X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kafa olarak 50 yaşındayım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kafa olarak 50 yaşındayım

  • Giriş Tarihi: 24.12.2013

'Seksenler'deki başarılı oyunculuğuyla dikkat çeken Begüm Öner: Değerlerine ve geleneklerine çok bağlı biriyim. Kafa olarak 40-50 yaşındayım. Yaşamadığım bir dönem ama kendimi 80'li yıllara aitmişim gibi hissediyorum

Henüz 24 yaşında bir oyuncu olan Begüm Öner, TRT1'de yayınlanan 'Seksenler' dizisinde, 'Elvan' karakteriyle ekrana geliyor. Yaşamadığı bir dönemi, bu dizi sayesinde keşfettiğini söyleyen Öner, GÜNAYDIN'ın sorularını yanıtladı...
Bugüne kadar sizi birçok dizide ve reklam filminde izledik. Sizin için dönüm noktası 'Seksenler' mi oldu?
Ben 1989'da Almanya'da doğdum; 2.5 yaşındayken Türkiye'ye döndük. 5'inci sınıfa giderken, bir reklam için çekilen fotoğraflarım billboard'ları süslemişti. Bunu, oyunculuğa attığım ilk adım olarak nitelendirebilirim. O günlerden beri içimde hep gösteriler yapma isteği vardı. Sonra reklamlar ve diziler devam etti. Üniversitede istatistik okudum; sayısal okuduğum için konservatuvara gitmek hiç aklıma gelmedi. Dijital Film Akademi'de oyunculuk dersleri aldım, sonra da Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ne gittim. Ondan sonra 'Melekler Korusun', 'Arka Sıradakiler', 'Bez Bebek', 'Tılsım', 'Dayı' dizilerinde oynadım. 'Seksenler'in de kariyerime büyük etkisi oldu.

DERSLERİMİ AKSATMADIM
Aileniz oyuncu olmanızı destekledi mi?
Her zaman kendi kararlarını veren biri oldum ama ailem de hep yanımdaydı. Ailem, her konuda bana destek oldu. Beni izlemeyi çok seviyorlar. Oyunculuk yaparken, okulumu aksatmayacağımı da biliyorlardı. Çekimlerde olduğum halde, asla derslerimi aksatmadım.
Siz 80'li yılları hiç yaşamadınız. Nasıl bir duygu o yılları canlandırmak?
Müthiş bir duygu. Ben o yılları hiç yaşamadığım için, bana o dönemi bir milyon kişi de anlatsa anlayamazdım. Kitaplardan okumak, o yıllardaki duyguyu anlamaya yetmez. O döneme ait bir rolü canlandırmak, 80'leri anlamamı sağladı. Bu dizi sayesinde o yılları yaşamış gibi oldum diyebilirim. Şimdi bir mahallede tek bir telefon olması, komşuluk ilişkileri, ailenin akşam yemeklerinde bir masada toplanması, dayanışma gibi konuların önemini gerçekten anlıyorum. En önemlisi de; elimizde sürekli telefon olmamasından dolayı, birbirimizi dinlemenin ve anlamanın ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Şimdi arkadaşlarımla bir araya geldiğimizde hepsinin elindeki telefonları topluyorum. Artık bölünmeden sohbet edebiliyoruz. Onları da alıştırdım bu duruma. İletişim eskiden daha güzelmiş. Şu an iletişim hızlı gibi görünse de, eskiden insanların diyalogları daha kuvvetliymiş.
Peki, 80'lerde yaşamak ister miydiniz?
Çok isterdim; çok gelenekselci bir kafam var, aileme ve değerlerime inanılmaz bağlı biriyim. İlişkiler benim için çok önemlidir. Kafa olarak 40-50 yaşındayım diyebilirim. O yüzden, o dönemde yaşamayı çok isterdim. Çünkü ben kendimi o döneme ait hissediyorum.

MATEMATİĞE AŞIĞIM

Üniversitede istatistik okumuşsunuz. Mesleğinizi yapmayı düşündünüz mü?
İstanbul Ticaret Odası İstatistik Şubesi'nde staj yaptım. Sabah 9-akşam 5 yaşadım bir süre. Bir odanın içinde hesap kitap yaptım. Oyunculuğu 10 yaşında deneyimlemiş biri olarak, Ticaret Odası'ndaki stajım sırasında iki meslek arasındaki farkı anladım.
O zaman ne istediğiniz konusunda daha önce kararsızdınız...
Oyunculukta usta değilim ama ucundan da olsa tecrübem var. Bugüne kadar güzel işler yaptım. İstatistik stajım, ne istediğimi anlamama yardımcı oldu. 'Ne istiyorum ve ne yaparsam mutlu olacağım?' diye sordum kendime. Bir odaya kapanıp sabah 9-akşam 5 çalışmaktan mutlu olmadığımı anladım ve çok sıkıldım. Fakat istatistiği çok seviyorum; matematiğe aşık biriyim. Okuldayken, beş sene elimde hesap makinesi ile dolaştım. Her şeye matematik kafası ile bakıyorum. Hayat, zaten matematik demek. İlkokuldayken minibüse bindiğimde, şoförün bir ayda kazandığı parayı hesaplıyordum deli gibi.

HER ŞEYE SALDIRAN BİR YAPIM YOK
10 yaşından beri kamera önündesiniz. Uzmanların da tartıştığı bir konu bu; şöhret olmak, çocukları olumsuz etkiliyor mu?
Ukalalık olarak algılanmasın ama ben ne istediğini bilen bir çocuktum. Hiçbir zaman hayatta her şeye saldıran bir yapım olmadı. İnandığım ve istediğim yolda ilerledim hep. Hiçbir zaman oyuncu olacağım da demedim. 'Hem üniversiteye gideceğim, hem de oyunculuğu deneyip öyle karar vereceğim' dedim. Başka şeylere kapılıp eğitimimi ihmal etmedim. Çocukken de bu meslekte kötü etkilenebileceğim bir şeyle karşılaşmadım.

'ELVAN' SAF BİR KIZ

Peki sokakta tanınmak nasıl bir duygu?
Herkes tarafından sevilmek çok güzel bir şey. Dışarıda hep güzel tepkilerle karşılaşıyorum. 'Melekler Korusu'nda kötü bir karakteri canlandırıyordum; sadece o dönem bir grup gencin tepkisi ile karşılaşmıştım sokakta. 'Bez Bebek'te de şımarık ve kötü bir kızı canlandırmıştım. O dönem tedirgin olmuştum. 'Seksenler'deki 'Elvan' ise saf bir kız, dolayısıyla herkes çok güzel yaklaşıyor bana.

PARA BENİ KORKUTUR
"Para, insanın hayatını sürdürebilmesi için çok önemli bir unsur. Para kazanmaya mecburuz ama diğer yandan para, insanlardan çok şey götürüyor ne yazık ki. O yüzden para beni biraz korkutur."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.