X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Önümde uzun yıllar varmış gibi hayaller kuruyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Önümde uzun yıllar varmış gibi hayaller kuruyorum

  • Giriş Tarihi: 9.8.2014

15 Ağustos'ta Harbiye Açıkhava Sahnesi'nde konser vermeye hazırlanan Erol Evgin, "Müzik hayatımda 45 yılı su gibi geçirdim. Çok şükür hayalini kurduğum her şeyi yaptım. Önümde uzun yıllar varmış gibi hayaller kuruyorum" diyor

Türk pop müziğinin efsane isimlerinden Erol Evgin, 15 Ağustos'ta Harbiye Açıkhava Sahnesi'nde konser vermeye hazırlanıyor. Müzik hayatında 45 yılı geride bırakan Evgin, sahnedeki başarısının sırrını "Seyirciden her zaman bir saniye önde olacaksın. Kararsız davranmayacaksın" sözleriyle özetliyor. Bir önceki konserinde başlattığı 'Kardeş Aile Kampanyası'yla Soma'da yetim kalan çocuklara destek olmak için 241 dostuna mektup yazdığını söyleyen Evgin'le konserini ve müzik hayatını konuştuk...

KONSER TOPLU BİR EĞLENCE

Sayısız defa sahne aldığınız Açıkhava Tiyatrosu'nda konser vermek ne hissettiriyor size?
İstanbul'da çok fazla konser verecek alan kalmadı. Kalan en önemli konser alanlarından biri Harbiye Açıkhava Sahnesi... Orada çok güzel konserlerim oldu. Eskiden Rumeli Hisarı'nda konser verirdik. Keşke yeniden açılsa... Yakın zamana kadar Kuruçeşme Arena'da da konserler veriyorduk ama artık orası da yok. O yüzden de Harbiye Açıkhava çok önemli bir mekan.

15 Ağustos'ta vereceğiniz konserin içeriğini biraz anlatır mısınız? Nasıl bir konser olacak?
Benim yıllardır sahnede yarattığım bir illüzyon var. 40 yıldır anılara fon müziği olmuş; Melih Kibar-Çiğdem Talu şarkılarını hep bir ağızdan söylüyoruz. Yine öyle olacak. Ayrıca anılarımızı yansıtacağımız bir barkovizyon hazırladık. Şarkıları görsellikle de destekleyeceğiz. Ben seyirciyle paylaşımda bulunmayı seviyorum. Anılarımı anlatıyor; şakalar, espriler yapıyorum. Beraber gülüp beraber hüzünleniyoruz. Konseri toplu eğlence olarak görüyorum.

İzleyenler sahne performansınızdan çok etkileniyorlar. Bunun sırrı nedir?
Evet, dediğiniz gibi beni ilk defa izleyenler, tabii hâlâ kaldıysa, çok eğleniyorlar. Güzel vakit geçiriyorlar. Sahne performansımın etkileyici olmasında müzikallerin çok katkısı oldu. 80'li yıllarda Haldun Dormen'le dört yıl müzikal yaptık ve 1 milyon kişiye müzikal izlettik. O yüzden sahne dinamiğini, zamanlamayı iyi bilirim. Bu işin sırrı; her zaman seyirciden bir saniye önde olmaktır. Bazı şarkıcılar sahnedeyken elini, ayağını nereye koyacağını bilemez. Dönüp "Evet sırada ne var arkadaşlar?" diye orkestraya sorarlar. Hiç öyle kararsız, ne yapacağını bilmeyen bir tavrım olmadı.

Sizi sahnede 'Hep aynı esprileri yapıyor, aynı fıkrayı anlatıyor' diye eleştirenlere ne diyorsunuz?
Sahne şovumun bir iskeleti var. Akışı güncele göre değiştirip yeni espriler katıyorum ama anılarımı nasıl değiştireyim. Cem Yılmaz da aynı esprileri yapıyor her gösterisinde. İlk zamanlarında Şener Şen'in tavsiyesiyle gidip izlemiştim onu. Sohbet ettik. "Bir aydır hep aynı şeyleri yapıyorsun diyorlar bana" diye biraz endişeliydi. "Sakın değiştirme; bildiğin yoldan devam et. Aynısını yap" demiştim. İyi yaparsan, aynısını yapmanın bir sakıncası yok. Bundan şikayetçi olanların da çok fazla olduğunu düşünmüyorum ki konserlerim hep dolu oluyor.

SANATÇILARIN EGOSU ŞİŞİKTİR
Ajda Pekkan'la Muazzez Abacı yıllar sonra birlikte sahneye çıkarak çok güzel tepkiler aldılar. Sanat dünyasında büyük isimlerin bir araya gelmesi neden bu kadar zor sizce?
Sanatçılar çocuksudur, egoları da şişik olabilir. Küçük şeylere takılarak alınganlıklar yaşayabilirler. Bu normal ama onları bir araya getirecek organizasyon eksikliği var. Çünkü bu, sanatçının yapacağı bir şey değil. Eskiden bunlar çok daha sıklıkla yapılırdı. Ama maalesef günümüzde bu tür organizasyonlar olmuyor.

45 yılık sanat hayatında şunu da yapmazsam gözüm açık gider dediğiniz bir şey var mı?
Zaten gözümüz açık gidecek. İnsanın gözü doymuyor. 45 yıl su gibi geçti. Çok şükür hayalini kurduğum her şeyi yaptım. Önümde çok uzun yıllar varmış gibi hayaller kuruyorum.

241 DOSTUMA MEKTUP YAZIYORUM
Önceki konserinizde 'Kardeş Aile Kampanyası' başlatmış ve Somalı üç çocuğun manevi babalığını üstlenmiştiniz. Kampanya şu anda ne boyutta?
Bu elim felaket olduktan 60 gün sonra projeyi başlatmak için Soma'ya gittim. Ailelerle tanıştım. Soma Kaymakamlığı'yla 'Kardeş Aile' projesini hayata geçirdik. Burada maddi destekten çok, manevi destek önemli. Devletimiz ve bazı belediyeler maddi destek sağlıyorlar ama o çocukların daha ötesine ihtiyacı var. Şimdi daha fazla kişiye yardım etmek için çalışmaları hızlandırdım.

Ne yapmayı düşünüyorsunuz?
İnsanlar bir şey yapmak istiyorlar ama kiminle, nasıl muhatap olacaklarını bilmiyorlar. Biz burada aracı konumundayız. Soma Kaymakamlığı'yla kişileri görüştürüp aradan çekiliyoruz. Onlar doğrudan iletişime geçiyorlar. 301 şehidimizin 60 kadarı bekardı. Geri kalan 241 şehidimizin 432 yetim kalan evladı var. Şimdi ben 241 dostumu birer aileyle muhatap etmeyi istiyorum ve bunun için mektuplar yazıyorum.

Bu dostlarınızın içinde sanat dünyasından isimler var mı?
Var tabii. Şu an 10 aileye kardeş aile bulduk. Emel Sayın'a, Ajda Pekkan'a, Sezen Aksu'ya ve Nilüfer'e mektup yazdım. Böyle bir şeye gönülden destek olacaklarına inanıyorum. Çocuklarımız geleceğimiz. Bizim bunları yapmamız lazım. Biz bir ray döşedik. İnşallah dostlarımın da katkılarıyla amacımıza ulaşacağız.

SANATÇI SİYASETE ALET OLMAMALI
Bu tür sosyal sorumluluk kampanyalarında sanatçıların farklı bir misyonu oluyor değil mi?
Tabii ki. Sanatçılar göz önünde olan ve mesajları kamuoyuna çabuk ulaşan, birleştirici ve bütünleştirici gücü olan insanlardır. Sanatçıların günlük politikaların içine girmeden, ülkenin birlik ve beraberliği adına bu tür kampanyalarda yer alması çok doğal.

Sizce sanatçı apolitik mi olmalı?
Hayır, apolitik olmamalı. Mutlaka politik bir görüşü olmalı, ama günlük siyasete alet olmamalı. Ben 45 yıldır günlük politikanın içinde yer almadan sanatımı icra etmeye çalışıyorum. Hiçbir dönemin ve partinin adamı olmadım.