X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ben müziğin esnafıyım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ben müziğin esnafıyım

  • Giriş Tarihi: 26.12.2015
Ben müziğin esnafıyım
Ben müziğin esnafıyım

Kargalar Kafeste isimli grubun kurucusu Suat Kamçılı: Anadolu tüccarı gibi hareket ediyorum. Grupta yaşlı insanlar olduğu için istekler bitmiyor ama her zaman son sözü ben söylüyorum. Ben müziğin esnafıyım

Dean Martin ve Frank Sinatra hayranı olan reklamcı Suat Kamçılı, Kargalar Kafeste isimli bir grup kurdu. Ünlü reklamcı, grup üyelerini seçerken 50 yaş üzeri olmasına özen gösterdi. Suat Kamçılı ile kurduğu müzik grubu hakkında konuştuk...
Kargalar Kafeste isimli grubu kurma fikri nasıl gelişti?
İzmir'de yaşadığım dönemde takıldığımız Bekri Bar adlı bir mekan vardı. O dönemlerde birçok sanatçı ve gazeteci oraya takılıp vakit geçirirdi. Her akşam bir araya gelir ve farklı konulardan sohbet ederdik. Müzik gruplarıyla ilgili konuşurken, aklıma bu fikir geldi ve emekli olduktan sonra bu grubu kurdum.
Grubun adı neden Kargalar Kafeste?
Karga deyince aklımıza sesi kötü bir kuş geliyor, aslında iyi dinlerseniz sesi çok güzeldir. Kargayı; efsanevi ve uzun ömürlü oldukları için kullandık. Eski günleri düşündüm ve müziğe aşina olduğum için grubun adını böyle koydum.
Grup üyelerini seçerken nelere dikkat ettiniz?
En önemli kriter; herkesin 50 yaş üstü ve kendi dalında önemli sanatçılar olmasıydı. Üyelerin canlandırdıkları sanatçılara hem fiziksel, hem de ses olarak benzemesine dikkat ettim. Frank Sinatra ve diğer karakterleri canlandıracak uygun kişileri bulmak tam beş yılımı aldı.

HERKES YABANCI DİL BİLİYOR

Grupta yaş ortalaması yüksek, zor olmuyor mu?
Grubun yaşlı olması, performansın alçak veya yüksek olduğu anlamına gelmiyor. Non-stop şarkı söylüyorlar, gösteri ortalama 2.5 saat sürüyor. Biz eskiye dönük insanlarız, dijital değiliz ve köklerimizi hatırlamamız gerekli.
Bu kadar üyeyi nasıl idare ediyorsunuz?
İş hayatımdan tecrübelerim sayesinde Anadolu tüccarı gibi hareket ediyorum. Hepsini aynı anda mutlu etmek çok zor. Grupta yaşlı insanlar olduğu için istekler bitmiyor ama her zaman son sözü ben söylüyorum. Ben müziğin esnafıyım.
Üyelerin yaşlı olması ileride sizi nasıl etkileyecek?
Gruptaki üyelerin hepsinin bir yedeği var. En büyük derdimiz birinin hasta olması. Çünkü iyileşmesi biraz zaman alıyor. O yüzden gençlere çok yatırım yapıyoruz, bunun için gece gündüz çalışıyoruz.
Nasıl bir şov yapıyorsunuz?
Sahneye çıktığımız mekanlara ve ortama göre değişiyor. Üyelerin hepsi yabancı dil biliyor. Konuklar arasında İspanyol, İtalyan veya Latin varsa; o gün onların lisanında şarkı söylüyüyoruz.
Diğer gruplardan farkınız nedir?
Programlarda altı değişik dilde performans sergileyebiliyoruz, bizim en büyük avantajımız bu. Sahneye çıktığımız Pera Palas'ta dünyaca ünlü birçok isim bizi dinledi. Bizim gruptaki en büyük gayemiz Türkiye'nin reklamını nasıl daha iyi yaparız olmuştur. Bize miras kalan müzikleri, Neşat Ertaş'ı ve Aşık Veysel'i korumak zorundayız. Bunu gelecek nesillere aktarmam için bana mülkünü bağışlayanlar var.
Günümüzde yapılan müziği nasıl buluyorsunuz?
Müziğimiz ilerleyemiyor. Çünkü tembel insan çok. 25 şarkı yapan bununla yıllarca götürüyor. Şimdilere bakıyorum; hep 45'lik var ve sanatçılar bunları söylüyor. Artık birçok insan eski müzikleri özlüyor. Bu durum yapımcıların suçudur, biraz fazla para kazanmak için birçok yeteneği es geçiyorlar.
Kendize veliaht olarak kimi görüyorsunuz?
Ben Dean Martin hastasıyım, yola öyle çıktım. Müzik en büyük sermayemiz; sessiz film hoşunuza gitmez, fona verilen müzik sizi bağlar. Bu işe karşı sevgi, heyecan duymasaydım, para verip izlerdim. Sanatçılarımız profesyonel değil, eğitim almaları gerekiyor. O yüzden veliaht bırakacağım kimse yok, birgün bu işe istekli bir sanatçımız olursa düşünebilirim.

