anlatıyor oyun?
Tarlabaşı'nın arka sokaklarında geçiyor; sokak kızı 'İrma'ya aşık olan erkeğin, onu elinde tutma mücadelesi diyebiliriz. Ben de 'İrma'ya aşık olan ve onun kendisinden başka sadece bir erkekle birlikte olmasına izin veren 'Metin' ile o izin verdiği adam olan 'Çetin' rolündeyim oyunda. İki roldeyim ama çok zorlanmıyorum. Beni daha zorlayan roller olsa keşke. Henüz beni zorlayan bir rolle karşılaşmadım.
Oynamak istediğiniz bir Hamlet rolü vardı; hala istiyor musunuz?
Artık yaşlandık, Hamlet bizden geçti. (Gülüyor)

İSTANBUL ŞIMARIK BİR ŞEHİR
Kızınız Nil'e kardeş düşünüyor musunuz?
İstanbul gibi şımarık ve doyumsuz bir şehirde çocuk büyütmek maddi anlamda çok zor. Bunun hesabının sorulması gerektiğini düşünüyorum. Herkesin bizim kadar para kazanma şansı yok ama çocuklarını okutma hakkı var. Dolayısıyla ikinci çocuk maddi açıdan bizi korkutuyor.

HALDUN DORMEN GERÇEK BİR İSTANBUL BEYEFENDİSİ
Haldun Dormen'le ilk defa çalışıyorsunuz değil mi?
Evet. Yaklaşık 25 yıllık bir kariyerim var ama Haldun Abi'yle ilk kez denk geldik. Çok mutluyum bu açıdan. Centilmen ve gerçek bir İstanbul beyefendisi. Çok sempatik, sıcakkanlı bir insan. Uzun bir çalışma evresi geçirdik. Bu süreçte kimseyi kırmadan, çok kibar çalıştı. Kendisine zaten çok büyük saygı, sevgi duyuyordum, oyunla birlikte baba-oğul ilişkisine döndü aramızdaki ilişki. 85 yaşında işine bu kadar enerjiyle aşık biri olmak, takdir edilecek bir şey. Haldun Dormen, Türk tiyatrosu için bir tarih. Ondan öğreneceğimiz çok şey var.

BENİM İÇİN ÖNCE HAYAT SONRA SANAT
25 yıllık kariyerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Su gibi geçmiş yıllar. Kariyerime bakınca; 10-11 film, sekiz-dokuz dizi ve 30'a yakın oyunda rol almışım. Tiyatrodan hiç kopmadım. Yaptığım dizi sayısı, rol aldığım oyun sayısından az olmasına rağmen seyirci beni hiç bırakmadı.

KAÇIRDIĞIN ANIN TELAFİSİ YOK

Hayatınızda bir hedefiniz var mı?
Seneye meslekte tam 25 yılım dolacak. Bir oyun sahneye koymak istiyorum. Onun dışında basit ve dürüst bir hayat yaşamak istiyorum. Hayattan başka hiçbir beklentim yok. Her şey iş değil. Bir baba olarak kızımla, ailemle ve hayatla olan ilişkimi de kontrol etmem lazım. Bu hayata bir daha gelmeyeceğiz, bu yaşları bir daha yaşamayacağız; o yüzden geç olmadan bulunduğum anın keyfini çıkarmaya çalışıyorum. Önce hayat, sonra sanat. Çünkü kaçırdığın anın telafisi yok.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.