X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Her role emeklemeyi öğrenen bebek gibi hazırlanıyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Her role emeklemeyi öğrenen bebek gibi hazırlanıyorum

  • Giriş Tarihi: 22.6.2014

Oyuncu Ayça Bingöl, canlandırdığı her karakterin farklı zorlukları olduğunu söylüyor: Bütün roller eşit miktarda zor. Her yeni role başlarken emeklemeyi öğrenen bir bebek gibi hissediyorsunuz. Prova sürecinde çok acemi ve çaresiz oluyorsunuz

Rol aldığı 'Samanyolu' ve 'Öyle Bir Geçer Zaman ki' dizileriyle dikkat çeken Ayça Bingöl, ardından Uğur Yücel'in filmi 'Benim Dünyam'da Beren Saat ile rol aldı. Son yılların aranılan oyuncuları arasına girmeyi başaran Bingöl, tam bir tiyatro aşığı... Sahnede gerçeklik ve samimiyetin olduğunu belirten ünlü oyuncu, iyi oyun ve oyunculardan da her zaman ilham aldığını ifade ediyor. Ayça Bingöl; Petals dergisine, oyunculuk aşkını ve güzellik sırlarını anlattı…

Konservatuvar yıllarınızı nasıl hatırlıyorsunuz?
Çok idealist, çok genç, çok tecrübesiz, çok taze olduğum dönemlerdi. Maceraya açık, çılgın bir zaman ve hayatımın en eğlenceli dönemi olarak hatırlıyorum o dört seneyi. Tiyatro; çok kalabalık olmayan, samimi bir eğitim süreciydi.

DERS ÇIKARIYORSUN
Bugüne kadar oyunculukla ilgili en büyük ve sizin için en önemli dersi kimden aldınız?
En önemli dersi kendi deneyimlerimden aldım sanırım. Tiyatrodan bahsediyorsak; sahne üzerindeki gerçeklik, samimiyet, kimseyi kandıramama durumu benim için büyük dersler oldu. Yüreğini ortaya koyarak yaptığın oyunculuk mutlaka seyirciyle buluşuyor. Orada seyirciden o geri dönüşü alınca, kendine de ders çıkarmaya başlıyorsun.

Oyuncu olmakla ilgili sizi en çok heyecanlandıran şey nedir?
İyi oyunları, iyi oyuncuları sahnede görmek bana her zaman büyük keyif ve ilham vermiştir. Böyle anlara tanık olduğumda mesleğimi daha çok severim, müthiş heyecan duyarım.

KENDİMDEN BESLENİYORUM
Bir oyuncu olarak hangi duygulardan güç alıyorsunuz?
Kendimin dışında bir şeyden beslenmem pek de mümkün değil. Ben Ayça olarak kimsem ve hayatta nasıl bir varoluş biçimine sahipsem, oradan yürüyorum. Oynadığım her role de oradan yaklaşıyorum. Donanımlarım, tecrübelerim, sevinçlerim; hepsi oynadığım rollerde harmanlanıyor.

Bugüne kadar hazırlandığınız en zor rol hangisiydi?
Bütün roller eşit miktarda zor. Bir ayrım yapamam çünkü her yeni role başlarken emeklemeyi öğrenen bir bebek gibi hissediyorsunuz. İlk sahneye çıktığınızda prova sürecinde her zaman çok acemisiniz. Her zaman çok çaresizsiniz. O yüzden her rolü çıkartma süreci aynı sancılarla geçer.

Televizyon sizin için nasıl bir deneyim oldu? Tiyatro ve televizyonu nasıl karşılaştırırsınız?
Tiyatro, televizyon, beyaz perde gibi işimi yaptığım mecralar var. Ben üçünde de en iyi şekilde işimi yapmaya çalışıyorum. Televizyon ve beyaz perdede bu iş yönetmenin tekelinde. Sizin oyuncu kimliğinizi ve kendi sözünüzü ortaya koyacağınız yer, daha ziyade tiyatro oluyor.

Sanatın diğer dallarıyla aranız nasıl?
Eğer oyuncuysanız, sanatın diğer dallarıyla da doğal bir ilişki geliştiriyorsunuz. Bir müzik tınısı, iki nota; size bir role dair ipucu verebilir ya da bir şarkı, çekeceğiniz bir sahnedeki duyguyu içselleştirmenize yardım edebilir. O yüzden her sanat dalının bana hissettirdiği duyguyu almaya çalışırım ama resimden çok iyi anlarım diyemem. Hepsiyle olabildiğince iç içe bir hayat yaşamaya çalışıyorum.

HER ZAMAN DOĞALLIKTAN YANAYIM

Bir kadın olarak gelenekselleşmiş güzellik anlayışına nasıl bakıyorsunuz?
Öyle bir güzellik anlayışını ciddiye almıyorum çünkü herkesin yaradılıştan gelen bir ışığı, tarzı ve gözlerinden geçen bir enerjisi olduğunu düşünüyorum.

Güzelliğinizi nasıl koruyorsunuz?
Doğallıktan yanayım ve en büyük bakımın temizlik olduğuna inanıyorum. Cildimin her zaman temiz olmasına özen gösteririm. Sette çok uzun saatler boyunca makyajlı kalıyor cildim, o yüzden gündelik hayatta hiç makyaj yapmam. Set sonrası da derinlemesine peeling ve ardından nem maskesi uygularım. Cilt bakımımı genelde evde yaparım.

DOKTOR OLMAK İSTERDİM
Yaşadığınız şehirle nasıl bir ilişki içindesiniz? İstanbul size ne veriyor ya da sizden ne alıyor?
Moda'da doğdum ve büyüdüm. Hâlâ da burada yaşıyorum. İstanbul çok büyük bir şehir, benim görmediğim onlarca yeri var. Bu şehrin içinde çok başka hayatlar var. İstanbul'un benden aldığı en önemli şey ise zaman... Bu şehir hep zamanımı çalıyor. O yüzden İstanbul'a bazen kızıyorum ama bir taraftan da bu şehirden vazgeçemiyorum. Kültürlerin bu kadar iç içe olduğu, her dinden, her ırktan, her mezhepten bu kadar insanın bir arada yaşadığı bir şehir burası. Tarihin ana damarlarından biri İstanbul. Şehrimizin biraz daha kıymetini bilsek, ona biraz daha iyi ve özenli davransak çok mutlu olacağım.

KESKİN CEVAPLARIM YOK
Bu hayatta sizi en çok ne mutlu eder?
Bu benim için çok keskin bir soru oldu çünkü benim hayata dair hiçbir zaman bu kadar keskin cevaplarım olmadı. Her gün farklı bir şeyden mutlu oluyorum. Bir gün havanın harika oluşu beni mutlu ederken, diğer bir gün kalabalıklara karışmak, başka bir gün ise yalnız kalmak bana keyif veriyor. n Oyuncu olmasaydınız hngi mesleği yapardınız? Eğer oyuncu olmasaydım doktor olmayı isterdim.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.