X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Serseri bir hayatım olsa bunları başaramazdım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Serseri bir hayatım olsa bunları başaramazdım

  • Giriş Tarihi: 24.5.2015
Serseri bir hayatım olsa bunları başaramazdım
Serseri bir hayatım olsa bunları başaramazdım

Hacettepe Üniversitesi'nde öğrencilik günlerine dönen ve 'Unutamadım' isimli yeni bir diziye başlayan Nurseli İdiz: Master yapıp üniversitede asistanlığa başvuracağım. Oradan yükselirim artık. Düzensiz yaşıyormuşum gibi bir imaj var ama ben sürekli çalışıyorum. Serseri bir hayatla tüm bunları başarmama imkan yok

Nurseli İdiz; yer aldığı dizi ve sinema filmlerinin yanı sıra eğitimini aldığı tiyatrodan da 34 yıldır vazgeçmeyen, her sene mutlaka bir oyunla kendini sahneye atan gerçek bir sanatçı. Zeki, güzel ve dobra olmasının dışında komplekssiz ve kendisiyle eğlenebilen bir kadın. Zaten bu özgüveni, tiyatro disiplininden geliyor olmalı. Bugüne kadar hakkında çok şey yazılıp çizilen Nurseli İdiz'le konuşup son noktayı koyalım istedik. İşte İdiz'in anlattıkları...

Duyunca çok şaşırdım, ikinci üniversiteyi okuyormuşsunuz...
Konservatuvardan sonra ikinci üniversiteye başlamıştım ama bırakmıştım. Şimdi, Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji-Sanat Tarihi Bölümü'nde okuyorum. Finallerim kaldı bir tek.

Üniversiteye dönmeye nasıl karar verdiniz?
Af çıktı; zaten dördüncü sınıfta bırakmıştım, akademik ortalamam çok yüksekti. 4 üzerinden 3.6'ydı. 'Bitir artık şu okulu' dediler, ben de gaza geldim.

Sınıf arkadaşlarınızla aranız nasıl? Gençlerle iyi anlaşabiliyor musunuz?
Çok enteresan ama sınıfta yaş sınırı ortadan kalkıyor çünkü aynı kaygıları yaşıyoruz. Sınıf arkadaşlarım kızım Elif'in yaşında, hatta ondan küçükler. Anneleri yaşındayım ama normal bir talebelik hayatı yaşıyoruz.

Yaştan da ziyade tanınan bir isim olarak oradasınız...
Başta şok geçirdiler ama alışınca Nurseli İdiz olmam, şöhretli olmam kalktı ortadan. Dersleri tartışıyoruz; 'Sen not alabildin mi?', 'Doğrusu neydi?', 'Ay ben kaçırdım' gibi diyaloglar geçiyor aramızda.

ÖMRÜMDE KOPYA ÇEKMEDİM

Kopya çekiyor musunuz sınavlarda?
Ömrümde çekmedim, çekemem yani. Şak diye belli ederim. Dedikodu yapan bir kızla beraber sınava girdik, kız da sınav gününü unutmuş. Ben o sınavda sekiz sayfa yazdım, 95 aldım. Demiş ki; "Kadına bak ya, bu yaşa gelmiş bizi mat ediyor burada." Sonra danışmanım da, benim başarılı bir öğrenci olduğumu söylemiş ona.

Diplomanızı aldıktan sonra okumaya devam etmeyi düşünüyor musunuz?
Evet, Kasım ayında master sınavına gireceğim. Bizim ailede çok akademisyen var, herhalde kan çekti.

Sonunda bir üniversitede hoca olarak göreceğiz sanırım sizi...
Zaten master'a başlayınca, asistanlığa başlıyorsunuz aynı zamanda. Asistanlıkla başlayayım, oradan yükseliriz artık. Oyunculukla ilgili hocalık yapıyordum ama artık akademik bir platforma oturtmak istedim.

Okullu olmak hayatınızı düzene soktu diyebilir miyiz?
Öyle bir imaj var ama sürekli çalıştığım için ne kadar düzensiz olabilirim? Koskoca üniversiteyi bitirmeye çalışmak bile bir düzen gerektiriyor. Öyle serseri bir hayat içinde bütün bunları başarmaya imkan yok.

Hakkınızda yapılan yorumlardan rahatsız olmuyor musunuz?
Yok hayatım, artık nesinden rahatsız olayım. Hele bir de internete bakarsan... Sanki genelevde çalışıyoruz. Bununla baş etmeye imkan yok.

CAN GÜRZAP'TAN ÖZÜR DİLEDİM

Alkolle anıldığınız dönemde, tiyatroda birlikte rol aldığınız Can Gürzap ile sorunlar yaşamıştınız, hatta size dava açmıştı. Şimdi görüşüyor musunuz?
Dava temyize gitti ama biz barıştık. Ben özür diledim. O benim hocam, her zaman saygı duyarım. Kimse sizin ne yaşadığınızı bilmek zorunda değil, dolayısıyla haklıydı.