ANMA GECELERİ DÜZENLEMELİYİZ

Frank Sinatra ve Dean Martin sizin için ne anlam ifade ediyor?
Ben bu isimlere hayranlık duyarak büyüdüm ve grubu kurarken bu efsanelerin yolundan gittim. Sinatra ve Martin'i Türkiye'ye ben sevdirdim. Frank Sinatra 12 Aralık'ta 100 yaşına basıyor. Amerika'da bu isimleri anmak için özel geceler yapılıyor. Biz de böyle geceler düzenlemeliyiz. En büyük özelliğimiz kaybettiğimiz sanatçıları sahnede anmak.

EN BÜYÜK HAYALİM FRANK SİNATRA FİLMİ YAPMAK!

Bundan sonraki hayaliniz nedir?
Frank Sinatra'nın hayatını anlatan bir film çekmek istiyorum. Bu konuda bazı girişimlerde bulundum ve Sinatra'nın müziği bıraktıktan sonraki halini Mustafa Ceceli'ye oynatmak istedik. Mustafa tanıdığım en mütevazı sanatçı. Kendisine teklif götürdüğüm zaman, bana "Ben içki içmem" dedi. Ben de ona içki içmediği dönemi oynatmak istediğimi söyledim ve çok mutlu oldu.
Siz bir reklamcısınız. Bununla ilgili bir şeyler yapmak ister misiniz?
Ben ülkemizin reklamını yapmak istiyorum. Bazı artistlerimiz yabancıların filminde oynayıp smokin giyiyor, kendi filmlerinin tanıtımlarında ise don, gömlek giyerek gidiyorlar. Türkiye'nin dünyaca ünlü bir tane sanatçısı yok. Dünyaca meşhur olmak istiyorsan; Frankfurt, Amerika veya Fransa'da doğmuş olmak gerekiyor. Orhan Pamuk meşhur oldu. Çünkü New York'ta yaşıyor, ikametgah adresi ise Kanada.

SUNA YILDIZOĞLU GRUBUN MARILYN MONROE'SU

Suat Kamçılı, grup üyelerini şöyle anlattı:
Yalçın Özden: Bizde taklitleri ve gece akışındaki geyikleri yapıyor. Hemen makale yazabiliyor ve müzikle gaz veriyor. Bunları genellikle günlük ve doğaçlama olarak yapıyor.
Suna Yıldızoğlu: Grubun Marilyn Monroe'su... Dean Martin'e aşık olduğu için bu gruba geldi, belki Dean Martin bulunur diye bekliyor. Gö khan Abur: Grupta Frank Sinatra olarak yer alıyor. Sahnede; Sinatra, Tanju Okan ve daha birçok efsane ismin şarkılarını söylüyor.
Muzaffer Uludağ: Onun gibi bir sanatçı hiçbir yerde yok. Tom Jones'un tüm şarkılarını ezbere biliyor ve sesi iki ton yüksek. Sahnede mikrofon kullanmıyor, ancak sesini dünyaya duyuramamış.
Korkut Koray: Kendisi Latin, İtalyanca ve İspanyolca söyleyebiliyor. Türkiye'de yirmi yıl boyunca davul çaldırmışlar, sesi çok güzel; seyirci onu alkışladı.