Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kendini beğenmezsen geri zekalısındır

Giriş Tarihi: 1.11.2015
Kendini beğenmezsen geri zekalısındır

Sunucu, oyuncu ve işadamı Murat Başoğlu, 10 parmağında 10 marifet olan isimlerden. Bir resim sergisi açmayı planlayan Başoğlu, sportmen ve fit haliyle de dikkat çekiyor. Ünlü oyuncu: "Beğenilmemek hoşuma gitmiyor. Kendini beğenmezsen, geri zekalısın demektir. Biraz kendini beğeneceksin…" diyor

Murat Başoğlu için 'Çocukluğumdan beri tanıdığım isimlerden biri' desem yeridir. Şebnem Dönmez ile birlikte sunduğu 'Sabah Şekerleri' programıyla girdi hayatımıza… Evlendikten sonra şov dünyasına veda etmişti ama sonunda daha fazla dayanamadı ve soluğu tekrar ekranlarda aldı. Hatta artık oğlu da, babasının izinden gidiyor. Murat Başoğlu, sportmen hali ve fit görüntüsüyle yıllara meydan okuyor… Başoğlu ile her gün spora gittiği Acarkent'teki Coliseum Yaşam Kulübü'nde buluştuk…
10 sene kadar ekranlardan uzaktınız. Uzaklaşma sebebiniz neydi?
Herkes 'Eşi istedi, bıraktı' diyor ama öyle bir şey yok, ben bırakmak istedim. Birkaç sene televizyon projeleriyle ilgilenmeyecektim, başka projelerim vardı. O arada reklam ajansı kurdum; onun başında durdum, baktım ki 10 yıl geçmiş.
Televizyon dünyasına tekrar dönüş nasıl gerçekleşti?
'Benzemez Kimse Sana' adlı programa katılmam için aradılar. "Harika, ben bu programı çok sevdim" dedim ama yarışmacı değil, sunucu olarak yer almak istedim. Programda, Seyfi Dursunoğlu ile birlikte beklenmedik bir ikili olmuştuk. Bu benim şansım işte; Seyfi Bey benim hayatıma keşke 20 yıl önce girseydi, o zaman televizyonu bırakmazdım. Benim hayatımdaki, bu geri dönüş hikayesindeki başrol oyuncusu Seyfi Dursunoğlu. Çünkü gerçekten, sahnede kendini var etmenin içerisinde başkasını da var edebilen bir insan.
Seyfi Bey, size hiç nasihatte bulundu mu?
"Yaptığınız işin bir oyun, bir şov olduğunu unutursanız; kendinizi kaybedersiniz" demişti. Biz de bunu çok dengeli yaptık. Çünkü birbirimize çok güvendik, inandık. Şimdi hâlâ bana gelen projelerde "Seyfi Bey ile birlikte miyiz?" diye soruyorum. Hakikaten zekasına ve enerjisine hayranım.
Sunuculuğun yanı sıra 'Çilek Kokusu' dizisiyle setlere de geri döndünüz…
Oyunculuğu hep istedim ama bu proje korktuğum bir işti… Çünkü daha evvel boyu kadar çocukları olan bir babayı hiç oynamamıştım.

RESİM SERGİSİ AÇACAĞIM

'Sabah Şekerleri' programınızdan itibaren ciddi bir hayran kitlesine sahiptiniz. Peki, 10 yıl bunun eksikliğiyle nasıl yaşadınız?
Ego sahibi değilim. Bir tarafta eşim, çocuğum ve şirketim; diğer tarafta şov dünyası var. Spor yapmayı, arkadaşlarımla muhabbeti seviyorum. Ben bir dizi karakterinin arkasına saklanarak kendimi sevdirmedim ki! Böyle bir sürü sanatçı var; oynadığı karakterleri biliyoruz ama günlük yaşamda tek kelime konuşmuyorlar.
Sunucu, oyuncu ve işadamı... Hepsi bir arada nasıl oluyor?
Yine yaratıcılık üzerine bir şey yapıyorum. Reklam ajansımın da kreatif tarafındayım; çizen, fikri veren benim. Mesela evde atölye kurdum, bir yandan da resim yapıyorum ve birkaç sene içerisinde sergi açmayı düşünüyorum. Şu an hiçbir tablomu satmadım, o yüzden hobi ama bir gün satın alınırsa 'Sanat yaptım' derim.
Şu işadamlığınızdan bahseder misiniz biraz, neler yapıyorsunuz?
Reklam ajansım vardı, dört yıldır da bir tasarım şirketi sahibiyim. Benim ve şirketimdeki tasarımcıların tasarladığı ürünleri dünyadaki pek çok havaalanında satışta görebilirsiniz; 14 farklı şehir için tasarım yaptık. Daha evvel Çin'de bir fabrikanın üretim bölümünü satın aldık ve üretimleri orada yaptık.
Firma sahibi olarak müşterilerle tanıştığınızda şaşırmıyorlar mıydı?
Tanınırlıktan dolayı güven veriyorsunuz ya da 'Bu ne anlar bu işten?' diyorlar. Eleştiriye açık biri olmadığım için çok fazla toplantılara girmiyorum. Tasarımlarım gayet özgün, kimseden çalmam. Hatta iki tane de Kristal Elma Ödülü aldık. Ödül bir ölçü değil ama billboardlar'da kendi işlerimi gördüğümde mutlu oluyorum.
Ben de kendi işlerimi gördüğümde mutlu olurum ama bizim gibilere 'Egolu' diyorlar…
Kendini beğenmezsen, geri zekalısın demektir. Biraz kendini beğeneceksin.
Spora düşkünlük, fit olmak falan hep dikkat çekmek için değil mi?
Aslında epey kilo almıştım. Fiziğim bozulmuştu, yorgundum; daha iyi olmak için spora başladım. İki yıl spor yaptım ama taş gibi bir adam olamadım. Sonra 'Bu Hollywood starları nasıl taş gibi oluyor? Bu adamlar da 40 yaşında, ben de 40 yaşındayım ama niye bunlar gibi olmuyorum?' dedim. 'Olursun' dediler; çalıştım, Hollywood starları gibi oldum. Az önce "Ne hoşuna gitmiyor?" dedin ya; beğenilmemek hoşuma gitmiyor ve bu beğenilmeme durumundan dolayı kimi zaman çok hırslı olabiliyorum. Evden çıktıktan sonra kendimi beğenmezsem, eve döner üstümü değiştiririm.
Bu kadar beğenilen biri olup da görüntüsüyle kavga eden biri olmanız çok tuhaf…
Bilmiyorum; ben kendimi beğenmediğim zaman, kimin ne beğendiği önemli olmuyor. Belki biraz da akıl hastalığı diyebiliriz. (Gülüyor) Aslında bu, ruhla alakalı bir durum. Aslında ben kendimi beğenmediğim gün, ruhumu beğenmiyorumdur, kılık-kıyafet de bunun sebebi oluyor.
Kıvanç Tatlıtuğ ile kıyaslanmak hoşunuza gidiyormuş…
Daha yeni bir jenerasyon, idol bir adam ve herkes ona hayran. Beni, onun karşısına koymaları çok hoşuma gitti. Ondan yaşça büyük ve onun yaşlarında da şöhret yaşamış olmama rağmen; onun kariyeriyle ilgili bir sürü şeyden kendime ders çıkardığım oluyor. Bir de Murat Boz... İkisini de hayranlıkla izliyorum ve çok başarılı buluyorum.

ARKADAŞINA GÖNDER
Kendini beğenmezsen geri zekalısındır
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz