X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çat diye Zuhair Murad sahibi olunur mu?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çat diye Zuhair Murad sahibi olunur mu?

  • Giriş Tarihi: 27.7.2014

Bugün bir Zuhair Murad gelinlik sahibi olabilmenin detaylarını anlatmak istiyorum size. Çat diye gidilir mi? Tak diye diktirilir mi? Buyrun, okuyun... Önümüzdeki günlerde İpekyol Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaydın'ın kızı İpek Ayaydın evleniyor. Düğüne sayılı günler kaldı. Düğünün en merak edilen yanı da; elbette gelinin o gece giyeceği gelinlik... Kişiye özel dikilmiş bir Zuhair Murad gelinlik de birçok genç kızın hayallerini süslüyor. İşte bu hayalini gerçekleştirenlerden biri de İpek...

SAĞLAM BİR REFERANS LAZIM
Peki dünyaca ünlü bir tasarımcıya nasıl gelinlik diktirilir? Öncelikle çat diye kapısına gidilmiyor; ya Beyrut ya da Paris'teki couture atölyesini arayıp randevu alıyorsunuz. Zuhair Murad ile birebir görüşmek istiyorsanız, referansınızın sağlam olması gerekiyor. İşi tanıdıklarla çözmelisiniz yani. Zaten Murad, her zengin insanın çat kapı gidip çalışabildiği bir tasarımcı değil. Görüştüğünüz anda samimiyet kurabilirseniz, sizi defilesine davet edip sezon trendlerini görmenizi istiyor. İpek de böyle yapmış. İki kere defilesine gidip gördüğü modellerden ilham alarak, kendi vücut ölçülerine en uygun olan modele karar vermiş. Neticede, ortalama sekiz ay Beyrut-Paris arasında mekik dokuyorsunuz. Ardından Murad, düğün günü sizinle beraber oluyor ve sizi o özel an için hazırlıyor. Ayrıca kendisi düğününüzün baş misafirlerinden biri oluyor. Hem gelinliğe sahip oluyorsunuz, hem de Zuhair ve ekibinin elleriyle hazırladığı bir gelin oluyorsunuz. Bunun için 60 bin-200 bin Euro'yu gözden çıkarmanız gerekiyor. Ee bir Zuhair Murad sahibi olmak zor bir işmiş, değil mi? Unutmadan, Vakko Wedding House'da, Murad'ın hazır tasarımları da mevcut.

ŞEZLONG MUHABBETLERİ
Şezlong muhabbetlerinde de bayram coşkusu yaşanıyor. İşte muhabbetin dibine vurulan şezlonglarda haftanın gündemi...

* Azeribükü mü, Türkbakü mü? Geçtiğimiz günlerde Azeri işadamlarının Bodrum'daki yatırımlarını ifade etmek için 'Azeribükü' tanımı ortaya atılmıştı. Hemen ardından Bodrumlu tatilciler, Azeribükü'ne bir alternatif yarattı: Türkbakü... Şezlonglarda, 'Azeribükü mü yoksa Türkbakü mü kulağa daha hoş geliyor?' diye oylama yapılıyor.

* SUP yoga yapalım mı? SUP yoga; 60'larda Hawaii kumsallarından dünyaya yayılan, tam da bu sıcakta yapılacak en eğlenceli spor. Yaza uygun yeni bir yoga trendi de denebilir. Kürek sörfünün yoga ile bir araya gelmesi ile ortaya çıkan SUP; dalganın olmadığı her denizde ve gölde yapılabiliyor. Kombine bir kardiyo ve idman sunan SUP'a bir de yoga eklenince, müthiş bir performans ortaya çıkıyor. Bu yeni trendi, birçok sörf okulunda hatta İstanbul'da bile deneyebilirsiniz. İstanbul Windsurf Center'a bir göz atın.

* Arda, İbiza'ya gidiyor Ricky Martin'e benzerliği ile ilgi çeken Fenerbahçe'nin yeni transferi Brezilyalı Diego Ribas, şezlong kadınlarının yeni gözdesi. Ee konu futbol olunca, Arda Turan'ın da 5N1K'sını yapmadan olmaz. 'Nerede yahu Arda, kayıplarda mı?' diyen meraklılar için Arda'yı aradım. Arda, şu an kamp arası verecek ve hemen ardından İbiza'ya tatile gidecek. Arda, BodrumÇeşme sahillerine bu ara düşmez. Gerçi Arda bu, sağı solu belli olmaz...

İSTANBUL'DA NELER OLUYOR?
* #mocistanbul hashtag'i, bizim mahallenin en meşhur kahvecisi Moc'a (Ministry of Coffee) ait. Modern kahvehane kültürüne ters köşe bir mekan olan Moc'un içi mahalle kadınları ile dolu. Ellerinde dizüstü bilgisayarlarıyla çalışıyorlar, bir yandan da 'cold brew' demleme kahvelerini yudumluyorlar. Mekanın en çok satan kahvesi de bu zaten. Buzla demlenen, kafein oranı çok düşük, bol aromalı bir kahve... Nişantaşı Şakayık Sokak'a yolunuz düşerse, Moc'u mutlaka keşfedin.

* Moc'un raflarında, Esen Kitap'tan çıkan 'Kişisel Gelişim Zırvaları' adlı bir kitap elime geçti. Kahvemi yudumlarken, kitaba şöyle bir göz attım. Yüzümü güldüren ve bu dönemime cuk oturan bir kitapmış. Kitaba göre ego; en kötü özgüven hilebazıdır. Egolarını tatmin etme ihtiyacı duyan insanlar; sınır tanımaz, yalan söyler, çalar, öldürürler. Özellikle bizim toplumumuza musallat olan bu hastalık, 'Elalem ne der?' şeklinde kendini gösteriyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.