X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Her yaşta mükemmel erkekler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Her yaşta mükemmel erkekler

  • Giriş Tarihi: 11.7.2015
Her yaşta mükemmel erkekler
Her yaşta mükemmel erkekler

Harper's Bazaar; her yaşta mükemmel erkeklere Yavuz Bingöl ve İbrahim Kutluay'ı örnek göstererek hayat öykülerini sayfalarına taşıdı...

'Bir sahil kasabasına yerleşmek istiyorum'

YAVUZ BİNGÖL YORUMCU-OYUNCU


Cihangir'de bir müzik okulundayız. Yavuz Bingöl'ün yakın zamanda açtığı bu okul, kendi deyimiyle 'müziğin iyileştirici gücünün' daha çok insana dokunmasını sağlayacak. Çalışma odasında bir fotoğraf asılı; Sean Penn'le beraber, Cannes Film Festivali'ndeler. "Üç Maymun filmi için gitmiştik. Rüya gibi bir geceydi" diye anlatıyor o günleri. Ciddi, hatlarına baktığınızda ondan beklemediğiniz çocuksu bir ifade var yüzünde.

'SENİN YÜZÜN ÇOK SİNEMA'
Çocukluğundan başlayarak genlerinde yazılı müziğin peşinden giderken bir anda sinemanın, tiyatronun içinde buluyor kendini. "Ziya Öztan bir gün bana bakıp 'Yüzün çok sinema' dedi. Ne dediğini anlamadım. Müzik terimi değil ya." Bundan bahsederken yüzünden yine aynı naif, çocuksu bulut geçiriveriyor. '"Yüzün kameraya çok yakışabilir' diyerek beni Cumhuriyet filminde oynattı. Mustafa Kemal'in yaverlerinden birini canlandırdım." Sonra 'Salkım Hanım'ın Taneleri' geliyor. Bu iki önemli projeden sonra dizi ve film teklifleri gelmeye devam edince artık müzik yaşamına paralel gitmeye, hatta sık sık onun önüne geçmeye başlayan bir kariyeri daha oluyor: Oyunculuk. Bingöl, ilkokulu beş farklı şehirde bitirdiği çocukluğunu; "Küçükken ilk fark ettiğim şey göçtü. Babam öğretmendi ve o tayin oldukça kara trenlerle diğer şehre giderdik. Trenler tıka basa dolu olurdu" cümleleriyle anlatıyor.

TAKIM ELBİSEYLE RAHAT EDİYOR
O günlere dair en net anılarından biri; her evde, her şehirde onlarla olan radyonun sesi ve radyoda çalan şarkılar. "Annem sazını alır duyduğu şarkıyı çalmaya başlardı" diyor. Bingöl'ün annesi Şahmsenem Bacı, 70'li yıllarda popüler bir ozan. "Ben aşıklarla, ozanlarla büyüdüm. Annem bazen beni konserinin son türküsüne ortak ederdi" diyerek anlatmaya devam ediyor. Bingöl, 1979'da İzmir Devlet Konservatuvarı'na giriyor. Yemek boykotu, ders boykotu derken okuldan atılıyor. 80'lerde bir orkestra kuruyor, bir dönem annesiyle sahne alıyor. Ve ardından yola tek başına devam etmeye karar veriyor. İlk albümü 'Sen Türkülerini Söyle' çok başarılı oluyor. Bu başarının ardında türkülere getirdiği taze soluk, müzikal farklılık dikkat çekiyor. Bingöl tarzıyla ilgili şunları söylüyor: "Piyanoyu çok severim. Türküleri de piyano ve bağlama eşliğinde söylerdim. Konservatuvarda ise hocalarım hep kızardı 'Hiç piyanoyla türkü çalınır mı' diye." O, içinde yaşadığımız zengin coğrafyanın ezgilerine aşık bir adam. "İnanılmaz bir coğrafyada yaşıyoruz. Sting geliyor buradan bir ozan buluyor ve beraber müzik yapıyorlar" diyor. Onu Cannes Film Festivali'ne götüren 'Üç Maymun' gibi filmlerde, '72. Koğuş' gibi önemli bir oyunda, hatta Broadway'de Charlie Chaplin gibi devlerin sahne aldığı tarihi bir salonda Keşanlı Ali Müzikali'nde oynamış olsa bile kendisini en iyi, en olduğu gibi hissettiği yer; sahnede şarkı söylediği an. Bu yüzden şimdi müziğin iyileştirici, bir araya getirici gücünü açtığı müzik okuluyla yaymak istiyor. Bingöl'ün kendisini içinde en rahat hissettiği kıyafet takım elbise. Bunda babasının onu küçükken bile çok şık giydirmesinin etkisi büyük... atv'deki 'Aşk Zamanı' dizisiyle ilgili "Senaryoyu okuduğumda diğerleri içinden hemen sıyrıldı. Naif, hoş bir hikaye" diyor. Dizide bir kabadayı, ölüm döşeğindeki karısına verdiği söz üzerine bir sahil kasabasında, kızlarıyla yeni bir hayata başlıyor. Bingöl, kendi geleceğini de sahil kasabasında görüyor ve "Bir gün küçük bir deniz kasabasına yerleşmek istiyorum. Tabii ki Ege'de bir yerde" diyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.