'Modayı takip etmek cesaret işi'

Giriş Tarihi: 22.11.2014
'Modayı takip etmek cesaret işi'
1962 yılında katıldığı artist yarışmasını kazanan Filiz Akın; sinemamızın her zaman sarışın, masum, şehirli kızı olarak anıldı. Ankara Koleji mezunu olması, bildiği yabancı diller ve Avrupai fiziğinden ötürü kendisinden beklenenler doğrultusunda, Batı ülkelerinde hızla değişen moda akımlarını Türkiye'deki kadınlara tanıttı.

RAHATLIK ÖNEMLİ

Akın'ın en büyük özelliği; bazen ek saçlar, bazen peruklar ile daha da gürleştirerek kabarttığı upuzun sarı saçlarıydı. Oysa Türk sineması için sarışın kadın demek; kötü niyetli, yuva bozan, filmin masum kızını ayartan fesat dişi karakter demekti. Akın ise Yeşilçam izleyicisine güzelliği ve zarafeti ile bal rengi saçları sevdirmiş bir yıldız oldu. Akın'ın kalın eyeliner kullanarak belirginleştirdiği ela gözleri ile dudaklarını bükerek ve başını yana eğerek konuşması da çok ünlü izleyiciler için. Filiz Akın hep çocuksudur. Çıtı pıtı bedenini ön plana çıkaran mini elbiselerini 1960'larda yeni yeni ortaya çıkan renkli külotlu çoraplar ile hareketlendirir. 1967'de kendi giyim zevki hakkında verdiği röportajında; yurt dışında kadınların sokaklarda severek giydikleri pantolon-ceket takımları, Türk kadınlarının ancak sayfiye yerlerinde ya da dağlarda, kırlarda giyebildiklerinden dert yanar. Oysa Yeşilçam'ın sarışın yıldızı, günlük hayatta rahat kıyafetlerden hoşlandığını ve bu sebeple pantolonun gardırobunda büyük önemi olduğunu söyler. Akın'ın diğer bir sıkıntısı ise en yeni moda akımlarının Türkiye'ye yavaş gelmesi ve Türk kadınları tarafından daha geç benimsenmesi olmuş. İngilizce bildiği için yabancı moda dergilerini dikkatle okuyarak yeni moda akımlarını rahatlıkla takip edebiliyormuş. Kendisinin 1967 yılı için sevenlerine önerdiği şey ise o yıllarda moda olan, astronotların giydiği kıyafetlerin benzeri, parlak gümüş ya da altın renginin yoğun kullanıldığı kıyafetlere rağbet etmemeleri olmuş. Bu kıyafetlerin modasının kısa bir süre içinde biteceğini söylemiş.

GERÇEKÇİ

Akın'ın 24 yaşındayken yaptığı moda yorumları gerçekçi. Çok sevdiği pantolonlar, koşuşturmaca dolu şehir yaşamında bizim en büyük kurtarıcılarımız oldu. Mini etekler hâlâ giyiliyor ve rengarenk külotlu çorapların modası her sonbahar sezonunda yeni desenler ile tekrar gündeme geliyor. Altın ve gümüş renkler günümüzde kullanılsa da bu renkleri kullanan kıyafetler ve aksesuvarlarda aşırıya kaçmak zevksizlik olarak görülmeye devam ediyor. Akın ise Türkiye'de hâlâ zarafetin sembollerinden biri olarak görülüyor. Kendisinin de dediği gibi; modayı takip etmek cesaret işidir. Akın, hep neyin moda olduğunu bilen, modayı kendine yakıştıran ve taşıyan bir sembol oldu...

10. YILA ÖZEL DEĞİŞİM


Benim için Bebek'teki Happily Ever After'ın yeri ayrıdır. O kadar eski müdavimlerindenim ki; her halini, deyim yerindeyse tüm evrimini adım adım izledim. Taner ve Ayşe Kucuroğlu çiftinin adı gibi masalsı mekanı, 10'uncu yılını kutluyor. Mekan 10'uncu yıldönümüne özel olarak yenilendi. Deniz tarafına yeni bir bar ilave edilen mekan, yeni dekorasyonu ile çok hoş oldu. Gecegündüz her an tanıdık birilerine rastlayabileceğiniz Happily Ever After'daki en büyük yenilik ise kendi bünyelerinde oluşturdukları kahve bar ve Micro Coffee Roastery. Yani dünyanın en iyi kahve çekirdeklerinden kendi kavurdukları kahveleri en gelişmiş kahve ekipmanlarıyla sunuyorlar. Zaten hemen girişteki La Marzocco Strada espresso makinesi göz kamaştırıyor. Taze kavrulmuş kahveyi dünyada en iyi şekilde espressoya çeviren bu makine, büyük fark yaratmış. Son dönemlerde şehirde bu konuyla ilgili zaten kıpırdanma vardı ama bence İstanbul'un en iyi kahvesi Happily'de! Happily'nin mis gibi taze kahve kokuları sayesinde Bebek'te Kolombiya havası esiyor.

TASARIMLARDAKİ PRENSES ZARAFETİ

Yakın arkadaşım İpek'in üzerinde çok şık bir ceket görmemle başladı her şey. Siyah ceketlere bayılan biri olarak, hemen markasını sordum ve Seçil Akkaya ismini ilk kez orada duydum. Daha sonra Instagram hesabına girip yaptıklarına baktım ve hepsini çok beğendim. Seçil'in atölyesi Anadolu yakasında. Bu bana daha da enteresan geldi çünkü biz, modayla ilgili insanların daha çok Avrupa yakasında olmasına alışkınız. Anadolu yakası sakinleri için Seçil'in atölyesi bulunmaz bir cevher bence.

SAÇA VE YÜZE GÖRE TASARIM

Seçil küçüklüğünde bulaşmış sahne işlerine ve birçok reklamda oynamış. Modaya ilgisinin de o yaşlarda başladığını söylüyor. Aslında iktisat okumuş ama sonrasında birtakım moda kursları ve workshop'larla kendini geliştirmiş. Dört yıldır modanın içinde ama modanın hızlı değişimine ayak uydurmak için koleksiyonlarını en az iki ayda bir mutlaka güncelliyor. Kişiye özel ve her zaman kullanılacak şeyler ürettiğini, bu yüzden müşterilerinin fikirlerini de dinlediğini söylüyor. Karşısındaki kişinin boyuna, kilosuna, saçına, yüz şekline bakıp ona göre parçalar tasarlıyor. Brokar, ipek tafta, dantel, deri ve krep en çok kullandığı materyaller. Seçil Akkaya, giydirdiği kadınların göz alıcı ama doğal ve asil olduğunu vurguluyor. Uyumlu renklerin, değişik kesimlerin ve havalı tarzın içinde hissedilen prenses zarafeti, benim onun parçalarına bayılma sebebim. Siz de bu parçaları merak ettiyseniz; www.secilakkaya.com.tr adresinden kendisini takip edebilirsiniz.
ARKADAŞINA GÖNDER
'Modayı takip etmek cesaret işi'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz