X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Andropoz dönemini her erkek yaşarmış
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Andropoz dönemini her erkek yaşarmış

  • Giriş Tarihi: 26.2.2014

Eski eşiyle yeniden bir araya gelen Tarık Pabuççuoğlu, "Evliliğimizin 30'uncu yılında başka bir kadına aşık olup eşimden boşandım. Andropoz dönemini her erkeğin yaşayabileceğini de böylece anladım" diyor

Oyuncu Tarık Pabuççuoğlu, kendisiyle ilgili merak edilenleri Esquire dergisinin 'Hayattan Ne Öğrendim?' köşesine anlattı:
1949 doğumlu haşarı bir çocuktum. Mahallenin çocuklarını ben organize ederdim. Hayatta hep 'elebaşı' olmam gerektiğini öğrendim.
İlkokul yıllarımda Samatya'da otururduk. O yıllarda 'Marshall Yardımı' vardı. Amerika'dan peynir gelirdi. Rengi hafif pembeye kaçardı. Okuldaki beslenme saatimizde zorla yedirirlerdi o peyniri. Hatta bir kız arkadaşımız vardı; ağlaya ağlaya yerdi. Peynir zevkimi köreltti o peynir! Halen farklı şekli ve rengi olan peynirleri yiyemem. Hayatın dramatik yanını o peynirle öğrendim.

TESADÜFE İNANIRIM

Babam ilkokul mezunu bir adamdı. Ama hem ağabeyimi, hem de beni Galatasaray Lisesi'ne yazdırdı. Elebaşı ve haylaz tarafım tabii ki devam etti. Dolayısıyla hiç de bir 'Hababam Sınıfı' modeline uymayan bu okula o kadar adapte oldum ki, tam 10 yılda bitirebildim.
Ağabeyim her dönem takdir alır, ben de ya uzaklaştırma ya da uyarı alırdım. Sosyal ve yaratıcı tarafım etkin olduğu için çok arkadaş edindim. Benim o yıllarda öğrendiğim en önemli şey; her kesimden insanla her ortamda paylaşımda olabilmek... Çünkü sınıfta oturduğum sıranın bir tarafında Burhaniye'den gelen ve mezun olana kadar aynı ceketi giymek zorunda kalan burslu bir öğrenci, diğer tarafında da bugün Türkiye'nin en zengin adamlarından biri olan bir çocuk oturuyordu.
Tesadüflere ve şansa inanmayı öğrendim. Hayatımdaki en önemli detaylardan biri de mimarlık eğitimi almış olmam. Ama tabii akademide mimarlık okumak için resim çizebilmek gerekir. O güne kadar hayatta resim çizmiş değildim! Neyse, liseden mezun olduğum yıl akademinin resim kurslarına gitmeye başladım. Bu arada Ferhan Şensoy ve Ali Taran ile aynı kurstaydık. Derslerin nasıl geçtiğini siz düşünün!

TEKRAR EVLENMEDİK

Eşimden sabırlı olmayı öğrenmek isterdim. Hiçbir zaman bu konuda başarılı olamadım.
Evliliğimizin 30'uncu yılında bir başka kadına aşık olup eşimden boşandım. Sekiz yıl ilişki yaşadık. Ama bunu da, hayattaki en yakın arkadaşım olan eşime dürüstçe söyledim. Dürüst olmam gerektiğini, bu andropoz dönemini her erkeğin bir gün yaşayacağını öğrendim. Ama önemli olan, bu dönemi en düzgün şekilde atlatmamız gerektiğidir. Bir de kadınları aldatmamak gerektiğini öğrendim.
Jenerasyon farkından dolayı o ilişki yürümedi. Eski karıma nasıl dönebileceğimi düşünürken, gittiğimiz bir kır düğününde sahneye çıkıp ilan-ı aşk ettim. Evlenmedik. Halen sevgilim! Beş yıldır çiçeği burnunda aşıklarız! Bir kadına düzgün bir sevgili olmayı öğrendim.
Boşandıktan sonra bulaşık yıkamayı öğrendim! Şu anda en sevdiğim şey bulaşık yıkamak!

HAYAT ÇALIŞMAYI ÖĞRETİ
Babamızın işi tekstildi. Ağabeyim Fransa'dan döndükten sonra babamızın işinin yanında bir atölye açmayı teklif etti. O atölye, 30 yılın sonunda büyük bir tesis haline geldi. Hayat bana çalışmayı öğretti.
Babamdan, hiçbir şeyin aşırısına kaçmamam gerektiğini öğrendim. Yemek yiyorsan çok yeme! İçki içiyorsan çok içme! Bir de bankalarla çalışmamam gerektiğini öğütlerdi. Her şeyde de haklıydı.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.