Biraz da işten bahsedelim. Yeni bir diziye başlıyorsunuz...
'Unutamadım' adında, ayakları yere basan, harika bir proje. Onur Uğraş'ın kaleme aldığı kişiler ve hikaye çok gerçekçi. Milas'ta çekiyoruz, Adnan Güler yönetiyor. Toprak meselesiyle başlayan, aile içinde trajedilere neden olan, kıyılara yakın olmasına rağmen inanılmaz bir feodal düzenin yürüdüğü bir hikaye. Doğu değil, bir batı hikayesi. Bu tutucu düzenin insanlara neler yapabildiğini ve kaderlerini nasıl etkilediğini anlatıyoruz. Sosyal mesajı da olan bir iş.

Emrah ve Engin Şenkan ile uzun bir aradan sonra tekrar aynı projedesiniz...
'Kınalı Kar'da da beraberdik, burada da beraberiz. Zaten birçok yönetmen yan yana görmeye alıştığı oyuncularla çalışıyor. Ne kadar çok birlikte çalışırsan, o kadar iyi açılıyorsun ve daha da iyi üretmeye başlıyorsun. Oyuncular arasında birbirimize karşı güvenimiz artıyor. Tabii bu dizide başka çok iyi oyuncu arkadaşlar da var; çok iyi bir kadro gerçekten. Mutluyuz, umutluyuz, huzurluyuz.

5.5 MİLYON ÖDEDİM


Eskiye göre neler değişti?
Kendinizi daha huzurlu hissediyor musunuz? Ee tabi, yaş ilerledikçe olgunlaşıyorsunuz. Umursamıyorsunuz; 'Önümde az zaman kaldı, hayatı daha iyi değerlendireyim' diyorsunuz.

Alkol sorunu peki...
Alkolle ilgili bir sorunum yok; ben bipolar bozukluk hastasıyım. Alkol, bu hastalıkla paralel olarak ortaya çıkan bir sorundu. Aslında hastalığımın atakları sırasında, o atakları alkolle bastırmak gibi bir şey yapıyordum. Bunu yapmıyorum artık. Bipolar bozukluk, genetik bir hastalık ve bana çok geç teşhis konuldu. Zor bir hastalık; düşünsene, sürekli ruh durumunun değişmesini... Ya çok yükseliyorsun ya da dibe vuruyorsun.

Şimdi nasıl dengeliyorsunuz kendinizi?
İlaçlarımı kullanıyorum, terapiye gidiyorum. Teşhis konulunca, tedavisi de daha kolay oldu.

Sizin gibi bipolar bozukluğu olan oyuncu Orhan Şimşek, babasını öldürmüştü. Bu, sizi etkiledi mi?
O, ağır bir vakaymış. Yaşayan bilir, yaşamayan; "Aa delisi misin, şöhretli kadınsın, güzelsin, para kazanıyorsun" diyor. Öyle olmuyor her zaman. Bu, kanser gibi bir hastalık; kimisi çok ağır, kimisi hafif atlatıyor. Türk toplumu, ruhsal rahatsızlıkları kabul edemiyor. Mesela Robert Downey Jr. ve Catherine Zeta-Jones gibi Hollywood yıldızları da bipolar bozukluk hastası. Ben bir de iflas etmiştim; yıllarca 5.5 milyon lira borç ödedim.

Tamamen kurtuldunuz mu borçlarınızdan?
Evet, kurtuldum. Artık kapıma gelen bir banka yok.Yalılar falan vardı, hepsi gitti. Bunlar hastalığıma pek yardımcı şeyler değildi tabii. Şimdi sadece ev kiram, market masraflarım ve faturalarım var. Yine aynı standartta yaşıyorum ama mallarım gitti. Allah'tan mücevher veya marka düşkünü değilim.

Toplumun size yaklaşımı nasıldı?
Toplum, beni seviyor ama medya anlamamakta ısrarcı oldu. Ben de umursamamaya başladım. Tek bir noktada takılıp kalıyorlar; yaptıklarınızla ya da başardıklarınızla ilgilenmiyorlar. 34 yıldır her sene tiyatro yapıyorum, bu sene 'Dualar Kalıcıdır' oyunuyla sahnedeydik. Fakat size yapıştırdıkları etiket öyle gidiyor. Kafaya takarak yaşarsanız, ölmeniz lazım.

KIVANÇ İLE SERENAY ÖRNEK ALINMALI


Gençleri anlamakta zorlanıyorum. Kibir, kimseye fayda getirmez. 'Bir şey oldum' sananlar, sonra bunalıma giriyor. Kıvanç Tatlıtuğ ve Serenay Sarıkaya, çok çalışan çocuklar; 'Genciz, güzeliz, paralıyız' demeyip çalışıyorlar. Örnek alınmaları lazım. Benim yaşımda olup genç kız rolleri oynamak isteyenler var bir de. Acıklı durumlar var ama bende hiç öyle saçmalıklar olmadı.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.