X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hayatımı kimsenin gözüne sokmuyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hayatımı kimsenin gözüne sokmuyorum

  • Giriş Tarihi: 1.11.2014
Hayatımı kimsenin gözüne sokmuyorum
Hayatımı kimsenin gözüne sokmuyorum

Nazan Öncel, şöhreti çok ciddiye almadığını söylüyor: Günlük hayatımı, herkes gibi kafama göre yaşıyorum. Hayatımı kimsenin gözüne sokmuyorum. Ünlü olmayı kafaya takmazsanız, her şey daha iyi gidiyor

Ünlü şarkıcı ve besteci Nazan Öncel, kendisini Tarkan ile yeniden bir araya getiren 'Hadi O Zaman' şarkısıyla adından söz ettiriyor. Ünlü müzisyen, müzik sektörüne bakışını ve hakkında bilinmeyenleri OT dergisi için kaleme aldı:
Aslında makul ölçülerde yaşıyorum. Gündelik hayatımı herkes gibi kafama göre sürdürüyorum ama bunu yaparken biraz korumacı davranıyor olabilirim. Sadece hayatımı kimsenin gözüne sokmuyorum, hepsi bu. Bu da bana çok normal geliyor.
Güne iki lokma bir şey yiyerek başlayıp sonra kendimi stüdyoya atıyorum. Bu, ya bir resim çalışması oluyor, ya da stüdyo kaydı; ya aranjman çalışması ya vokal kaydı falan oluyor. Benim 'Açılın bakayım, şarkıcınız geldi' dediğim bir lüksüm hiç olmadı. Bir şarkının her detayını yazar, öyle teslim ederim aranjöre. Bu yüzden gün dediğin geçip gidiyor.

AKŞAM KEPENKLERİ İNDİRİYORUM
Müzik yapmadığım günler resim yapıyorum. Gelenim gidenim hiç eksik olmaz. Misafirim varsa çalışmam. Akşamları kendime saklıyorum; biraz televizyon seyreder, yatmadan önce mutlaka en az bir saat kitap okurum. Daha düne kadar gecem gündüzüme girerdi, çalış babam çalış; 'Aman sabahlar olmasın' durumları. Son bir yıldır akşamüstü kepenkleri indirip "Nazan kaçar" diyorum. Böylelikle hayata zaman ayırabiliyorum. Bir akşam yemeği, sinema, tiyatro; işte bizi mutlu eden küçük şeyler bunlar. Arada bir üç-beş günlüğüne yurt dışı veya yurt içinde bir yerlere, köylere giderek "Tebdili mekanda fayda vardır" deyip kendimi hoş tutuyorum.
10 yıldır İstanbul'a yakın Kemerburgaz'da yaşıyorum. Çocukluğunu zaman zaman köyde geçiren biri olduğumdan uyum sorunu yaşamadım. Aksine şehre indiğim zaman nefes alamıyormuşum gibi oluyor.
'Popüler müzik nereye gidiyor?' diye soracak olursak; artık hiçbir yere gidemiyor. Öyle çok cover yapılıyor ki; bu da tıkanma noktasına gelindiğini gösteriyor. Rock müzik arabeske evrildi, pop müzik zaten bitti. İyi şarkılara ihtiyaç var. Yeni bir şey arıyor kulağımız, ruhumuz. Artık onun peşine yeniden düşmenin zamanıdır.
Benim için değerli olan türkülerimizdir. Pop müziğe bu kadar öncelik tanımak da doğru gelmiyor. Gecenin 2'sine kadar Vivaldi dinlesek de, bir yerden sonra mastika çalsa kalkıp oynayan bir toplumuz biz. Böyle de bir gerçek var işte.

TARKAN HER ŞARKIYI GÜZEL OKUR

Tarkan'ın çok iyi bir yorumcu olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir şarkı onun sesinde bambaşka güzel oluyor. Bir insan her şarkıyı mı güzel okur; Tarkan okuyunca öyle oluyor.
Ben perdelerin arkasına saklanıp kendini yere atıp ölü taklidi yaparak çocuğunun sevgisini sınayan bir anneydim. 18'inden 37 gün aldığında anne olan bir kadından söz ediyorum. Oğlum Serkan'la beraber büyüdük, her şeyi birlikte öğrendik. Hani derler ya 'Ben çocuğumla arkadaş gibiyimdir' diye, bu sözün tam hakkını verebilecek bir ilişkiydi bizimki. Bu durum; sanat ile annelik arasındaki gerilimi aşağıya çekerek normalleştirdi. Aradaki yaş farkı az olunca çocuğunu daha iyi anlayabiliyor insan. Bu bir avantajdı.
Ünlü biri olmayı çok ciddiye almazsanız, her şey daha iyi gidiyor. Bu altın formül gibi bir şeydir diyebilirim. Şöhret uçucu bir şey; bugün var, yarın yok. Paçayı kaptırdın mı seni de ele geçirir, hayatını da kontrol altına alır. Kim olduğun değil, ne yaptığın önemli sanırım.
Çalışmak yaşam biçimi haline gelince başka bir şeyin eksikliğini hissetmiyorsun. Bir baktım ki, koskoca 20 yıl uçup gitmiş. Resmen uçmuş yani. Dedim ki, "Kızım hayat bir karış, uyuma!" Şimdi kafa nereye, ben oraya...

AŞK OLSA BELA, OLMASA YARA
Kim olursan ol, eksikliği halinde ihtiyaç duyulan bir şeydir aşk. Olsa bela, olmasa yara durumları. Günümüzde işler yolunda gitmediği zaman iki kişiden biri hemen karşı kaldırıma geçebiliyor. Belki de olması gereken budur ama ben bu duyguya yabancılık çekiyorum. Onca zaman emek vermişsin, tanımaya çalışmışsın, tam da 'Bu bana uyar' derken; ayakkabı ayağını sıkıyor diye bir daha giymiyorsun. Tamiri mümkünse onarmak daha doğru.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.